Edebiyatımızda Ağustos Ayı

.

Edebiyat kendi devrinin bir tefekkürü olur. Kendi devrinin sosyal olaylarını hayatla alakalı batıl ve hakikat bilgilerini taşır. Bir devri yaşamak ve onu diğer nesillere aktarmak edebiyatın görevidir.
Bir tarihçiye şöyle bir sual yöneltilir;
-Asurîler neden tarih sahnesinden silindi deyince;
- Cevap olarak onların şairleri yoktu.
 Evet, üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi ‘’şairler bir milletin Hüma kuşudur.’’
Osmanlının fetret devrini anlatan bir şair yoktur. Kanuni devrini Baki’nin mersiyesinin kanatları üstünde daha yükseklere çıkmakta ve ebedileşmektedir. Biz Lale devrini Nedimin şiirleriyle yaşamaktayız. Dördüncü Murat devrini Nefi’nin şiirleriyle yaşamaktayız.
Büyük İskender kuşattığı şehirleri düşürünce askerleri tarafından;
- Şehri ne yapalım efendin? Dediklerinde.
-Tarla yapın, fakat şairlerin heykelleri olduğu gibi kalsın, demektedir.
Bu gün Çanakkale savaşını kaç defa anlatırsan anlat zaferi İstiklal şairimiz Mehmet Akif kadar kimse taçlandıramazdı. Akif kadar kimse o günleri bizim ruhumuzu diken diken edecek mısralar bırakamazdı.
Şairler aşk, özlem, ölüm yiğitlik, ölüm ve kötümserlik ve kahramanlık adına yazılmış şiirler o zaman yaşayan toplumun içinde yaşadığı; sosyal, ekonomik, psikolojik durumları anlatıp bizlere aktarmaktadır.
26 Ağustos 1071 zaferini gelecek nesillere anlatmada ve aktarmada neler yazsanız ruhları titretecek bu şiirin verdiği duyguyu veremez.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu şöyle dile getirmektedir.
Malazgirt Marşı’nda şöyle diyor: “Aylardan Ağustos, günlerden Cuma, / Gün doğmadan evvel İklîm-i Rûm’a,/ Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!” Bu şiir, Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümünde yazılmış.- Ağustos ayı Türk tarihinin dönüm noktalarının yaşandığı bir aydır. Gençosmanoğlu Türk tarihinin bu gününü bu şiirle taçlandıran, şairdir.
29 Ağustos 1526’da Osmanlı Padişahı ‘Muhteşem Kanuni’ Sultan Süleyman’ın Macarların önderliğindeki haçlı ordusunu ‘’Mohaç Meydan Zaferi’’ ile iki saat zaman zarfında mağlup ederek, Osmanlının gücünü düşmanlara haykırması yine tarihimizin unutulmaz altın sayfalarından birisini oluşturmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin şan ve şerefle atılmasını sağlayan; 26-30 Ağustos 1922 tarihleri arasında Türk milletinin Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yazarak ‘Büyük Taarruz’ ile işgalci kuvvetleri denize dökmesi bir milletin şahlanışıdır. Malazgirt, Mohaç Meydan Savaşı, Büyük Taarruz; Ağustos ayının son haftasında gerçekleşmiştir. Dünya tarihine, Türk’ün mührünü vuran bu zaferler ve kahramanlıklar Türk tarihinin unutulmaz zaferlerini gözler önüne sermekte ve hâlâ göz kamaştırmaktadır.
Büyük Taarruz günlerini üstat Yahya Kemâl Beyatlı “26 Ağustos 1922” başlıklı şiirinde; yaşanan acıları, yapılan ölüm-kalım savaşının o günlerinde şöyle seslenmektedir. “Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbî/ Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbî/ Tâ ki ezanlarla yükselsin müeyyed nâmın / Gaalib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri