Dost Görünüp Kuyumuzu Kazanlar!

Ahmet Güldağ

Yıllardır nerede ise her gün yüreğimiz yana yana kor oldu.
Olan olaylarda nasıl olurda 200 – 500 kişi hudutlar nöbetle beklenirken ellerini kollarını sallarcasına kilometrelerce hududumuza girip karakol dibine kadar gelebilmekte bu caniler?
Anlaşılır gibi değil. Hani Heronlar görüntüleyip haber verme tekniğine sahiptiler? Ne oluyor da vermiyor veya veriyor da ilgilenen olmuyor?
Acaba İsrail’den alınan bu Heronların komutası aslında teknoloji olarak onların elindeki kumandalarla mı işlem yapmakta diye düşünüyor insan!
Zaten düşündüğümüz çok şey var. ABD’nin kullandığı uydular her yeri hatta ev içlerini bile görüntüledikleri söylenirken, güya bizimle dost ve müttefik(!) ve beraber teröre savaş açtıklarını belirtirken bunlarda mı görmüyor bu geçişleri.
İnanılacak gibi değil destekte kazın ayağı hiçte öyle değil.
Asıl mihrak dağdaki terörcüler değil yüzümüze gülüp arkamızdan hançerleyen, Osmanlıyı yok etmeyi başardıkları gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin de bölünmesini isteyen dış ve iç mihraklar olduğunu anlayamadık mı hâlâ?
Anlamışsak neden işin temeline gidemiyoruz anlaşılır gibi değil.
***
 Atalarımız "Taş atana değil taş attırana bak" demişler.
Değerli yazar Mahmut Toptaş’ın köylü ile konuşmasını nakleden ilgi çekici yazısında Profesör veya General değil bir köylünün anlattıkları çok yerinde. Diyor ki;
“Taş attıranla, kurşun sıktıranla dost olup bütün sırlarını konuşursan, hatta bu taş atma olayını nasıl çözeriz diye büyük şeytana soru sorarsan arabanın tekerine nerede nasıl taş konulacağını sen kendin öğretmiş olursun.
Kuklalara kızmak değil onları da kuklacının elinden ve ipinden kurtarmak gerekir.”
***
Evet, asıl Karagöz ve Hacivat’ı kukla gibi oynatıldığı gibi sözde dost bildiğimiz bırakın uzaklardakileri, hem hudut komşularımız yüzümüze gülerken içlerindeki azim düşüncelerini yapabilmenin hırsı içinde oldukları yeni değil asırlardır var sayımlı.
Nitekim bunları daha evveli de yazmakla beraber son 2006 yılında yazdığım makalemde anlatmaktaydım.
***
Bir göz atalım bu yazıya göre ne değişmiş görelim bir.
Asıl amaçlarını görebiliyor muyuz?..
Yıllardır yazanlar oldu. Bendenizde yazmıştım aynı konulara değinerek çoğu zaman.
Yazanlar batı heveslisi değil yurdunun istikbalini düşünüyorlardı…
Bir cümlede toplarsak…
“Türk’ün kendisinden başka dostu yoktur” konusu içinde.
Bakınız tarihe. Yarım asır evvelini bilenler bile bilir.
Kim vardı çevremizde ki komşuları bırakın diğer devletlerden dost olan!..
Uzakta ki Pakistan’dan başka.
Rusya, Osmanlı’dan gelen isterikliği içinde Kars, Ardahan ve Boğazlar peşinde…
İran’ın Şahların da savaşlarla başlayan sonra diğer yollardan kavuşmak ezeli istedikleri isteriklerle devam eden Anadolu’ya sahip olma emelleri…
Irak ve Suriye’nin Dicle, Fırat ve Hatay civarı emelleri…
Bulgaristan zaten Rusya emrinde olarak, Yunanistan kendi emeli olan Costantinople, İzmir ve Ege Anadolu’ya sahip olma emelleri…
Yalan mı bunlar.
Yalan değil ama bizim kör gözlü Avrupalılaşma hayranları görmez veya görmezden gelir.
Dillerine pelesenk ettikleri kendi amaçları yönünde Atatürkçülüğü yozlaştırıp onun ana noktaları güzelce ifade ettiği tavsiyeli cümleler bulunan nutkunda ki Osmanlıca, Farsça kelimeleri bile değiştirip, geçen gün TV’de Sayın Oktay Çınaroğlu’nun vurguladığı gibi “Muasır medeniyetlerin ilerisi…” cümlesini sözde Türkçecilik sadeleştirmesi içinde gereksizce “Batılaşma…” şekline getirip bizlere yutturmadılar mı?
***
Bunlar görünenler idi. Ya bizlerin görmediği halâ da göremedikleri!...
Anadolu’ya sadece onlar değil, asıl düvellerin asır evvelinden bu yana gizli düşünceleri olan istekler!..
Bizim bazı yerel medya ile politikacılarımızın yapılabilen işlemi, hayal hatta rüya haline getirip “Hayallerimiz gerçekleşti…” dedikleri(!) manasında ele alırsak…
Bizlerce rüya görüp hayal yapıyorlar diye manâlandırdığımız emeller yavaş yavaş olmakta iken birden hızlandırarak gerçekleştirme yolunu tutmuş oluyorlar!..
***
Bugünün Orta Doğusu’nda olanların ana noktası budur esasında.
Haçlı zihniyetinin soy kırımı yanında esas gaye Amerika ve yandaşlarının petrol sahipliği ve petrolden de kıymetli olan “SU” ya hâkim olmak İsrail’i ve oturacakları Orta Doğu’da bolca suya kavuşturmak!..
Sadece Orta Doğu değil, buralar halledilince Orta Asya’ya kadar uzanacak emeller!..
Köşe bitmeden vurgulayabileceğim konuşma ve belgeleri özetleyeyim de siz değerlendiriverin görüşünüze göre…
***
1950 yılları içinde okuyup hayal sandığımız. Bir Amerikan profesörünün makalesinden;
“…Siz Emperyalist ve komünizm diye düşman görünenlere bakmayın. Aralarında ki gizli kırmızı telefonlarla dostluk kuranların emeli var. Amerika Ortadoğu petrol ve Anadolu ırmaklarına sahip olmak, Rusya ise Boğazlar, Anadolu kuzey doğusu ve Akdeniz’e inişe sahip olma paylaşımı içindedirler…
1950’li yıllarda Amerika Kongresi’nde Marshall Planı çerçevesinde konuşuluyor...
Bazı üyeler; Komünizme karşı direnen... Türkiye’ye... Yapılan yardımların artırılmasını ısrarla istiyorlar...
Bunları dinleyen Dış İşleri Bakanı, John Foster Dallas hiçbir şeyden anlamadıklarını ifade ile, bir örnek veriyor. “Bir kişi nehire balık avlamaya giderken oltasına bir yem koyar...
Oltaya takılan balığa yeniden yem vermenin anlamı yoktur!..
Eğer balık oltadan kurtulmak isterse!.. Siz de çubuğu sallayarak balığın, hem kurtulmasını önlersiniz!..
Hem de boğazının parçalanmasına yardımcı olursunuz..
Yok eğer balık uslu durup, size problem çıkarmıyorsa!..
Siz de yaşaması için arada bir yem verebilirsiniz...”
Büyük istekle girmeye çabalayıp demokrasi ve hürriyet aleyhine olanları bile kabullenmeye zorlandığımız AB yönetmenliğinde resmen yazılı olan bir maddeyi okudu dört gün evvel bir dış işleri bilgilerine sahip bir bayanımız Flaş TV’de..
“…Türkiye’deki Fırat ve Dicle nehirleri ile üzerinde ki barajlar beynelmilel kurul tarafından işletilecektir….” Bayan ilave ediyor. “bakın işletilebilir, olabilir değil, -İşletilecektir.- deniliyor. Bizimkiler bunu görmezden mi geliyor?...
***
Daha çoook deyimler var resmi ağız veya kâğıtlarda…
Köşe bitti belki ilerde tekrarlarken bir noktayı tekrarlamak isterim..
Esas gaye Filistin, Lübnan, Irak, Afganistan’a demokrasi değil Müslüman kıyımı ve petrol için girip. Başlayan insanlık dışı yeni hamlelerle sıra Suriye sonra İran’na gelip de
Zapt olunursa…
Sıra kimde siz düşünün gayri!...
***
Ne dersiniz değişen oluşmakta olan olaylar yerli yerinde değil mi?
Evet o yazımda da değindiğim gibi.
Daha da açılanacaklar mevcut.
İnşallah gelecek yazıda değiniriz.
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.