Çocuk disiplininde süreklilik ve tutarlılık ister. Çocuğa kayıtsız kalırsak, çocuk tepki alamadığı için, dış dünyaya açıldığı zaman uyarıcı gönderdiğin de ne gibi tepkiyle karşılaşacağını bilmediğinden, önceden davranış kazanmadığından, çekimser kalkacaktır.
Çocukta ebeveyn ilgisizliği ve tutarsızlığı öz güven yetersizliği olarak ortaya çıkar. Çocukta girişimci ruhu öldürür. Ebeveyn ilgisi ve eğitimde tutarlık; kan kaybından ölecek hastaya kan vermek gibi çocuğu hayata döndürür. Çok hoş görü ve serbest yetiştirelim dediğimiz çocuk uygun iç kontrol mekanizmalarını ve iç denetimi geliştiremediğinden, davranışlarında yıkıcılık baskın olarak ortaya çıkar. Çocuğun eğitiminde ebeveyn çocuğun davranışlarına tepkiler koymadığında, enerjisini yapıcılığa yönlendirmediğinde, tepkiler koymadığında, çocuk dış dünyadan gelen, davranışları karşısında gelecek tepkiyi ölçemediği için; içindeki yıkıcı duygular faal olur. İşte yıkıcı duyguların faal olmasını önlemek için ebeveyn çocuğa davranışları karşısında tepkiler koyarak onu faydalı ve yararlı hale dönüştürebilir. Buda ancak ilgili ebeveyn ve tutarlı ve dengeli ebeveyn davranışları ile olur. Kurallarda tutarlı olmayışınız onun endişeli olmasına yol açar. Bazen çok yıkıcı bezende çok içe kapanık olmasını sağlar. Anne ve baba aynı davranış karşısında aynı tepkiyi koymalıdır. Yoksa çocuk ikilem karşısında kalır. Tutarlı olmayışınız onu terk edilmiş ve güçsüz olma hissine kapılmasına yol açar. Çocuk ebeveynin davranışlarına kayıtsız kalması ya çok yıkıcı faal durumda olacaktır ya da kendisine kayıtsız kalındığı için ilgi çekmek isteyecektir. Ya da çocuk sürekli endişe içinde olduğundan bir olay karşısında karar vermede zorlanacaktır. Endişe ve kaygı içinde hangi davranışı sergileyeceğini bilememektedir. Çünkü o konuda deney yapmamış. Belki deney yapmıştır ama yalnız ebeveyn kayıtsız kalmış tepki vermemiş, olumlu ya da olumsuz tepki alamadığı için çocuk davranış kazanamamış. Atacağı her adımı hesaplamakta ya alaya alınırsam ya aşağılanırsam, tecrit edilirsem, kınanırsam, dışlanırsam ve aptal durumuna düşersem ikileminde kalacaktır. Bu durumda çocuk girdiği toplum ile iletişim kurduğu dış dünyaya karşı çekingen ve içine kapanık olacak. Bazen sınıfta içine kapanık çocukların, evde çok özgür olduklarını anne ve babalardan işitiriz ve çocuğunuz topluluk karşısında içine kapanıktır. Dediğinizde ‘Ama biz evde önüne geçemiyoruz’ duyumları almaktayız. İşte evde çocuk çok özgür olduğunda ev ortamında tepki konmadığı için çocuk davranış, geliştirememektedir. Tanıdığımız binlerce çocuk vardır. Eğitimde tutarsızlığın diğer bir sebebi de anne babanın yanında evdeki diğer bireylerin aşırı serbest ve aşırı hoş görülü olması büyüklerin yanlış davranış doğru davranış gibi onaması. Bir gün bir cemiyette dedesinin ilk torunu olan A.. serbestliği o kadar ileri götürmüşler ki dedesinin kolunda bir cemiyet yerinde dedesi çocuk küfür ettikçe kahkaha atıyor beş yaşında ki çocuğun dede ve ahbapları ile onun davranışının iyi olduğunu gülmeleriyle onadıklarını söylüyorlar. Yanlış davranışı doğru diye onamak ileride ne problemler doğuracağını kestiremiyor, dede. Dedesine ne isterse aldırıyor. Aslında çocuk cin gibi derler ya öyle bir çocuktu. Yıllar sonra çocuk olaylara ve okulda derslere kayıtsız kalıyor, ciddiye alamıyor. Hatta babayla konuştum. Çocuğu babam bu hale getirdi o zaman aldı gitti, yanında dolaştırdı gezdirdi. Bir isteğini iki etmedi. Benim tek erkek torunun diyerekten bizde babamıza karşı koyamadık diye dert yandı. Lise eğitimini dahi tamamlayamamış. Şimdi nereye gitse dikiş tutturamıyor hiçbir işte uzun süre çalışmıyor.
Yaratıcı tarafından verilen tertemiz resim kâğıdına resim çizemeyen ve onu karalayan bizleriz. Suçlu kim bizler hep bizler yani büyükler. İşte sınırsız serbestlik içinde yetişen çocukta çekingenlik görülmektedir. Kendi yıkıcı duygularından korktukları için olaylar karşısında çekingen kalırlar. Sebebi aile zamanında davranışlarına olumlu ve olumsuz diyecek tepkileri koyamamıştır. Ve her şeyi çocuğa ödül vermekle oyuncaklar alıp akranları içinde şımartmak. Çocuğu yıkıcılık duygusunu faal hale getirir. Doğru ve yanlış davranışa tepki vermeyen ya da olumlu tepkiyle olumsuz tepkinin yerlerini değiştirip çocuğa kötü model olursak. Dış dünyada çocuk davranış sunamayacak içine kapanık olacaktır. Sebebi ise alacağı tepkinin olumlu ve olumsuz olduğunu kestirememektedir. İç dünyasındaki kontrol mekanizmasını kullanamamaktadır. Oto kontrol sistemini geliştirememektedir. Her davranışında bu endişeyi taşıyacaktır acaba olumlumu ve olumsuz mu? Diye ikilem içinde kalacaktır. Aşırı hoşgörü ve serbest kalan çocuk yıkıcı bir duyguya sahip olur. Duygularını kontrol edemez. Oto kontrol iç denetimini sağlayamaz ya da vurdumduymaz olur. Çocuğun duygularını olumlu davranışa dönüştürülmez ve enerjisini olumlu davranışa dönüştürülmez ise ebeveyn tepki koymayıp kayıtsız kalırsa kontrolü zor olan yıkıcı duyguları ortaya çıkar. Bu duyguya sahip olan çocuklar sürekli endişe içinde gergin ve sıkılgan. Nerede nasıl davranacağını bilmediği için hayatlarında, olaylar karşısında yargıya varamaz, fikir yürütemez, karar veremezler. Olaylar ve durumlar karşısında karasız olmakta ve hayattan da tat ve haz almamaktadırlar mutluluğu yakalayamamaktadırlar. Bunlar doğuştan getirmediği duygularıdır. Olumlu ve olumsuz tepkileri öğrenemediği için kayıtsız bir ebeveynin kötü bir hediyesi olan yıkıcı duyguları gelişir. Oysa çocuklar kurallı yaşamayı hatta kurallı oyunları severler.
Çocuklar genelde kurallı oyunları severler kendilerine hakem dahi seçerler ebe seçerler kuralları sever kurallı yaşamayı severler. Hatta kurallara uymayan arkadaşına “mızıkçı” diye oyun dışına çıkarırlar ya da şikâyete gelirler öğretmenim bu oyunda mızıkçılık yapıyor diye. İşte buradan da anlaşılıyor ki çocuk kurallı yaşamak ister. Oyunda kurallara uymak ihtiyacını keşfetmiştir. Kendinde bunu ihtiyaç hisseder. Çocuk deneme yanılma veya çevreden duyduğu davranışı sunduğunda tepki koymalısın iyi davranışa gülümseme belki de sözle aferin veya deneme, yanılma, sınama ile çevreden öğrendiği davranışa kaş çatarak sözle uyarma ile tepki koyduğunda çocuk gönderdiği uyarıcıya aldığı tepkiyi ölçecek ona göre pekiştirecek ya da o davranışı bırakacaktır.
