Van ve çevresinde meydana gelen deprem ülkemizdeki birçok sorunu da tekrar gündeme getirmiştir. Ölenlere Allah’tan rahmet milletimize başsağlığı dilerim.
Bu konuyla ilgili bazı görüşleri paylaşmakta fayda vardır.
18 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazetede Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı UDSEP-2023 yayınlandı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFADI) çalışmalarının kısa, orta ve uzun vadede yapacağı çalışmalar burada yer almaktadır. Çalışmalar:
1. Depremleri öğrenmek
2. Deprem güvenliği ve yapılaşma sağlamak ve
3. Depremlerin etkileriyle baş edebilmek üzerinde durulmaktadır.
Kamuoyunda ve basında sıkça depremlerin büyüklükleri ve önceden haber verilip verilmeyeceği durulmaktadır. Tabii ki, bunların bilimsel ölçeklerle önemli olmakla beraber bu kadar önem verilmesi asıl önemli konular üzerinde tartışmayı gizlemektedir. Ayrıca deprem ve diğer doğal afetler sadece teknik yönleriyle değerlendirilmeyi sosyo ekonomik kültür inanç gibi çeşitli boyutlarla değerlendirmek gerekir.
Depremin manevi sebepleri önemli olmakla beraber ağırlıklı olarak maddi sebepleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Nüfus artışı kentleşme, göç gibi sosyal ve demokratik faktörler sanayileşme ve ekonomik faktörlerle bir araya gelince riskin boyutu artmaktadır. Bu çerçevede yerel yönetimlerin afet önleme çalışmaları içerisinde:
1- Şehir planlaması çalışmaları –sosyo kültürel ve iktisadi yapı -fiziksel çevre – teknik çalışmalar ve imar planı denetimleri,
2- Yapı denetimi içinde – imar mevzuatı ile afetler arasında bağ kurulması – yapı standartları ve malzeme denetimleri – nitelikliişçilikiçinmeslekinormlarınbelirlenmesivedenetimifennimesuliyetveyapıteknikerlerininkonumları – müteahit tanımı – yapı denetimi için nitelikli ve yeterli personel – denetimin hukuki sınırlarını tespiti – meslek odalarının rolleri, oda ile teknik eleman ilişkisi,
3- Binaların kullanımından doğan sorunlar ve sorumluluklar : Kat mülkiyeti kanunu, ticari alanların kullanımdaki sorunlar, kamu kesimindeki sorunlar, binaların yaş haritalarının çıkarımındaki sorunlar, deprem sigortası,
4- Eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları, eğitim merkezleri kurulması yer almaktadır.
Afet durumlarında ne yapılacağını bilmemek memnuniyetsizliği de artırmaktadır. Japonlar bu konu da afetlerle iç içe yaşamayı öğrenmiş bir toplumdur. Başta Kobe’deki Asya Afet Merkezi olmak üzere birçok şehir de büyük binalar da küçük büyük herkese afetlerle yaşama hatırlatılmakta ve bu konuda eğitim verilmektedir. Hatta simülasyon çalışmalarıyla afet eğitimi önemli bir yer tutmaktadır. Oysa ülkemizde bunca afet yaşandığı halde sadece afet zamanlarında birkaç olaya takınılmakta ama bir müddet sonra her şey unutmaktadır. Bu nedenle de topyekun bir mesafe alınması zor hale gelmektedir. Yine bir şey olmaz diye olayları küçümseme bir alışkanlıktır. İşin siyasete bulaştırılması da ayrı bir sorundur. Maalesef siyasi nitelikli bazı eleştiriler konuya yapıcı yaklaşmaktan ziyade bazen iftiraya varan şikayetlere ulaşmaktadır.
Türkiye’de her yıl önemli sayılabilecek bir deprem olma ihtimali vardır. Bununla ilgili çalışmalar önemlidir, ama depremle yaşamayı öğrenmek için bina sahiplerinden yerel ve merkezi yönetimlere, meslek odalarına pek çok görev düşmektedir.
Bu konuyla ilgili bazı görüşleri paylaşmakta fayda vardır.
18 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazetede Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı UDSEP-2023 yayınlandı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFADI) çalışmalarının kısa, orta ve uzun vadede yapacağı çalışmalar burada yer almaktadır. Çalışmalar:
1. Depremleri öğrenmek
2. Deprem güvenliği ve yapılaşma sağlamak ve
3. Depremlerin etkileriyle baş edebilmek üzerinde durulmaktadır.
Kamuoyunda ve basında sıkça depremlerin büyüklükleri ve önceden haber verilip verilmeyeceği durulmaktadır. Tabii ki, bunların bilimsel ölçeklerle önemli olmakla beraber bu kadar önem verilmesi asıl önemli konular üzerinde tartışmayı gizlemektedir. Ayrıca deprem ve diğer doğal afetler sadece teknik yönleriyle değerlendirilmeyi sosyo ekonomik kültür inanç gibi çeşitli boyutlarla değerlendirmek gerekir.
Depremin manevi sebepleri önemli olmakla beraber ağırlıklı olarak maddi sebepleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Nüfus artışı kentleşme, göç gibi sosyal ve demokratik faktörler sanayileşme ve ekonomik faktörlerle bir araya gelince riskin boyutu artmaktadır. Bu çerçevede yerel yönetimlerin afet önleme çalışmaları içerisinde:
1- Şehir planlaması çalışmaları –sosyo kültürel ve iktisadi yapı -fiziksel çevre – teknik çalışmalar ve imar planı denetimleri,
2- Yapı denetimi içinde – imar mevzuatı ile afetler arasında bağ kurulması – yapı standartları ve malzeme denetimleri – nitelikliişçilikiçinmeslekinormlarınbelirlenmesivedenetimifennimesuliyetveyapıteknikerlerininkonumları – müteahit tanımı – yapı denetimi için nitelikli ve yeterli personel – denetimin hukuki sınırlarını tespiti – meslek odalarının rolleri, oda ile teknik eleman ilişkisi,
3- Binaların kullanımından doğan sorunlar ve sorumluluklar : Kat mülkiyeti kanunu, ticari alanların kullanımdaki sorunlar, kamu kesimindeki sorunlar, binaların yaş haritalarının çıkarımındaki sorunlar, deprem sigortası,
4- Eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları, eğitim merkezleri kurulması yer almaktadır.
Afet durumlarında ne yapılacağını bilmemek memnuniyetsizliği de artırmaktadır. Japonlar bu konu da afetlerle iç içe yaşamayı öğrenmiş bir toplumdur. Başta Kobe’deki Asya Afet Merkezi olmak üzere birçok şehir de büyük binalar da küçük büyük herkese afetlerle yaşama hatırlatılmakta ve bu konuda eğitim verilmektedir. Hatta simülasyon çalışmalarıyla afet eğitimi önemli bir yer tutmaktadır. Oysa ülkemizde bunca afet yaşandığı halde sadece afet zamanlarında birkaç olaya takınılmakta ama bir müddet sonra her şey unutmaktadır. Bu nedenle de topyekun bir mesafe alınması zor hale gelmektedir. Yine bir şey olmaz diye olayları küçümseme bir alışkanlıktır. İşin siyasete bulaştırılması da ayrı bir sorundur. Maalesef siyasi nitelikli bazı eleştiriler konuya yapıcı yaklaşmaktan ziyade bazen iftiraya varan şikayetlere ulaşmaktadır.
Türkiye’de her yıl önemli sayılabilecek bir deprem olma ihtimali vardır. Bununla ilgili çalışmalar önemlidir, ama depremle yaşamayı öğrenmek için bina sahiplerinden yerel ve merkezi yönetimlere, meslek odalarına pek çok görev düşmektedir.