Düşünmek gerek!

Recep Çınar
Felaket tellalı ya da gamlı baykuş…
Diyemezler…
Dedirtmem…
Konyaspor’u ve Konya’yı yönetenler, kendi beceriksizliklerinin faturasını tamamen günahsız insanlara keserlerse  bu hiçte “şık” düşmez…
Bank Asya’ya düştükten sonra hem “öksüz” hem de “yetim” kalmış, dahası “cüzzamlı” gibi ortada bırakılmış Konyaspor’u sahiplenenlere “çamur” atmak, ne adamlığa ne de insanlığa sığmaz…
“Transferi biz yapmadık” yok…
“Bu takımı biz kurmadık da” yok…
Diyemezsiniz…
Dedirtmem…
Sözüm meclisten dışarı da değil…
Sözüm, bizlerin de bulunduğu meclisten içeri… Bu takımın buraya gelmesinde varsa nasibimize düşen, bizde alacağız elbette hakkımıza düşeni… Ama, esas alması gerekenlerin de, daha çok almasını isteyerek…
Hüsnü Özkara’nın eline “kelepçe”  ayağına “pranga” ol, sonra da  Özkara’dan 4x4 bayrak yarışında “altın” ya da “gümüş” madalya bekle…
Oldu…
Türküm, doğruyum, çalışkanım, ilkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir… 
Geçiniz…
Karabük gibi, Buca gibi senin yarın bile olamayanlar, ellerini kollarını sallayarak ve de yürüyerek ve de coşkulu marşlar söyleyerek hedeflerine giderlerken, sen hala “Makaram sarı bağlar” okumaya devam et…
xxx
Gelelim teknik direktör krizine…
Bülent Uygun, trilyonlar istemiş…
Hadi ya…
Nurullah Sağlam, ailevi sorunlarını öne sürmüş…
İnanmıyorum…
Gerçek olan şu; hem Bülent Uygun hem de Nurullah Sağlam Konyaspor’un kadrosundan ve oyuncu yapısından bir nane olmayacağını, dahası ekonomisinin sıkıntılı olduğunu anladıkları için  biri “omuzum” diğeri de “yamızım” diyor… Kendilerine gelen teklifi kibarca geri çevirmeleri de bundandır…
Şunu kabul etmeli bu camia…
Konyaspor, Mehmet Köseoğlu döneminin popülaritesi zirve yapmış Konyaspor’u değil artık… Konyaspor “cazibe merkezi” olmaktan uzaklaşmış, futbol dünyasının birçok insanının semtine uğramaktan uzak durmaya çalıştığı bir “gulyabani” gibi görülmeye başlamış… İnanın, aklı başındaki teknik adamlardan kimse sırada değil… 
Kulübü yönetenler, yüzlerce teknik adamın Konyaspor’da çalışmak için sıraya girdiğini, telefonlarının susmadığını söyleyebilir…
Doğrudur…
Benim de telefonlarım susmuyor…
İçlerinde saygın insanlar da var… Ama, daha çok “lastiği patlatmış” ve bir “baltaya” sahip olamayanlar daha çok… Adına ve kariyerine zarar vermek istemeyenler bir tarafa, 3-5 kuruş kazanarak gününü gün etmek isteyenlerdir sırada olan…
Adı Fatih Terim olabilir, Mustafa Denizli olabilir, her kim olursa olsun, elinde sihirli değnek ile mucizelere imza atacak bir sihirbaz olmayacak… Kim olursa olsun bu takımı uçurup kaçıracak değil…
Çünkü, senin gol atacak adamın yok… Atıyorum Fatih Terim Konyaspor’un teklifine sıcak baktı, araya hatırlı dostlar girdi vesaire… Diyelim ki, Konyaspor’a geldi… Ferdi’yi okuyup üfleyip “Messi” mi yapacak? Veya ayağına aldığı her topu silindir gibi ezen Eser’den bir Hakan Şükür mü icat edecek? Ya da iki oda bir salon olmuş Tayfun’u “ Zlatan İbrahimoviç”e mi döndürecek?
Suçlama psikolojisi içinde olmadığımı, aksine doğruları söyleme adına camianın ikna olabileceğini ve trenin yeniden rayına oturabileceğini düşünüyorum…
Aklımdan da, yüreğimden de geçen bu.