Dünya Finansal Krizi: İslam Ekonomisinden Alınacak Dersler

.
(Dr. M. Fahim Khan, Riphah Uluslararası Üniversitesi İş Yönetimi Merkezi ve Kurumsal Ekonomi İslami Topluluğu Başkanı, İslamabad. www.i-sie.org)

Dünyanın şimdi yüz yüze geldiği ekonomik ve finansal krizlere dünyayı sürüklemeyecek bir finansal sistemin nasıl geliştirileceği konusunda öneride bulunmak için İslam’ın ekonomik sisteminde herhangi bir rehberliğe sahip miyiz? Eğer İslam ekonomisinden alınacak dersleri belirtmeye ihtiyacımız varsa ortaya çıkan ekonomiyi incelememiz gerekmektedir.

Şüphesiz riba (faiz) ve kumar, (spekülatif faaliyetler de kumara benzer) mevcut finansal krize götüren temel faktörlerdir. İslami değerler ve ahlakla beraber faiz ve kumarın yasaklanması birinin ekonomik şansları diğerlerine bağlıysa, günümüz dünyasını finansal krizlerine götürmeyecektir. Şahısları ve toplumu finansal ve ekonomik krizlerden korumak bu tür kurumların amaçlarından birisi olarak görülebilir.

O halde şimdi sorun, bunun nasıl olacağıdır? Şimdi bulunduğumuz yerden nereye doğru yöneleceğidir. Tamam, bankacılık işlemlerinde faiz almak ve faizle işlem yapmanın yasaklandığını belirtelim. Ama bunun alternatifi nedir? İslam bankacılığının mevcut uygulaması inandırıcı herhangi bir alternatif sunmamaktadır. İslam hukukuna uyumlulukla beraber sonuçlar faize dayalı bankacılık sisteminin etkilerinden pek farklı gözükmemektedir. İslam toplumlarının Batı tarafından sömürülmelerinden önce diğer hâkim olan finansal sistemin kurumsal çerçevesini tespite olan ihtiyacı belirtmek isterim. Çağdaş finansal sistem, Müslüman topluluklar sömürgeleştirilip kurumları ortadan kaldırıldığı veya bozulduğundan beri, yürürlülüktedir. Dolayısıyla modern finansal sistem İslam medeniyetinden herhangi dersler alınmaksızın ortaya konulmuştur.

Modern bilginin hemen hemen tüm branşları İslam medeniyetinin disiplinleriyle (orta çağ) referans olarak gösterilirken ekonomi ve finans bilimi alanında İslam medeniyetinin yaptığı herhangi bir katkının kabul edilmemesine şaşırmamak gerekir. Schumpeter bile İslam medeniyeti çağında ekonomik başarıların geniş tarihini top yekûn reddeden bir ekonomi tarihi yazarıdır. Hâlbuki bu dönemde fakirlik yoktu ve herkesin temel ihtiyaçları karşılanmaktaydı. Yani hiç kimsede yardım alma derecesinde fakirlik yoktu. Dünya çapında, herkesi kapsayan açlık durumları akıllı ve başarılı bir şekilde çözümlenmişti. Yaklaşık binyıl zarfında, uzun bir tarih içerisinde ekonomik ve finansal kriz kanıtı yoktur.

Şimdi vizyoner ekonomistler için mevcut kriz için çözüm bulmakta ortaçağ ekonomisindeki kurumsal uygulamalara bakmak ve araştırmak zamanıdır. Ortaçağın bu bilinen ekonomisi finansal sistemin yani bankacılığa dayalı sistem olmayışıdır. Bunun sistemi hem piyasaya dayalı bir sistem, mal ve hizmete, hem de karz-ı hasene dayalı olmasıdır (hayır kredileri genelde yardımlar olarak bilinir). Piyasadaki finansal ihtiyaçlar ticari anlaşmalarla sağlanırdı. Ertelenmiş ödemelerle satış anlaşmaları, avans ödemeleriyle ticari akitler, finansal aracı olmadan, piyasa aracılığı ile finansman ihtiyacı karşılanmaktaydı. ”Müşterini bil” düsturu finansal sisteme piyasa için daha uygundu ve bu sebeple elverişsiz seçim ve ahlaki risk, aracılık maliyeti asgariye inmişti. Piyasanın yapamayacağı veya yapmak istemediği finansal ihtiyaçlar karz-ı hasen, zekat ve vakıf gibi İslami öğretinin desteklediği kurumlarca sağlanmıştı. Ahlaki risk ve aracılık bu kurumlarda görülmemiştir. Finansal aracıların gelişmesine olan ihtiyaç ekonomik büyüme ve kalkınmaya rağmen ortaya çıkmamıştır.

Modern bir ekonomin ihtiyaçlarını finansa etmekte kullanılacak böyle bir sistemin detaylarını tartışacak değiliz. Konsept kabul edildiği takdirde, detaylar başarılı bir şekilde çözülebilir. Piyasanın bizatihi bir finansal sistemin kendi ihtiyaçlarına uygun olarak yol açacağı iyi bir yer olduğu noktası önemlidir. Eğer piyasalar iyi işlerse ve kurumlar mal ve hizmet alım-satımı anlaşmasının bir kısmı olarak finansman sağlamada piyasa için destek ve koruma sağlayan yerler olursa ve piyasaca sağlanmayan sosyal ihtiyaçları karşılayacak kurumlar varsa faiz temeli üzerine kurulu finansal bir sistemi sağlamakta bankaları geliştirmeye ihtiyaç olmayacaktır. Hatta günümüzde bazı işletmeler küçük veya büyük, toptan veya perakende olsun mal ve hizmet satın almayla finansal iş yapmaktadırlar. Bunlar müşterilerine finansman sağlamada bankacılık sistemin aracılığını kullanmamaktadırlar. Bunlar satışlarında ve satın almalarında finansman sağlama durumunda açıkça faiz hesaplamalarına gitmemektedirler. Her şey fiyat içerisinde çözümlenmektedir.

Vadeli satışlar (Forward sales) kavramı için İslam’da “bey-i selem” piyasada satıcıları ve üreticileri kumara veya kumar benzeri “spekülasyona” sürüklemeden gelecekle ilgili sözleşme konusunda bir piyasa ortaya koymak için iyi bir örnektir. (Bu konudaki görüşlerim için Islamic Research and Traning Institute web sayfasındaki serbestçe alabileceğiniz “Islamic Futures And Their Market” adlı makaleme bakabilirsiniz.) Modern finans, orta çağlarda hakim olan finansal sistemi tanımadığından ona herhangi bir gönderme de yapmamaktadır. Tabii ki ara sıra orta çağlardaki gelecekle ilgili sözleşmelere bir, iki referans bulabilmekteyiz. Ancak günümüzde işlemlerle mukayesesini yapan herhangi bir teşebbüs de azdır. Finansal konuların uzmanları, İslam medeniyeti dünyada zirvede iken, uygulamada olan ekonomik ve finansal sistemdeki pek çok konuyu bulabilirler.

Orta çağlarda söz konusu edilen yaygın haldeki İslami finansal sistemden dersler alabilmek için yapılması gereken şey, toplumun finansal ihtiyaçlarına uygun düşen kendi finansal araçlarını geliştirmekte piyasaya imkan sağlayarak mal ve hizmet piyasasını düzenlemektir. Kumar benzeri veya spekülasyonla finanse edilen bankacılık kurumlarını geliştirmek ve korumak yerine, alım ve satımların bir unsuru olarak mal ve hizmet piyasasıyla sağlanan finansmanı desteklemek ve korumak için alt yapı kurumlarına ihtiyaç vardır.

Piyasa üzerine kurulu finansal sistem olan krizsiz finans, ekonomik sisteme sahip olmanın anahtarıdır. Kalkınmış dünya piyasasına dayalı finansal sisteme geçişe önderlik etmeli ve kalkınmakta olan dünyaya bunu göstermeli, bankacılığa dayalı finansal sistemin tuzağından nasıl çıkıldığını göstermelidir.

Bankacılığa dayalı finansal sistem, finansman uzmanlarının gözünde güvenirliğini uzun süreden beri kaybetmektir. Frederic Mishkin’e göre mesele şudur: “Bankaları bu derece önemli kılan nedir?” (krediler dahil) finansmanı artırmakta piyasada daha az karmaşık opsiyonlar sağlandığı halde neden böyle olmaktadır?” (The Economics of Money, Banking and financial System, Adison-Wesley, 8th edition, pp. 183) Mishikin ortaya attığı diğer garip bir fenomen de bu derece önemli olan bankaların ve finansal aracıların son yıllarda finansal piyasadaki önemlerinde bir düşme olması ve son yıllardaki işletmelerin dışsal fonlarında bunların payının son yıllarda neden azaldığıdır. (Bankacılık sektörünü mevcut krize sürükleyen gerçek sebep belki de riskli borçlardır)

Dünya Bankasının 2000 yılında kurumlarla ilgili yayımladığı raporda, finansal sistemin iki türü tanımlamaktadır. Bunlar piyasa dayalı finansal sistem ve bankacılığa dayalı finansal sistemdir. Batı ülkelerinde Almanya, diğerlerine göre daha fazla piyasaya dayalı finansal sistemle ilgilenmektedir. En kötü finansal krizin yaşandığı günümüzde G-7 ülkeleri içerisinde Almanya’nın en iyi durumda olmasının sebebi belki budur.

İslam iktisatçıları ve klasik iktisatçıların ilgisinde, uzun zamandan beri İslami ekonomi sistemi yer almaktadır. İslam medeniyeti fiziki ve doğal bilimlerin geliştirilmesinde modern dünyaya pek çok şey vermiştir. Şimdi yeryüzünde insan refahının sağlanmasında iktisat ve finans ilmi için aranacak bazı şeyler vardır.  Özellikle yeni kurumsal iktisat çerçevesinde bu disipline bir katkı sağlanabilineceğini söyleyebiliriz. Ticari bankacılıkta en azından faizsiz çalışan bir ekonomi düşünebiliriz. Buna başlamak için faiz konusunda kısa dönemde borç alma ve borç vermenin olmadığı bir ekonomiden başlayabiliriz.

Çeviri: Adem Esen

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri