“Sahip olduğun en büyük zenginlik nedir?” diye sorsalar bana, hiç tereddüt etmeden “dostlarım” derim. İyinin kötüye, doğrunun yanlışa, beyazın siyaha karıştığı şu ahir zamanda dost olabilecek insan sayısı ne yazık ki gittikçe azalıyor. Korkmadan güvenebileceğimiz, sırtımızı dayayabileceğimiz, acıda da tatlıda da yanı başımızda birileri varsa; böyle zamanlarda birilerinin yanındaysak dünyanın en zengin insanları biziz bana sorarsanız.
O zaman şöyle bir soru sormak istiyorum. Kimler dosttur sizin için? Siz kimlere dost dersiniz?
**
Benim için dost bazen karlı bir kış gecesi pencerenin önünde oturup birlikte çay yudumladığım insanın adıdır. Mutsuz olduğumda beni dizlerine yatırıp saçlarımla oynayarak beni uyutandır. Çoğu kez konuşmadan anlaştığım, yıllarca görüşemesek bile sevgi bağımı hiç koparmadığımdır. Onunla ağlamayı sıradan insanlarla gülmeye tercih ettiğimdir dost.
Benim için dost fedakârlılıktır. Canın yandığını hissetmektir. O ağlarken senin de için yanmasıdır. Yaşça büyüktür sizden bazen tecrübesiyle sarar. Görüşleriniz farklıdır saygısıyla etkiler. Irkınız farklıdır hisleriniz ortaktır. Diliniz farklıdır ama anlaşırsınız çünkü gönül diliniz aynıdır. Benim için dostluk budur işte. Kıymetlidir, zenginliktir. Karşılık beklemeden yapılır ama karşılığı mutlaka vardır. Kulağa inandırıcı gelmiyor olabilir. Ama inanın ki böyle dostluklar gerçekten var.
**
Kendimi şanslı olarak ilan ediyorum bu konuda. Çünkü biliyorum dostluk da diğer pek çok duygu gibi kirlendi. Basitleşti. Menfaat üzerine kurulan üç günlük muhabbetleri, yıllarını birlikte geçirdiği insanlar tarafından ihanete uğrayanları görüyorum. Bu yüzden zenginlik diyorum işte ben dostluk kavramına. Dün yan yana durup aynı görüşü savunan insanların bu gün biri biri için ağza alınmayacak sözler sarf etmesi, kumpaslar kurması ispatıdır işte kirlenmiş dostlukların. Eğer birlikte ağır sınavlara girip yaralanmadan kazandıysanız bu sınavı o insanları asla bırakmayın. Çünkü onlar gerçek dostlarınızdır.