DEVLETİN YALNIZLIĞI

DEVLETİN YALNIZLIĞI

​Devlet nedir?
Neden devlet olmak ister herkes?
Canlar verilir bu yolda,
İnsandaki bu hırs neden?
Göz döndüren bu cezbe,
Acımadan kıymak cana;
Peygamber çocuklarına bile...
​Müşrikin bile hürmet ettiği
Bir haram ayda,
Bir insan nasıl gelir bu hale?
​...
​Saltanat için devlet;
Bir mülk, bir şan, bir isim...
Kıyamete dek sürecek bir hırs,
Sultan olmak, yönetmek,
Sahibi olmak toprakların...
​Önünde eğildikçe halk,
Biraz daha yükselmek göklere.
Harem’de raks eden güzellerle
Cenneti yaşamak yeryüzünde...
​En büyük derdi;
Halkından çıkıp birinin
Ele geçirmesidir devletini.
İşte bu yüzden
Azınlıklar üzerine kurulur düzen.
​Bey olurlar, paşa olurlar,
Zengin tüccar, paranın sahibi...
Kendi öz halkı köylü, maraba;
Hamallık yaparlar yanlarında,
Ağzı çorba kokan, cahil, kaba...
​Vatan elden gidince gelir akla;
Onun olur en büyük makam,
Katılır şehitler kervanına
Belli bir mezarı bile olmadan...
​Yemen’de, Trablusgarp’ta, Kafkaslar’da
Karışır gider toprağa.
​...
​Bir asker için devlet;
Komutanı olmaktır halkın,
Gücü damarlarında hissetmek
Saf tutmuş ordular karşısında.
​Diz çöktürmek herkesi önünde;
Baş eğmeyenlerin vurulup başı,
Kule gibi dikilsin göklere!
Tarih bahsetsin adından,
Döktükçe kanı
Yükselsin gitsin namı...
​...
​İdeolojisi olanların
Dinle olmaz işi.
İdeolojinin kendisidir
Dinin ta kendisi.
​Devlet onlar için
Kutsal bir araç,
Bir kuluçka makinesi...
Çoğaltmalı tek bir rehberden,
Tornadan çıkmışçasına;
İşleyip zihin dünyasını
Üretmeli milyonlarcasını.
​Düşman ideolojiler ise
İnsan suretinde bir hamamböceği...
Görünce mide bulandıran bir üretim hatası.
​Kapılırsan bu yalana;
Gaz odalarında bir polis olarak
Yahut bir Filistinli ailenin evini
Basarken bulursun kendini.
​Düşman olursun komşuna;
İşareti görünce birden
Düşünmeden saldıran
Pavlov’un köpekleri gibi
Nefretle doldururlar kalbini.
​...
​Bütün devletler...
Tanrı’nın gölgesi, yeryüzündeki eli...
Servet ve makam sahibi;
Verir bazısına bolca,
Kuş olup konar başına.
​En büyük zenginler
Devletle iş tutanlardır.
Gücü o dağıtmalı ki
Göbekten bağlansınlar ona...
​Güvenliği için tanımaz kimseyi;
Çıkarları uymayınca metne,
Uydurur metni kendine.
​İlk önce karşı çıkar halk,
"Metin elden gidiyor!" diye.
Sonra alışır onunla yaşamaya;
Ardından gelenler ise
"İşte budur Hak’tan gelen!
Savaşmalıyız yolunda!" derler.
​Devlet ne derse halka,
Din olur gider sonunda...
​...
​Hatırla: Yasaklanınca sarık,
Gelince yerine fes;
"Gâvur Padişah!" dediler.
Torunları yıllar sonra,
Bir kral tacı gibi fesi
Taktılar başlarına gururla...
​İşte bu yüzden
Anlaşılmıyor Emevilerin
Dine neler ettikleri.
Konuşamazsın bile şimdi;
O günün sıradan insanının reddettiğini
Savunur günümüz âlimleri...
​...
​Konuşur bütün bilginler,
Âlimler, hocalar, profesörler...
Devletin çizdiği sınırlar içinde
Vururlar masaya ellerini, hiddetlenirler.
Bir ahlak abidesidir hepsi!
​Lakin çizilen sınırların dışına çıkınca,
Değişir birden her şey.
​Mesela ülkemizde;
"Mum söndü yapıyorlar,
Ana bacı bilmiyorlar!" deyip
İftira attılar namuslu insanlara!
Tek bir kişi bile çıkıp diyemedi:
"Yalandır, bühtandır!" diye...
​...
​Hem ahlakın hem dinin
Devletin izin verdiği kadardır.
Devlet sana dostsa eğer,
Ayıbın gizli kalır elbet.
Düşman olursa sana;
İşlemediğin suçlar bile
Yüklenir boynuna.
​En sevilenlerine taşlatır seni,
Çocuklarının mahzun bakışları arasında
Sessizce yürürsün sehpaya.
​...
​Gücün tabiatında vardır;
Kendini Tanrı zannetmek.
Zirvenin yalnızlığında
Âşıktır kendi kendine,
Dayanamaz alkışa...
Övgülerin hepsi ona.
​Eleştirirsen onu eğer,
Yükselir sesi birden.
Elinde balyoz olunca,
Laf söyleyen her hadsiz
Çivi gibi görünür ona.
​Halk da masum değildir amma,
Bir mazeret bulunmalı halka...
​...
​Vicdan bilir adaleti,
Doğruyu, eğriyi...
Söylemek kolaydır hakikati.
​En vicdanlısını atayınca bir yere emir;
O melek adam gider birden,
Yerine vahşi bir kaplan gelir.
​...
​Modern zamanlarda
Dünyanın başına geldi en büyük musibet:
"Emperyalizm" derler adına,
Firavunluk üretti sonunda,
Öyle bir canavar ki sorma!
​Kullanıyor bilgiyi,
Köle yaptı insanlığı.
Şeytani akıl takmış maskeyi,
Gösterir kendini melek gibi.
​Yıktı büyük devletleri
Burjuvanın parlak fikri:
"Halk yönetsin kendi kendini!"
​Halk coşkuyla inandı bu yalana;
Oysa sistem ayarlıyor kimin geleceğini.
Paranın sahibi verir mi iktidarı halka?
Boşuna mı açıldı bu kadar banka?
Niye kuruldu bu medya?
​Budur çarkın en zalimi;
Tüm dünyayı soktular
Devasa bir borcun altına
İpoteklidir artık tüm insanlık...
​Onlar için para;
Otuz ton kâğıt, iki ton boya...
​Kredi almadan yaşanmaz tabii;
Yenilenmeli her şey
Geçmeden modası...
Sizin içindir tüm bu ürünler;
Makineler, ilaçlar, silahlar...
​Çalış sonra ömür boyu!
Sabahın köründe dökül yollara;
Görmeden gökyüzünü,
Bakmadan yıldızlara...
​Ayın sonunda koş döviz bürolarına.
​Uluslararası anlaşmalar, hukuk...
Bunun için var polis, asker.
Özgür zannediyor kendini
Bu düzende köleler...
​...
​Muhalefeti de dizayn etmek gerek,
"Kurt kapanı" derler adına;
Kaçarsa iktidardan,
Gelsin yine kurdun ayaklarına!
​...
​Doymuyor bir türlü kana...
Milyonlarca Kızılderili’yi yedi,
Köle oldu Afrika...
​Çocukların elleri kesilip
Hediye verildi babalarına.
​Milyonlar ölüyor açlıktan,
Kızıl kırgın girdi bir yandan...
​Ama özgürlük geldi sonunda!
Havaya uçuyor Orta Doğu,
Özgürlüğün tadına bakıyor doya doya...
​...
​Emperyalizmin taktiğidir
Savaştırmak halkları...
Bulur en ince ayrılıkları:
Türk, Kürt, Arap...
Sünni, Şii, Selefi...
​Kaçırılmaz bir fırsat!
Senden daha iyi bilirler kasabanı, köyünü,
Senin için köyün eşsiz bir manzara
O altındaki cevheri
Dönüştürmüştür dolara
Sen gezerken yollarda
Tezler hazırlanır hakkında
Anlatırlar sana kahraman olan soyunu.
​Kimi sakallı, cübbeli:
Bırakmaz dini kimseye
"Onlardır hakikatin erleri,
Diğerleri boylayacak cehennemin dibini!"
​Binlerce yıldır yaşarken birlikte,
Binlerce Lawrence ile
Gelip girerler araya...
Senden zannedersin ilk bakışta.
​Babaları dost olmuşken
Düşman olur çocukları...
​"Yeter sömürüldüğünüz!" deyip
Silahlandırırlar zayıf olanı;
Çoğunluk olan dinlemez çünkü onu...
​Önceden ayarlandı hepsi;
Gelecekte nifak çıksın diye
Çizildi bu suni haritalar...
​Ölümü gösterip
Razı etmek için sıtmaya;
Denize düşen masumlar
Sarılsın diye yılana!
​Petrolü, elması, madeni
Çıkarken yurt dışına;
Halkı için ölen bir kahraman
Ya da tekbir getiren bir Müslüman
Koşup gitsinler diye cepheye...
​Kırsınlar birbirlerini;
Sel gibi akarken onların kanı,
Onlar patlatsınlar şampanyaları!
​...
​Devleti kuran irade;
Özgürce yaşamak arzusudur milletin;
Onuruyla, güven içinde,
Yem olmadan aç kurtlara...
​İçlerinde en zayıf olanı
Alsın hakkını en güçlüsünden;
Devletin eline silah
Bunun için verildi.
​"Şeriatın kestiği parmak acımaz"
Dedik bu yüzden.
Onların derdi millet olsun;
Biz çalışırız tarlada,
Esnaf, işçi, emekçi...
​Hamallık yaptı, limon sattı bu halk;
Sana verilen bu alın teri,
Gücü eline alan biri
Zorba kesilsin diye mi?
​...
​Yine de itaat ederiz;
En kötü devlet bile
İyiymiş devletsiz kalmaktan.
​En zalimi bile gidince,
Yıkılınca devlet,
Eşkıyalar türüyor birden.
​Vahşi bir hayvan bile
Acıyor da insana,
İnsan acımıyor insana...
​Eski Türkler çok çekmiş
Devletin yokluğundan;
Yem olmuşlar düşmana,
Dağılmış obaları,
Köle yapılmış balaları...
​Atasözü olmuş bizde:
"Ya devlet başa,
Ya kuzgun leşe!"
​...
​Dinde zulüm;
Hak etmeyenin, hak etmediği yere konmasıdır.
​Devletin başına geçerse bir kötü,
İşte en büyük zulüm!
Bekle artık her türlü kötülüğü...
​Zulüm en büyük günah
Ama yoktur yeryüzünde cezası;
Çünkü cezayı verecek olan
İşler bu büyük günahı...
​Yanına kalmaz elbet;
İbretlik olur zalimlerin sonu,
Az olur alıcı kuşların ömrü.
​...
​"Devletin dini adalettir,"
Böyle söylemiş İmam Ali.
İnsanlar hiç unutmaz adaleti;
Nuşirevan mesela...
Adalet uğruna asmış öz oğlunu.
​Uyardı bizi Nebi:
"Sizden öncekilerin helakı;
Güçlü ve zengin biri
İşlese suçu, affederlerdi.
Zayıf ve sıradan birine
Hemen uygularlardı cezayı..."
​Adil hükümdar için;
Bir kurt kapsa koyunu,
Ondan sorulur hesabı.
​Adaletin olduğu yerde
Bağlanır kurtlar, özgürdür kuzular...
​Güvendedir yoksulu, yetimi;
Adalettir mülkün temeli.
​...
​Şeytan şöyle kandırmıştı Âdem’i:
"Eğer yersen bu yasak meyveyi,
Meliklerden olacaksın,
Üstelik ebedi, sonsuz bir yaşam..."
​Hayali bile yetti,
Hırsa kapıldı Âdem,
Dinlemedi Rabbi...
​Bugün dünyayı yönetenleri
Kandırmasına gerek yok artık;
Tanrı diye tapıyorlar şeytana.
​Kurban ediliyor masumlar,
Seriliyor ayaklarına...
​"Tanrı’dan aldık emirleri" diyorlar,
"Tanrı bizi seçti!"
​Şeytanın peygamberleri
Acımıyorlar insanoğluna;
Bu yüzden güzelim dünya
Döndü ateş çukuruna...
​...
​Ortalama insanın aklı
Olmamalı devlet.
Kendinden başlamalı insan;
Beden ülkende sen de
Devlet gibisin aslında...
​Aklın onun veziri,
Fethet önce kendini;
Vicdanın otursun tahta,
Hükmetsin iyilik ve doğrulukla...
​Kardeş bilip insanı;
Adil ve merhametli
Bilge bir kral gibi...
​...
​Belki o gün kurtuluruz
Hem kravatlı çeteden
Hem de sokaktaki eşkıyadan.
​Korkmadan çıkar Musalar
Firavunların karşısına;
İlim ve hikmetleri yutar
Sihirbazların hilelerini.
​İnsanlığın ortak vicdanı
Zulmün karşısına geçip
Direnince birlikte;
Yarılacak elbet deniz,
Yol bulacak insanlık...
​Zamane firavunları
Boğulacak kibirlerinde!
​...
​Tekrar neşe içinde çocuk sesleri
Dolduracak tüm şehirleri.
Bilge kralların ülkesinde;
Ölmeden, korkmadan, aç kalmadan
Oynayacaklar kardeş gibi...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri