Eğitimde klasik anlayış sona erdi

İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, “Öğretmenlerimizin yaklaşımı artık daha pedogojik. Geçmişteki klasik anlayışlarla eğitim ve öğretim geride kaldı. Bugün hem öğretmenler anlayışlı, hem de öğrencilerin kendilerine olan özgüveni tam” dedi

RÖPORTAJ: ADEM DEMİREL

İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, “Öğretmenlerimizin yaklaşımı artık daha pedogojik. Geçmişteki klasik anlayışlarla eğitim ve öğretim geride kaldı. Bugün hem öğretmenler anlayışlı, hem de öğrencilerin kendilerine olan özgüveni tam” dedi

ADALETSİZLİK ORTADAN KALKTI

Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy’la, 2013-2014 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını ve eğitimdeki son gelişmeleri konuştuk. Gürsoy, 4+4+4 eğitim sistemi, sözleşmeli öğretmenlik ve okul öncesi okullaşma, okullardaki öğretmen açığıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mukadder Gürsoy, “Geçmiş yıllara göre, üniversitelere giriş sınavlarındaki puan adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasıyla, imam hatip ve meslek liselerine bir yoğunluğun olduğunu görüyoruz” dedi.

 

KONYA EĞİTİMDE BAŞARILI BİR İL

Konya'nın eğitim alanınıdaki başarısını Türkiye genelinde yapılan üniversite sınavlarıyla kanıtladığını ifade eden Gürsoy, “2010 yılında Türkiye genelinde 17. sırada, 2011'de 19. sırada, 2012'de ise 17. sırada yer aldı. Büyükşehirler sıralamasına baktığımızda ise Konya, 2010 ve 2011 yılında 7., 2012 yılında ise 6. sırada. Tabiki biz bu başarıların daha iyi olmasını arzu ediyoruz. Bunun içinde çalışmalar yapılıyor” şeklinde konuştu.

 

**Sizin öğrencilik yıllarınızda eğitimde ne gibi sıkıntılar vardı? O dönemlerde köylerde okul ve öğretmen çok azdı. 2. ve 3. sınıflar birleştirilirdi. Eğitimde o günden bugüne neler değişti?

-İlkokul öğrenimimi kendi köyümde birleştirilmiş sınıfta tamamladım. Bu anektod, şimdiki gençlerin biraz garibine gidebilir. 'Birleştirilmiş sınıf da ne' diyebilirler. Günümüzde sadece kenar köylerde bu tarz okullara rastlayabilirsiniz. Bu okulların oranı da gayet az. Biz öğretmen sıkıntısı yaşayarak okuduk. Okulumuza gelen öğretmenler 1 ya da 2 aylık bir görev sürecinin ardından, şehir tahinini isterdi. Sadece 1. sınıfı ayrı sınıfta okuduk, diğer sınıfları, yani 2. sınıftan 5. sınıfa kadar alt ve üst sınıfların birleşimi olan bir sınıfta eğitimimizi tamamladık. İlkokuldayken başarılı bir öğrenciydim. Ama ortaokulu örgün bir okulda okuyamadım. Çünkü, köyümüzde ortaokul yoktu. Yatılı okula ya da civardaki hergangi bir köy okuluna da gidemedim. 1989 yılında ise Marmara İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldum. İstanbul'daki bir okulda 2 yıl öğretmenlik yaparak, hayata atılmış oldum. Bu iki yıldan sonra müdür yardımcılığı görevine başladım. Okul müdürlüğü ilçe milli eğitim şube müdürlüğü, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Boş zamanlarımı okuyarak, dünyadaki yenilikleri inceleyerek, değişik bakış açılarının insanlara farkı kazınımlar sağladığını biliyorum. Bundan dolayı yenilikleri günün geç saatinde de olsa, takip etmeye çalışıyorum. Çünkü, mesai saatleri oldukça yoğun geçiyor. Okumayı, araştırmayı ve incelemeyi seven biriyim. İnsan odaklı düşünmeyi karşımıza gelen insanı, kendi yerimize koyarak cevap bulmaya çalışıyoruz. Her sorunu çözemiyoruz.

 

**Öğrencilik yıllarındayken hangi mesleği yapmanın hayalini kurmuştunuz? İlla öğretmen mi olacağım demiştiniz?

-Doğrusu bunu düşünmeye pek zamanım ve fırsatım olmamıştı. Biraz önce de dediğim gibi zaten zorluklar içerisinde eğitimimi tamamladım. Daha önce, 'Şu işi yapmak istiyorum' diye, bir fikir edinmemiştim. Ama, mutlaka okuyarak başarıya ulaşacağımızı biliyorduk. Ben 2. sınıftayken, 2 ay kadar okulumuzda öğretmenlik yapan Ertem Yalım'ın, insana yaklaşımını çok beğenmiştim. Benim içimdeki bütün ufku da o açtı. Aslında, esas ateşlenme ve nirengi noktamı Ertem öğretmenime borçluyum. İlk kez başımı bir öğretmen okşadı. Ve bize, 'Mutlaka okuyacaksınız, büyük insanlar olacaksınız ve bu ülkeye hizmet edecekesiniz, gelecek sizden çok şey bekliyor' şeklinde konuşarak, elimizden tutan kişi olmuştu. Ertem öğretmenimi rahmetle anıyorum. Bunun sonucunda bir şekilde öğretmen olmaya karar verdim. Ve nitekim, üniversiteden sonra bu isteğimi gerçekleştirdim. Okuyarak onun gibi bir öğretmen olunması gerektiğini, ondan öğrendim. Bir de, lisedeki öğretmenimi hiç unutmuyorum. Kendisiyle hala görüşüyoruz ismi Metin Kızılok. Birebir her öğrencinin ne yaptığını, ne düşündüğünü, ne yaşadığını ve özellikle ne okuduğunu mutlaka sorar ve bize de kitap tavsiyelerinde bulunurdu.

 

ELİ SOPALI ÖĞRETMEN KALMADI

**Döneminizde eli sopalı öğretmenler vardı. Bazı yerlerde sınıflarda 50-60 öğrenci var. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

-Öğretmenlerimizin yaklaşımı pedogojik, o klasik anlayışlarla eğitim ve öğretim geride kaldı. Ayrıca okullarımızda 50 kişinin, 60 kişinin ders işleyeceği sınıflar kalmadı. Şu anda bir sınıfta en fazla 35 kişi var, buna bile rastlamak oldukça güç açıkcası. Öğretmenin öğrenciye ayırabileceği vakit daha fazla. Öğrenciler geçmiş yıllarda öğretmenlerine soru sormaya, onlarla konuşmaya korkar ve çekinirdi. Bugün hem öğretmenler anlayışlı, hem de öğrencilerin kendilerine olan özgüveni tam. Öğrenciler, öğretmenlerine sormak istedikleri her şeyi sorabiliyor. Eğitimin amacı, bu ülkeye sınav sonuçları iyi olan öğrenci yetiştirmek değil. Esas amaç kutsal değerlerini bilip koruyan, ülkesini sevip, ülkesi için faydalı icraatlar yapabilecek bir nesil yetiştirmektir. Herkes üniversite mezunu olamayabilir. Ama iyi bir tüccar, sanatkar ve sanayici olabilir. Tabii, biz çocuklarımızın okumuş olmasını arzu ederiz. Her zaman için, okumuş ve daha donanımlı olanların topluma daha faydalı olduklarını görebiliyoruz.

 

**Konya'nın eğitim alanındaki sorunları neler? Bu sorunların çözüme kavuşabilmesi için yapılan çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

-Eğitim dediğimiz zaman, eğitimi etkileyen birçok etkenden bahsedebiliriz Örnegin; ekonomi, iş gücü, bunlar ve bunlara benzer faktörler devreye girdiği zaman, avantaj da sağlanabiliyor, dezavantajda. Düne göre çok daha iyi olduğumuzu söylemiştim. Ama, bugün yapmamız gereken birçok sorumluluğumuz var. Hiçbir zaman, “Tamam bu kadar yeter, bundan sonra yapılacak bir şey kalmadı, her şey mükemmel” diyemeyiz. Çünkü eğitim bir süreçtir. Göreve geldiğimiz gün itibariyle derslik sıkıntısı yaşayan okullar adına yapılan bazı çalışmalar var. Her yıl gelişerek kaliteli bir eğitim sunmaya çalışıyoruz. Yıllar ilerledikçe de daha iyi imkanlar sağlayacağımızı düşünüyorum. Eğitim de fiziki donanım, kalite ve argümanların niteliklerine göre, dünden çok daha iyi durumdayız. Yaklaşık 10 yıl önce, bilgisayarla tanışmıştık. Şu anda her okulda internet imkanı sağlanmakta. Ayrıca Fatih Projesi kapsamında öğrencilere verilen tablet bilgisayarlar ve okullarımızda kullanılan akıllı tahtalar, eğitim alanında geldiğimiz noktadının ne durumda olduğunun bir göstergesidir. Hedefimiz, bu eğitim modelinin bütün okullarımızda etkin olmasını sağlamak. Zaten bakanlığımız da, bu anlamda çalışmalarını sürdüyor. 2016 yılına kadar kademe kademe ilerleyerek bütün okullarımızda akıllı tahta ve tablet bilgisayarla eğitim dönemi başlamış olacak.

 

TABLETLERİN DAĞITIMI SÜRÜYOR

**Fatih Projesi kapsamında öğrencilere dağıtılacağı açıklanan tabletlerin akıbeti ne oldu? Kimlere ve ne zaman verilecek?

-Tablet bilgisayarlar Fatih Projesi kapsamında devam ettirildiği için, alt yapısı tamamlanan 9. sınıflara, ortaokullarda da 5.sınıflara veriliyor. Bu sürecin 2016 yılında tamamlanması bekleniyor. Böylece 2016 yılında bütün sınıflarda akıllı tahta ve tablet eğitimi başlamış olacak. Bu durum, ciddi bir maliyet gerektirdiği için belli periyotlarla devam ediyor.

 

**23 Mart'ta Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı yapılacak. Bu sınava girecek olan öğrencilere neler söylemek istersiniz?

-Tüm ögrencilerimizin hayata iyi hazırlanmaları ve elde edilecek kötü sonuçlar karşısında da ayakta durabilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Başarısızlıklar karşısında hayata küsmemeliler. Bugün elde edilen bir başarıszılığın, başka alanda başarıya çevrilebileveğini bilmeleri gerekir. YGS sınavında başarılı olamayan öğrencilerimiz olacaktır. Ama bunların, daha sonra verimli bir çalışmayla LYS sınavında gösterecekleri başarıyla iyi yerlere gelebileceklerini biz biliyoruz. Bazı öğrencilerimiz, sınav günü hasta ya da sınavlarını kötü etkileyebilecek bir durumla karşılaşabilirler. Bu durum karşısında kesinlikle ümitsizliği düşmesinler. İki aşamalı bir sınav olduğu için birinde elde edilen başarısızlığı diğerinde başarıya çevirebilirler. Öğrencileremiz bu sürede eksiklerine odaklansınlar. Hangi alanlarda zorluk yaşıyorlarsa, o alanların derslerine yoğunluk vermeye çalışsınlar. Yapmış oldukları deneme sınavlarına göre eksik oldukları konulara daha çok ağırlık versinler. Hangi alanda sınava gireceklerse, o alanın derselerini halletmeye çalışsınlar. Son yılların çıkmış sorularını çözerek, soru tarzlarına aşinalık kazansınlar. En önemlisi de, kendilerine güvenerek başarılı olacaklarına inanmaları gerektiğini bilmeliler. “Bugün yapazsam bile yarın yaparım” azmini elden bırakmasınlar.

 

OKULLAŞMA ORANINDA DÜŞÜŞ

**Konya'da okul öncesi okullaşma oranında artış var mı?

-Okul öncesi eğitim oranında biraz azalma var. Çünkü, 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte 1. sınıfların eğitime başlama yaşları aşşağı çekildi. Önceden 72 ay ve üzerinde olan çocuklarımızı 1. sınıfa kabul ederken, şu anda 60 ay ve üzeri öğrencileri 1. sınflara kabul ediyoruz. 60 ve 68 ay arasındaki öğrenciler, velilerin isteğiyle okula alınıyor. 69 ay ve üzerinde olan öğrencilerimiz ancak geçerli mazeretler sonucunda ve ellerinde bulunan rapor ile, okula başlama yaşını biraz daha ertelemiş oluyorlar. Konyamızda okul öncesi okullaşma, Türkiye ortalamasının yaklaşık 5 puan üzerinde. Yani, yüzde 59.9 civarında. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında, daha iyi bir noktada olmamız gerekir. İlerleyen yıllarda bu oranın daha yukarıda olacağını düşünüyorum. Velilierimiz de eğitmimin küçük yaşta başlayacağı bilincindeler.

 

EĞİTİM KONUSUNDA CİDDİ ADIMLAR ATILDI

**4++4+4 eğitmi sisteminin son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz? Yeni sistem beraberinde neleri getirdi?

-4+4+4 eğitim sistemi 2 yıldır faaliyet gösteriyor. 2 yıl sonra bu sistem tamamiyle oturmuş olacak. Yeni sistemin getirdiği en önemli değişiklik ise, 12 yıllık zorunlu bir eğitimin olmasıdır. 12 yıllık eğitimini tamamlamayan öğrencimiz diploma alamıyor. Dolayısıyla hepimiz asgari 12 yıl eğitimden geçmiş olacağız. Yani tek diploma olacak. Türkiye eğitim konusunda çok ciddi adımlar attı. 4+4+4'ün bir diğer önemli getirisi de, her mahalleye bir okul yapılmasıdır. Bunun getirisi ise, çocuklarımızın mahallesine en yakın alanda eğitim almasını sağlamaktır. Bu şekilde öğrencilerimizin pedogojik bir şekilde, kendi yaşıtlarıyla birlikte eğitim almasını sağlamayı hedefliyoruz. Önceki sıkıntılarımızdan birisi de, 72 aylık bir öğrenci ile 14 yaşındaki bir öğrenci aynı ortamda, aynı katta ve aynı kantinde bulunuyordu. Tabii bu ortadan kaldırılınca, öğrenciler kendi yaş grubu içerisinde, daha sağlıklı bir eğitim görecekler. Demek istediğim, öyle çok büyük bir kuşak farkı da oluşmamış oluyor. 60 aylık öğrenciler, eğitime tabi olunca, 1. sınıf müfredatları gözden geçirildi. 1. sınıfın ilk 3 ayını, çocukların ortama alışma dönemi olarak belirledik. Okuma ve yazma eğitmine, bu 3 ayın sonunda başlanacak. Yani okullarımızda, okul öncesi eğitimin biraz daha geliştirilmiş şekli uygulanıyor. Öğretmenlerimiz de, bunun eğitimini aldılar. Çocuklar, birinci sınıfta kişisel becerilerini geliştiriyorlar. Ortaokulda bunları yaparak, uygulayarak kendilerini ifade etme imkanı buluyorlar. Ve artık yavaş yavaş akademik eğitime yöneliyorlar. Öğrenciler artık istediği, kendine yakın hissettiği bir alanda gelişimini sağlama imkanı buluyorlar. En önemlisi de kendine güvenen, kendine inanan, kendisini ifade eden, kendi yeteneklerinin ne olduğunu keşfetmiş bir öğrenci yetiştiriliyor. Biz buna yapılandırıcı eğitim diyoruz.

 

Mukadder Gürsoy kimdir?

1966 yılında Mersin'de dünyaya gelen Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, ilkokul öğrenimini kendi köyündeki bir okulda birleştirilmiş sınıfta tamamladı. Ortaokul öğrenimini de 1 yıl gibi az bir sürede, açıktan okuyarak tamamlayan Gürsoy, 1984 yılında Mersin İmam Hatip Lisesi'nden mezun oldu. 1989 yılında ise Marmara İlahiyat Fakültesi'nden mezun olan Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, ilk öğretmenliğini İstanbul'da yaptı. Gürsoy 2 yıl boyunca İstanbul'da öğretmenlik yaptıktan sonra müdür yardımcılığı, okul müdürlüğü, ilçe milli eğitim şube müdürlüğü, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerini yaptı. En son olarak da, 17 Aralık 2012'den bu yana, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü yapmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Röportaj Haberleri