Çocukta olumsuz davranışı yok etmek için onun yerine olumlu bir davranış koymalıyız. Niye niçin sorularını cevapsız bırakmamalıyız niye niçin? Yapmamalıyım? Niye söylediğini yapmalıyım? Ebeveyn ona anlayacağı dil ile anlatmalıdır. Ebeveynin burada modelliğinde sorgulanır. Eğer ebeveyn yapmadığı şeyi çocuğa önerirse işte orada ipler kopar çocuğun o zaman o kadar da kötü değilmiş bak babam annem de aynı şeyi yapıyor, yalan söylüyor yalan o kadarda kötü değilmiş, diyecektir. Düşünün işten yorgun argın geldin. Apartman görevlisi toplantı olduğunu söylüyor. Kapı zili çaldı. Çocuk kapıyı açtı. Sen oradan “babam evde yok de!” çocuk burada tabi yalanda söylenirmiş diyecek. Sonra çocuk yalan söylediğinde oğlum niye yalan söylüyorsun? Çocuk; ‘Sen niye geçen gün öyle yaptın?’ Diyecek. Bunu nasıl açıklayacaksın işte söylemekle olmaz iyi bir model olmak gereklidir. Buda eğitimde tutarlılıkla olur yani çocuğa tutarlı davranış sunmalıyız.
Çocuğun kazandığı olumsuz davranış yıktıksa yerine olumlu bir davranış koymalıyız. Yoksa yerleşen o olumsuz davranışı yapma demekle yıkamayız. İyi bir model olmalıyız. İşte çocuk davranış sergilediğinde ona tepki verecek anne ve baba çocuğun davranışına tepki göstermese çocuk karmaşa içinde kalacaktır. Çocuk kötü söz söylediğinde bunun yanlış olduğunu bak peygamberimiz böyle söz söylemezdi onun için onu herkes sever ya da ben böyle söz söylemem hiç duydun mu ağzımızdan demeliyiz. Çünkü çocuk sevdiğini model alır. Sevdiği kimsenin yaptığı davranışları sergiler.
Hatta onunla empati duygudaşlık kurup onun yerine kendimizi koymalıyız. Çünkü onların eğitimi bize aittir. Biz onu başkasına devredemeyiz ne kadar okula devretsek de anne ve babanın eğitimi taşa yazılmış yazı gibi çocukta iz bırakmaktadır. Beş altı yaşına kadar eğitimin çoğunu tamamlamıştır. Eğitim de ödül ceza ile devam edecek.
Çocukta ebeveyn ilgisizliği ve tutarsızlığı öz güven yetersizliği olarak ortaya çıkar. Çocukta girişimci ruhu öldürür. Ebeveyn ilgisi ve eğitimde tutarlık; kan kaybından ölecek hastaya kan vermek gibi çocuğu hayata döndürür. Çok hoş görü ve serbest yetiştirelim dediğimiz çocuk uygun iç kontrol mekanizmalarını ve iç denetimi geliştiremediğinden, davranışlarında yıkıcılık baskın olarak ortaya çıkar. Çocuğun eğitiminde ebeveyn çocuğun davranışlarına tepkiler koymadığında, enerjisini yapıcılığa yönlendirmediğinde, tepkiler koymadığında, çocuk dış dünyadan gelen, davranışları karşısında gelecek tepkiyi ölçemediği için; içindeki yıkıcı duygular faal olur. İşte yıkıcı duyguların faal olmasını önlemek için ebeveyn çocuğa davranışları karşısında tepkiler koyarak onu faydalı ve yararlı hale dönüştürebilir. Buda ancak ilgili ebeveyn ve tutarlı ve dengeli ebeveyn davranışları ile olur. Kurallarda tutarlı olmayışınız onun endişeli olmasına yol açar. Bazen çok yıkıcı bezende çok içe kapanık olmasını sağlar. Anne ve baba aynı davranış karşısında aynı tepkiyi koymalıdır. Yoksa çocuk ikilem karşısında kalır. Tutarlı olmayışınız onu terk edilmiş ve güçsüz olma hissine kapılmasına yol açar. Çocuk ebeveynin davranışlarına kayıtsız kalması ya çok yıkıcı faal durumda olacaktır ya da kendisine kayıtsız kalındığı için ilgi çekmek isteyecektir. Ya da çocuk sürekli endişe içinde olduğundan bir olay karşısında karar vermede zorlanacaktır. Endişe ve kaygı içinde hangi davranışı sergileyeceğini bilememektedir. Çünkü o konuda deney yapmamış. Belki deney yapmıştır ama yalnız ebeveyn kayıtsız kalmış tepki vermemiş, olumlu ya da olumsuz tepki alamadığı için çocuk davranış kazanamamış. Atacağı her adımı hesaplamakta ya alaya alınırsam ya aşağılanırsam, tecrit edilirsem, kınanırsam, dışlanırsam ve aptal durumuna düşersem ikileminde kalacaktır. Bu durumda çocuk girdiği toplum ile iletişim kurduğu dış dünyaya karşı çekingen ve içine kapanık olacak. Bazen sınıfta içine kapanık çocukların, evde çok özgür olduklarını anne ve babalardan işitiriz ve çocuğunuz topluluk karşısında içine kapanıktır. Dediğinizde ‘Ama biz evde önüne geçemiyoruz’ duyumları almaktayız. İşte evde çocuk çok özgür olduğunda ev ortamında tepki konmadığı için çocuk davranış, geliştirememektedir. Tanıdığımız binlerce çocuk vardır. Eğitimde tutarsızlığın diğer bir sebebi de anne babanın yanında evdeki diğer bireylerin aşırı serbest ve aşırı hoş görülü olması büyüklerin yanlış davranış doğru davranış gibi onaması. Bir gün bir cemiyette dedesinin ilk torunu olan A.. serbestliği o kadar ileri götürmüşler ki dedesinin kolunda bir cemiyet yerinde dedesi çocuk küfür ettikçe kahkaha atıyor beş yaşında ki çocuğun dede ve ahbapları ile onun davranışının iyi olduğunu gülmeleriyle onadıklarını söylüyorlar. Yanlış davranışı doğru diye onamak ileride ne problemler doğuracağını kestiremiyor, dede. Dedesine ne isterse aldırıyor. Aslında çocuk cin gibi derler ya öyle bir çocuktu. Yıllar sonra çocuk olaylara ve okulda derslere kayıtsız kalıyor, ciddiye alamıyor. Hatta babayla konuştum. Çocuğu babam bu hale getirdi o zaman aldı gitti, yanında dolaştırdı gezdirdi. Bir isteğini iki etmedi. Benim tek erkek torunun diyerekten bizde babamıza karşı koyamadık diye dert yandı. Lise eğitimini dahi tamamlayamamış. Şimdi nereye gitse dikiş tutturamıyor hiçbir işte uzun süre çalışmıyor.
Yaratıcı tarafından verilen tertemiz resim kâğıdına resim çizemeyen ve onu karalayan bizleriz. Suçlu kim bizler hep bizler yani büyükler. İşte sınırsız serbestlik içinde yetişen çocukta çekingenlik görülmektedir. Kendi yıkıcı duygularından korktukları için olaylar karşısında çekingen kalırlar. Sebebi aile zamanında davranışlarına olumlu ve olumsuz diyecek tepkileri koyamamıştır. Ve her şeyi çocuğa ödül vermekle oyuncaklar alıp akranları içinde şımartmak. Çocuğu yıkıcılık duygusunu faal hale getirir. Doğru ve yanlış davranışa tepki vermeyen ya da olumlu tepkiyle olumsuz tepkinin yerlerini değiştirip çocuğa kötü model olursak. Dış dünyada çocuk davranış sunamayacak içine kapanık olacaktır. Sebebi ise alacağı tepkinin olumlu ve olumsuz olduğunu kestirememektedir. İç dünyasındaki kontrol mekanizmasını kullanamamaktadır. Oto kontrol sistemini geliştirememektedir. Her davranışında bu endişeyi taşıyacaktır acaba olumlumu ve olumsuz mu? Diye ikilem içinde kalacaktır. Aşırı hoşgörü ve serbest kalan çocuk yıkıcı bir duyguya sahip olur. Duygularını kontrol edemez. Oto kontrol iç denetimini sağlayamaz ya da vurdumduymaz olur. Çocuğun duygularını olumlu davranışa dönüştürülmez ve enerjisini olumlu davranışa dönüştürülmez ise ebeveyn tepki koymayıp kayıtsız kalırsa kontrolü zor olan yıkıcı duyguları ortaya çıkar. Bu duyguya sahip olan çocuklar sürekli endişe içinde gergin ve sıkılgan. Nerede nasıl davranacağını bilmediği için hayatlarında, olaylar karşısında yargıya varamaz, fikir yürütemez, karar veremezler. Olaylar ve durumlar karşısında karasız olmakta ve hayattan da tat ve haz almamaktadırlar mutluluğu yakalayamamaktadırlar. Bunlar doğuştan getirmediği duygularıdır. Olumlu ve olumsuz tepkileri öğrenemediği için kayıtsız bir ebeveynin kötü bir hediyesi olan yıkıcı duyguları gelişir. Oysa çocuklar kurallı yaşamayı hatta kurallı oyunları severler.
Çocuklar genelde kurallı oyunları severler kendilerine hakem dahi seçerler ebe seçerler kuralları sever kurallı yaşamayı severler. Hatta kurallara uymayan arkadaşına “mızıkçı” diye oyun dışına çıkarırlar ya da şikâyete gelirler öğretmenim bu oyunda mızıkçılık yapıyor diye. İşte buradan da anlaşılıyor ki çocuk kurallı yaşamak ister. Oyunda kurallara uymak ihtiyacını keşfetmiştir. Kendinde bunu ihtiyaç hisseder. Çocuk deneme yanılma veya çevreden duyduğu davranışı sunduğunda tepki koymalısın iyi davranışa gülümseme belki de sözle aferin veya deneme, yanılma, sınama ile çevreden öğrendiği davranışa kaş çatarak sözle uyarma ile tepki koyduğunda çocuk gönderdiği uyarıcıya aldığı tepkiyi ölçecek ona göre pekiştirecek ya da o davranışı bırakacaktır.
Çocukta olumsuz davranışı yok etmek için onun yerine olumlu bir davranış koymalıyız. Niye niçin sorularını cevapsız bırakmamalıyız niye niçin? Yapmamalıyım? Niye söylediğini yapmalıyım? Ebeveyn ona anlayacağı dil ile anlatmalıdır. Ebeveynin burada modelliğinde sorgulanır. Eğer ebeveyn yapmadığı şeyi çocuğa önerirse işte orada ipler kopar çocuğun o zaman o kadar da kötü değilmiş bak babam annem de aynı şeyi yapıyor, yalan söylüyor yalan o kadarda kötü değilmiş, diyecektir. Düşünün işten yorgun argın geldin. Apartman görevlisi toplantı olduğunu söylüyor. Kapı zili çaldı. Çocuk kapıyı açtı. Sen oradan “babam evde yok de!” çocuk burada tabi yalanda söylenirmiş diyecek. Sonra çocuk yalan söylediğinde oğlum niye yalan söylüyorsun? Çocuk; ‘Sen niye geçen gün öyle yaptın?’ Diyecek. Bunu nasıl açıklayacaksın işte söylemekle olmaz iyi bir model olmak gereklidir. Buda eğitimde tutarlılıkla olur yani çocuğa tutarlı davranış sunmalıyız.
Çocuğun kazandığı olumsuz davranış yıktıksa yerine olumlu bir davranış koymalıyız. Yoksa yerleşen o olumsuz davranışı yapma demekle yıkamayız. İyi bir model olmalıyız. İşte çocuk davranış sergilediğinde ona tepki verecek anne ve baba çocuğun davranışına tepki göstermese çocuk karmaşa içinde kalacaktır. Çocuk kötü söz söylediğinde bunun yanlış olduğunu bak peygamberimiz böyle söz söylemezdi onun için onu herkes sever ya da ben böyle söz söylemem hiç duydun mu ağzımızdan demeliyiz. Çünkü çocuk sevdiğini model alır. Sevdiği kimsenin yaptığı davranışları sergiler.
Hatta onunla empati duygudaşlık kurup onun yerine kendimizi koymalıyız. Çünkü onların eğitimi bize aittir. Biz onu başkasına devredemeyiz ne kadar okula devretsek de anne ve babanın eğitimi taşa yazılmış yazı gibi çocukta iz bırakmaktadır. Beş altı yaşına kadar eğitimin çoğunu tamamlamıştır. Eğitim de ödül ceza ile devam edecek.