Diş ağrısı ile karın ağrısı

Recep Çınar

Uzun zamandır yazmıyorum…
Yazılacak çok şey olmasına rağmen…
Yazı yazmak için yazanlardan değilim…
Bazı dostlar “edebi ve güncel de yaz” diye fitilerken, bazıları ise “bu konularla beynini fazla zorlama, zorlarsan motoru yakarsın” telkininde bulunuyorlar…
“Motoru yakarsın” diye düşünenlere “ben de yanacak motor yok ki, yaksam” diyerek, işin içinden sıyrılıyorum…
Dedim ya, yazılacak çok şey var…
Özellikle Konyaspor konusunda…
Herkes ağzımın içine bakıyor “ne yazacak” ya da “kimlere sallayacak” diye…
Tabiî ki  görüşlerimi, düşüncelerimi yazacağım…
Yazmalıyım da…
Bazı konuları ıskaladığımın da farkındayım…
Ama…
Mesele sizin bildiğiniz gibi değil…
He valla…
Diş ağrısının nemenem bir ağrı olduğunu bilirsinizdir mutlaka…
Gecenin bir yarısında selamsız sabahsız bastırdı, önce yüzümü ekşitti, sonra gözümü kararttı…
Sonrasında mı?
Aklımı başımdan aldı…
He valla…
Ne kadar ağlasam sızlasam da “hadi bana eyvallah” demedi meret…
Eve giderken  yolumu, evde banyo ile mutfağı birbirine karıştırdım…
Ne yaptım ne ettimse faydası olmadı…
Çaresiz çaldım Mustafa Günbaş hocamın kapısını…
Dedi ki “20”lik dişin mevta…
“Aman hocam biran önce defnedelim, aksi taktirde ben mevta olacağım” diye sızlandım…
Anlayacağınız “20”lik dişi büyük bir ızdırapla ve dualarla defnettik…
Bizim Kerem’in dediği gibi “Allah rahmet eylesin” deyin müslümanlar…
Velhasıl son 10 gündür düşmanımı arattı, yerlerde süründürdü beni bu “20”lik diş…
Özeti şu; Beni hem benden, hem de sizden aldı bu “20”lik denilen zımbırtı…
Neyse ki geçti…
Sizde “geçmiş olsun” deyin dostlar.
xxx
KONYASPOR
Öncelikle isim değişikliği…
İçime hiç sinmedi…
Hele de 3 kuruşa pazarlanması burnumun direğini sızlattı…
Beni bilirsiniz…
Karnından konuşanlardan değilim…
Ama…
Karnı ağrıyanlardanım…
Sadece karnım ağrısa neyse…
Dedim ya, burnumun direği de sızladı…
Şekerliler sırtlarında “kambur” gibi gördükleri futbol branşını ince bir ayarla Konyaspor’a sardılar…
Kendi adlarına da iyi iş çıkardılar…
Belki ucu Konya ve Konyaspor’a dokunacak, ama Recep Konuk kurumu  adına makul ve doğru olanı yaptı…
Ve her yıl sokağa atılan 6-7 trilyonun da önüne geçmiş oldu…
Anlayacağınız Recep Konuk bir taşla iki kuş vurdu…
Kim ne derse dersin bu ticaretin kazananı Recep Konuk, kaybedeni ise Ahmet  Şan oldu…
Bu kusur Ahmet Şan’ın değil elbette, Ahmet Şan gibi elini taşın altına koyan bir insanı böyle bir kusura mahkum edenlerin…
Kimse kusura bakmasın, Recep Konuk’u severiz, ama Konya ve Konyaspor’u daha çok…
AHMET ŞAN
Büyük bir sorumluluk üstlendi arkadaşlarıyla beraber…
Aynı ölçüde fedakar davrandılar...
Hele de “Avarel”in deve yükü borçla bıraktığı Konyaspor’u sahiplenmekle…
Dolayısıyla her türlü desteğe açık ve ihtiyacı olan bir başkan…
Konyaspor’u anlatmaya gerek var mı?
Yok elbette…
Bir taraftan borç ödenecek, bir taraftan silbaştan yeni bir takım kurulacak…
Böyle yürümeye ve yaşatılmaya çalışılacak Konyaspor…
Anadolu Selçuklu “kambur”u da cabası da…
Bu şartlarda da beklentilere cevap vermekle yükümlü olmak gibi bir durum da sözkonusu tabi ki…
Allah için söylemek lazımsa, işleri hiçte kolay değil Konyaspor’u yönetenlerin…
Mesele şu…
Gün, destek günü…
Konyaspor’a gönül verenlerin ve bu şehre borcu olanların ellerini taşın altına sokma günü…
Bu kulübe ve bu yönetime nasıl bir katkı sağlarız, onu düşündüm…
Çünkü, yazmakla çizmekle ya da kapı arkalarında konuşmakla olmuyor…
Lafla yürümeyecek bir peynir gemisine talip olan bu yönetime önce maddi destek gerekir diye düşündüm kendimce…
O zaman küçük bir katkı ile başlanabilir…
En azından safımı belli etmek adına kombine bilet alarak, çorbada tuzum olsun isterim…
Yanlış anlaşılmasın, gidip şeref tribününde oturup, maç izlemek,  takım yapmak ya da yöneticileri çekiştirmek için değil…
Bir kibrit çakabilmek amacım…
Örnek olur muyum?
Kimbilir…
Belki bir kombine sadece…
Ama herkes katılırsa “çok kombine” bence…
Var mısınız?
“Varım” deyin Konyaspor’u sevenler…
En azından safınız belli olur.