Dışarıda Kalan Kültürel Materyallerimiz

.

Osmanlı İmparatorluğu yayıldığı gayet geniş topraklardan, gün gelip de çekilmeye mecbur bırakıldıktan sonra, oralarda bitmez-tükenmez kültürel materyal ve birikimler kalmıştır. Bundan dolayı, şimdi doğuda ve batıda dışarılarda kalmış o çevrelerde, resmî ve özel kütüphane, arşiv ve koleksiyonlarda binlerce obje ve materyallerin büyük kısmı kapalı durmaktadır. Her şey, arandığı nisbetçe bulunurmuş. Doğu ve Batıda yaptığımız seyahetlerde bunu çok yaşadık. Orta Avrupa, Balkanlar, Arap ülkeleri, bilinenlerin dışında, literatür, karteks, katalog ve fişlere geçmeyen milyonlarca Osmanlı izine sahip. Bunların aziz Milletimize tanıtılması, kazandırılması ne büyük hizmet olur. Bunların ele alındığı ölçüde kültür tarihimize yeni sayfalar ilâve edilecektir.

Meselâ, bir seferinde Halep’deyim: Halep Mevlevîhânesi üzerinde araştırma yapıyorum. Bir dostum, “Cem’iyyetü’l-Âdiyât”da bilgi bulunabileceğini haber vermişti. O akşam oraya gittik, idarecileriyle tanışlık. “Kolay” dediler, “elde olanları seve seve veririz; Yalnız gelmişken siz, burada bir konferans vermeyi düşünmez misiniz? Her hafta burada konferans serîmiz var. İki gün sonra, bu haftanın konuşmacısı siz olur musunuz?” diye sormuşlardı. Ben de: “Hay hay” deyip, konunun ne olmasını düşündüklerini öğrenmek istedim. Siz bilirsiniz dediler. Sonunda “Hz. Mevlâna’nın Suriye günleri ve Mevlevîhâneler” üzerinde konuşma yapmaya karar verdik. Yaklaşık iki saat kadar süren konuşmamın ardından Türk, Arap üyeler teşekkür ve tebriklerini bildirmişler, kendi aramızda sohbet yapıyorduk. Yanımıza gelen topak boylu yaşlı bir zât, gazeteci olduğundan; arşivinde Osmanlı izlerine dair enteresan belge ve bilgiler bulunduğundan bahsederek, arzu edersem, bunları görmem için matbaasına beklediğini söylemişti. Adı, “Salâhaddin Basmacı” idi. Birkaç yıldır orada bulunan ve bana refakat eden bir mezun öğrencimle, gittik. Kısa bir hal hatırdan sonra, mümkün ise materyalleri görmek istediğimi söyledim. Matbaasının bir bölümüne geçtik. Masa ve dolaplarda yığınla gazete, dergi.. Kutular dolusu fotoğraflar.. Oturup yayınların büyük bir kısmını elden, fotoğrafların da tamamını gözden geçirdim. Gerçekten kıymetli materyallerdi. Suriye’nin elimizden çıktığı ve müteakip yıllara dair önemli bilgiler, belgeler vardı. Bir kısmının fotokopisini aldım. Bir kaçının orijinalini armağan etti. Vaktim olsaydı, oradaki dokümanlarla daha fazla meşgul olmayı isterdim.. Osmanlı’nın Suriye siyaseti, Suriye’nin elimizden çıkışı konularında araştırma yapacak ilim adamları için kim bilir ne kadar önemli ve enteresan belge ve bilgiler ortaya çıkacaktır..
Sohbet sırasında Hotel Baron’dan bahsedildi. Orta Doğu tarihimizin mukadderatında yeri olan bu tarihî oteli, adresini öğrenip, ertesi gün görmeye gittim. Receptiondaki bayan, otelin bodrumundan, üst katına varıncaya kadar her yerini gezdirdi. Hattâ, Mustafa Kemal (Atatürk)’in kaldığı odaları, lokanta kısmındaki yemek yediği masayı bile gösteriş ve fotoğraflarını çekmeme müsaade etmişti.
Halep, Şam, Amman böyle; Atina, Selânik, Piriştina, Pirizren öyle.. Mekke, Medine, Sana, Kahire, İskenderiye ve diğerleri, hakeza.. Orta Avrupa’nın özel ve resmî müze, kütüphane ve koleksiyonları ise, apayrı bir âlem.. Bize ait binlerce obje ve doküman var ellerinde.. Bunların büyük kısmı henüz gün ışığına çıkarılmamış, ilim dünyasına tanıtılmamış durumda. Bunların neler olduğuna, ne durumda bulunduklarına dair elimizde yeterli kaynak ve bilgi, maalesef yoktur. Bari bunların olsun envanter veya kataloglarının bizim tarafımızdan hazırlanılıp yayınlanılmasına ve aziz Milletimiz’in bunlardan haberdar edilmesine gerçekten büyük ihtiyaç vardır. Bir zamanlar okkası üç kuruş on paraya Bulgaristan’a satılan ve merhum Mithat Cemal Bey’e: “Bizden ikiyüz yıl evvel uyananlar / Hâlâ uyuyanlardaki mahiyeti görsün; / Efsanesi kaybolsa kıyamet koparanlar / Tarihini okka ile satan milleti görsün.” deme zorunda bırakan ve nihayet, rahmetli hemşehrimiz İbrahim Hakkı Konyalı’nın büyük cesaret ve girişimleri sayesinde ancak bir kısmı alakonulabilen vagonlar dolusu tonlarca “Hazîne-i Evrak” tarihî belgelerimiz bu gün ne durumdadırlar acaba?
Hepsi de, yüce Devletimiz’in himmetini; genç ve idealist araştırmacıların gayretlerini bekliyorlar.. Bu beklemeler, inşaallah daha fazla ve uzun sürmez de, tarihimize yeni parlak sayfalar ilâve edilir ve gençlerimiz kahraman ecdadını, şanlı tarihini daha iyi ve yakından tanıma imkânını elde eder…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri