“Dünden Bugüne” Suphi Soğancı

Mustafa Balkan

“Sevgi vardır, gözle görülmez. Anılar vardır, izleri silinmez. Son bir ölüm vardır, geri dönülmez. Her şey biter, her şey unutulur. Mirastır hatırlar asla unutulmaz.”

12 Şubat 1953 tarihinde ikiz olarak dünyaya gelen ve 11 Eylül 2023 tarihinde vefat eden Diş Hekimi Suphi Soğancı, Konya’nın sevilen ve hürmet edilen hekimlerindendi. Gazeteci olarak hem arkadaşı hem de hastası olmuştum. Ferah İşhanı’ndaki muayenehanesine gittiğimde memleket meselelerini konuşur ve o günün gündemi hakkında kısa görüş alışverişinde bulunurduk. Basireti açık, ileri görüşlü ve ufku genişti. Olaylara geniş bir perspektiften bakar, millî ve manevî süzgeçten geçirirdi. Kıymetli eşimle birlikte Havzan Mahallesi’ndeki çok katlı binadaki evine taziyeye gittiğimde, oğlu Dr. Ahmet Ertan Soğancı’ya ve saygıdeğer Güngör Soğancı Hanımefendi’ye müteessirlerimi iletirken “Rabbimden rahmet diliyorum. Hakk Teâlâ kabrini pür-nûr, mekânını cennet, makâmını âlî etsin.” diyerek acılarını paylaştık. Babası gibi diş hekimi olan ve fakat akademisyen olarak Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Dr. Ahmet Ertan kardeşimle bir saate yakın hatıralar eşliğinde dertleştik. Ahmet kardeşim, “Mustafa Balkan abimize, Suphi Soğancı’nın anısıyla saygılarımla…” diyerek kendi imzasıyla, babasının 2020’de yazdığı “Dünden Bugüne, Bugünden Yarına” adlı kitabını hediye etti. Suphi ağabey, eserinde “İnsanlar hayal ve hatıralarıyla yaşarlar. İnsan anılmadığı zaman esastan ölür” diyor. 70 yıllık ömrünü bir kitaba, kurduğu hayaller ve hatıralarla birlikte sığdıran Suphi ağabey, besmele ve selâmla başladığı eserine; girizgâhı “Doğduğum ve Doyduğum Şehir” başlığı altında Konya’yı anlatarak yapıyor. Konya’yı “vakıf şehir”, “mevlevî şehir” ve “tarihin derinliklerinden seslenen bin yıllık kültür birikimiyle geçmişle geleceği buluşturan köprü şehir” olarak nitelendirdikten sonra “folklor hocası, Ahmet Ertan Soğancı”nın şu dörtlüğüyle tamamlıyor:

“Anadolu’nun ambarıdır, ovadan gelir aşı,

Diyarı Mevlâna’dır, evliya dolu toprağı taşı,

Akşehir’de turnaları, Meram’da bağı, Bozkır’da sazı,

Selçuklu Payitahtı Gonya’dır memleketlerin hası.”

Meram’ın nüfus yönünden en kalabalık mahallelerinin başında gelen Havzan Mahallesi’nin ‘kendine has havası’ndan, buzhanelerinden, ‘sade ve samimi yaşantısı’ndan bahsederek buzhanelerin, ilgisizlik sebebiyle turistik amaçlı yaşatılmak yerine, unutulmaya ve yıkılmaya terkedildiğini dile getiren, aynı zamanda Mevlâna Muhibbânı olan Suphi Bey, “Konya, Hz. Mevlâna’nın manevi şemsiyesi altında yaşayan ilahi aşkın dergâhı olup, beden tezgâhında gönül sergisi dokunur. Bu nedenle nefisten gönüle göçmeyi ve o gönülde taht kuranı bilmeyi hatırlatır. O gönül sergisinde herkese yer vardır. Önemli olan zevalden kemale, hamlıktan olgunluğa yol almaktır. Marifet; ferasetimizi kullanarak nezaket ve zerafetle başkalarına örnek olabilmektir.” diyor.

Dünden bugüne yaşadıklarını ve hatıralarını 231 sayfadan ibaret kitaba sığdıran ve bugünden yarına fikir ve düşüncelerini eserinde dile getiren yazar Suphi Soğancı, diş, çene ve yüz bozukluklarının tedavisi anlamı taşıyan Ortodontik Tedavi alanında Konya’da ilklere imza atarak şu ifadelere yer vermişti: “Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın bir aynasıdır. Büyük Padişahın “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…” sözü, sağlığın önemini anlatan büyük, veciz bir sözdür.”

SOĞANCIYA GÖRE SPOR VE ÜÇ ORDU…

Spora bisikletle başlayıp güreşle devam eden ve madalyalar kazandıran Suphi ağabeyin “SPOR“ ve “ÜÇ ORDU” tarifi şöyle: “Spor /S-Sistem ve Sürat, P/’ si Plan-Program, O/’ su Organizasyon-Yarışma, R/’i Rekor-Rekabet’ ifade ederler.”

“Bir milletin üç ordusu vardır. Birincisi Silahlı Kuvvetler, ikincisi kültür ordusu, üçüncüsü ise spor ordusu olması gerektiği unutulmamalıdır. Askeri ordusu vatanı bekler, kültür ordusu tarihi, gelenek ve görenekleri yaşatır, spor ordusu da sağlıklı bir neslin devamını sağlar ve ülkesini temsil eden sporcular vasıtasıyla da diğer devletlere olan üstünlüğünü kanıtlamış olur.”

GÜREŞÇİLER 40’INDA KEMÂLE ERER

Suphi abi, 2018’in Kasım’ında Konya Aydınlar Ocağı’nda Koca Yusuf’u anlatırken, dersine o kadar iyi çalışmış olacak ki, onun anlatım tarzıyla Koca Yusuf’u tam anlamıyla tanımıştım. Şu sözleri, sanki dün gibi kulaklarımda hâlâ çınlar: “Koca” demek “bilgili, tecrübeli, âlî cenap insan” demektir. Pehlivanlar pehlivanı olan Koca Yusuf, vücudu demir gibi sert, ama gönlü ipek kadar yumuşak. Herkese saygılı ve herkese sevgi dağıtan bir insan. Amerika’da bir Amerikalı güreşçiyi dört saniyede tuş etmişti. Bu rekoru, benim ikizim olan güreşçi abim Sami Soğancı rakibini üç saniyede tuş etmek suretiyle yeniledi. Güreş yapan insanlar bedenen karşı rakibiyle güreşir ama nefsiyle güreş yaptığını 40 yaşına geldiği zaman anlar. Güreşten başka hiçbir branşta CAZGIR dediğimiz güreşi idare eden kişi tarafından dua edilsin, seyircilere de peygamberimize salavat getirmeleri hatırlatılsın. Ancak güreş sporuna has bir uygulamadır. Bize Müslüman olduğumuzu hatırlatır.”

ANAP döneminde siyasete atılan ve TİMAV’ın kurucular kurulu üyesi olan Diş Hekimi Suphi Soğancı, STK’larda idarecilik ve halka hizmetin yanı sıra haksızlığa, zulme rıza göstermeyen yapısıyla da dikkatleri üzerine çekerek dönemin devlet bakanları, vekil ve üst düzey yöneticileri karşısında dobra dobra konuşmuş ve asla ‘susan dilsiz şeytanlar’dan hiç olmamıştı. “Madde ve mananın temsilcisi olan insan; “ilahi rahmetin mükemmel görüntüsüdür.” diyen Konya sevdalısı Suphi abinin bir şiiriyle yazımıza nokta koyalım:

“Konya, Anadolu’nun bereketi, sesi soluğu simgesi/ Havası suyuyla hayat veren maneviyat beldesi/ Gündüzleri sıcak, akşamları serindir iklimi/ Yabancısı Konya bilir, yerlisi der Gonya.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.