Dış ticaret açığı

Nevzat Laleli

2016 yılı ekonomi raporu

 

Ekonomi Bakanlarından Sayın Zafer Çağlayan 2012’de yaptığı basın açıklamasında Türkiye’nin ithalatının değerlendirmesini yapmıştı. Sayın Çağlayan konuşmasının bir yerinde “…geçen yıl Türkiye’ye 14.3 milyon cep telefonu geldi. Bunlara 1 milyar 744 milyon dolar para ödendi. Ben bunu söylerken insanlara gidip cep telefonu almayın demiyorum, zaten diyemem de. Ama sesli düşünüyorum. Biz 11 ayda bir cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz?” diyordu.

Sayın Bakana bu gerçeği dile getirdiği için teşekkürlerimizi sunuyoruz ve şunu diyoruz. Sayın Bakan iktidar şikâyet yeri değildir, icraat yeridir. Lütfen gerekli tedbirleri alarak ülkemizi ithalat cenneti olmaktan çıkarınız. Türkiye’de üretilebilecek malların üretimini teşvik ediniz. Böylece hem döviz kaybını önleyiniz hem de işsizlere iş bulunmasına yardımcı olunuz.

Hükümet konunun önemini anlamaya başlamış olacaklar ki, OVP’ da değişiklik yaparak ithalatı düşürmek için önlemler almaya başladılar ve bu önlemlerin etkisiyle 2011’de 240.8 milyar dolar olan ithalat 2012’de azaldı ve 236.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Demek ki yetkililer konunun üzerine eğilince ihracat artırılırken ithalat azaltılabiliyormuş.

Gittikçe iflasımızı getirecek dış ticaret açığı grafiği (İthalat-ihracat farkı)

Tablodan görüldüğü gibi, ithalatla ihracat arasındaki farktan oluşan Dış Ticaret Açığı da 2000 yılında 26.7 milyar dolar iken 2001 yılında 10.1 milyar dolara düşmüş, 2001’den itibaren kriz yılı olan 2008 yılına kadar yıllar itibariyle artmış, 2009’da 2008 yılına göre azalmış, ancak genelde yıllar itibariyle artmıştır. 2009 yılında - 38.8 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2010 yılında -71.6 milyar dolara, 2011 yılında da -105.9 milyar dolara yükselmiştir. 2012 yılında 84 milyar dolara düşen dış ticaret açığı 2013 yılında tekrar 99.9 milyar dolara yükselmiştir. Bir yıl sonra, 2014’de 84.6 milyar dolara düşen dış ticaret açığı 2015 yılında da 63.4 milyar dolara düşmüştür. Bu dış ticaret açığı Türkiye için çok yüksektir.

Son iki yılda önceki yıllara göre bir azalma vardır ve bu memnuniyet vericidir. Ama istenen dış ticaret açığının olmaması, hatta dış ticaret fazlasının olmasıdır. Borlardan kurtulmak ve refaha ermek ancak bu şekilde olur.

    Kriz yılı sayılan 2001 yılında Cari Denge pozitiftir. Yani Türkiye’nin cari fazlası vardır. Bu denge 2002’den itibaren negatife dönmüş ve cari açık oluşmuştur. 2002’den sonra cari açık yıllar itibariyle artarak devam etmiş 2009 yılında bir önceki yıla göre azalmış, -40.2 milyar dolardan -12.0 milyar dolara düşmüştür, ama genelde yıllar itibariyle artmıştır. 2009’da -12 milyar dolar olan cari açık 2010 yılında – 45.3 milyar dolara, 2011 yılında da - 75.1 milyar dolara yükselmiştir. - 75.1 milyar dolarlık Cari Açık da Türkiye için bir rekordur. - 75.1 milyar dolarlık Cari Açık GSYH’nın yaklaşık % 10’u kadardır. 2011 yılındaki 75.1 milyar dolarlık cari açık alınan önlemlerin etkisi ile 2012 yılında 48.5 milyar dolara düşmüş ama 2013’de tekrar 65 milyar dolara yükselmiştir. 2014’de 45.8 milyar dolara düşen cari açık 2015’de 32.2 milyar dolara düşmüştür. Cari açıktaki düşme memnuniyet vericidir. Ama unutulmamalıdır ki, 32.2 milyar dolarlık cari açıkta çok yüksektir ve aynı yıl 720 milyar dolar olarak gerçekleşen GSYH’nın % 4.5’i kadardır. Alınan bütün önlemlere rağmen 2016 yılı için de cari açığın önceki yıla göre artması söz konusu olabilir. Biz daha önceki hükümetleri olduğu gibi 65. Hükümeti de bu konuda daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.

Cari açığın fazla olması ekonomik dengelerin bir anda bozulmasına sebep olabilir. Bir kısım medya ve yandaş yazarlar ekonomide her şeyi tozpembe göstermeye çalışsa da dış ticaret açığındaki ve cari açıktaki fazlalıktan dolayı Türk ekonomisinin her an bir krize düşmesi söz konusu olabilir. Ekonomi bakanlarının feveran etmesinin sebebi sanıyorum bu olsa gerek.

Dış ticaret açığının kapatılması ve hatta dış ticaret fazlasına varılması, ithalatın daraltılması ve üretimin artırılarak buna paralel ihracatın da artırılmasıyla mümkündür.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.