The Economist Dergisi’nin Ocak 21-27 sayısında kapak konusu ve özel raporu Devlet Kapitalizmin Yükselişi, Gelişen Dünyanın Yeni Modeli (The Rise of State Capitalism, the emerging world’s new model) oldu. Burada günümüzdeki özelleştirme, devletin piyasadaki yeri ve rolünün azaltılması gibi serbest piyasa sistemine aykırı birçok uygulamalara yer verildi. Buradaki görüşler özetle şöyledir:
Batıdaki liberal kapitalizmin krizi, yeni ekonomilerdeki kapitalizmin güçlü bir şekilde yeniden ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Hatta liberalizmin önde gelenlerinin halefleri refah devleti kurucuları arasında yer almaktadır.
1930-1970 yılları arasında rüzgar, devlet yanlılarından yana esti. Kamu yatırımlarının önemini keynezyen iktisat öne sürdü ve uygulandı.
1970-2000 yılları arasında tekrar serbest piyasacılar ortaya çıktı. Devlete ait işletmelerin özelleştirilmesi özellikle Reagan ve Thatcher ile hız kazandı. Fakat zengin dünya 2008 yılında Lehman Brothers’ı yıkan krizle karşılaştı. Hatta Yunanistan gibi çok zayıf ülkeler felaketle karşılaştılar.
Liberal kapitalizmi krizle beraber yerini devlet güçleriyle piyasa güçlerinin birleştiği devlet kapitalizmine terk etmektedir. Hisse senedi piyasasında devletin hakim olduğu şirketler ve kapsamlı küreselleşme gibi kapitalist araçları kullanmaktadır. Devlet kapitalizmi, dünyanın en güçlü büyük ekonomileri gerektirebilmektedir. Son 30 yılda Çin’in GSMH ortalama % 9.5, uluslararası ticartetteki ticaret hacmi de % 18 artmıştır. Son on yılda GSMH üç kat artmış ve 11 trilyona ulaşmıştır. Çin devleti, ülkenin en büyük şirketlerinde en büyük hissedardır, yüzlercesine de öncülük ediyor ve ülke dışındaki Çinli şirketlerle de yakından ilgilenmektedir.
Dünyadaki en büyük 13 petrol şirketinin dörtte üçü devlete aittir. Dünyanın ve Rusya’nın en büyük doğal gaz şirketi Gazprom’dur. China Mobile, 600 milyon müşteriye sahiptir, Saudi Temel Sanayiler Şirketleri en karlı kimya şirketlerinden birisidir, Rusya Sberbank, Avrupa’nın üçüncü en geniş liman işletmecisidir. Emirates hava yolları, biri yılda % 20 büyümektedir.
Bunlar gibi hisse senetlerinde de devlet şirketlerinin ciddi ağırlıkları vardır. Gelişen piyasa hisselerinde, enerji sektöründe % 70, kamu hizmetlerinde % 60, telekomünikasyonda % 40’a yakın dır.
Çin’de bir söz vardı: özel sektör geri adım attığında devlet ileriye gider. Bu söz artık küresel ölçekte gelişmektedir.
Gelişen ekonomilerden Çin, Rusya ve Brezilya’da yeni devlet kapitalizminin eliştiğini görmekteyiz. Hindistan için veriler henüz yeterli değil.
Şimdi devlet, piyasada kendini göstermekte, otokrasi de demokraside… Buna, serbest piyasanın sonu diyenler de var. Böylece görünmeyen el, yerini görünen ele bırakmış, piyasa da yerini otoriterliğe ve devlet kapitalizmine…
Son yıllarda devlet kapitalizminin yükselişi, dünya ekonomisindeki en büyük değişmelerden birisidir. Ancak bu, başarılı olacak mıdır?
Devlet kapitalizmi geleceğin dalgası mıdır? Ya da devletin desteklediği bu şirketlerde başarısızlık olacak mıdır? Serbest piyasa en iyidir, denilirse de devlet kapitalisti bankalar, milyarderler, bürokratlar ve paralı ideologlar mevcuttur.
Bununla beraber devlet kapitalizminin derin çatlakları da vardır. Devlet yönettiği şirketleri nasıl düzenleyebilir? Parayı ödedikten sonra kötüleşme halinde nasıl sona erdirecektir? Inovasyon özgürlük gerektirirken bu nasıl sağlanacaktır? Devlet kapitalistleri kendi siyasi konumlarını güçlendirmek için toplumun amaçları ile oynamakta, hatta kendi hantal hakim sınıflarına oynamaktadırlar.
Geleceğin devlet kapitalizmini iki şey beklemektedir. Birisi, şirket elitlerinin rant bekleyişleridir. Bunlar kendi çıkarlarına göre yönlendirme yapabileceklerdir. Hem politikacıların hem de kurulların, bu konuda açmazları vardır. Bununla beraber dünyada iyi yönetim örnekleri de bulunmaktadır. Singapur, Brezilya, Çin… İkincisi, ülkelerin problematik durumlarına göre kökleri olan aksaklıklardır. Çin’deki yüksek memurların durumu ve suistimaller, bazı ülkelerdeki nepotism (adam kayırmacılık). Böylece devlet kapitalizmi suistimalleri doğurmaktadır. Devletin elindeki kaynaklar çoğaldıkça bu sorunlar da artacaktır.
Artık sorun kapitalizmle sosyalizm arasında değil, kapitalizmin değişik türleri arasındadır.
The Economist, devlet kapitalizminin yükselişini Lenin’in elinde, dolar işaretli Marlboro sigarası ile özel bir rapor halinde vermektedir.
Batıdaki liberal kapitalizmin krizi, yeni ekonomilerdeki kapitalizmin güçlü bir şekilde yeniden ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Hatta liberalizmin önde gelenlerinin halefleri refah devleti kurucuları arasında yer almaktadır.
1930-1970 yılları arasında rüzgar, devlet yanlılarından yana esti. Kamu yatırımlarının önemini keynezyen iktisat öne sürdü ve uygulandı.
1970-2000 yılları arasında tekrar serbest piyasacılar ortaya çıktı. Devlete ait işletmelerin özelleştirilmesi özellikle Reagan ve Thatcher ile hız kazandı. Fakat zengin dünya 2008 yılında Lehman Brothers’ı yıkan krizle karşılaştı. Hatta Yunanistan gibi çok zayıf ülkeler felaketle karşılaştılar.
Liberal kapitalizmi krizle beraber yerini devlet güçleriyle piyasa güçlerinin birleştiği devlet kapitalizmine terk etmektedir. Hisse senedi piyasasında devletin hakim olduğu şirketler ve kapsamlı küreselleşme gibi kapitalist araçları kullanmaktadır. Devlet kapitalizmi, dünyanın en güçlü büyük ekonomileri gerektirebilmektedir. Son 30 yılda Çin’in GSMH ortalama % 9.5, uluslararası ticartetteki ticaret hacmi de % 18 artmıştır. Son on yılda GSMH üç kat artmış ve 11 trilyona ulaşmıştır. Çin devleti, ülkenin en büyük şirketlerinde en büyük hissedardır, yüzlercesine de öncülük ediyor ve ülke dışındaki Çinli şirketlerle de yakından ilgilenmektedir.
Dünyadaki en büyük 13 petrol şirketinin dörtte üçü devlete aittir. Dünyanın ve Rusya’nın en büyük doğal gaz şirketi Gazprom’dur. China Mobile, 600 milyon müşteriye sahiptir, Saudi Temel Sanayiler Şirketleri en karlı kimya şirketlerinden birisidir, Rusya Sberbank, Avrupa’nın üçüncü en geniş liman işletmecisidir. Emirates hava yolları, biri yılda % 20 büyümektedir.
Bunlar gibi hisse senetlerinde de devlet şirketlerinin ciddi ağırlıkları vardır. Gelişen piyasa hisselerinde, enerji sektöründe % 70, kamu hizmetlerinde % 60, telekomünikasyonda % 40’a yakın dır.
Çin’de bir söz vardı: özel sektör geri adım attığında devlet ileriye gider. Bu söz artık küresel ölçekte gelişmektedir.
Gelişen ekonomilerden Çin, Rusya ve Brezilya’da yeni devlet kapitalizminin eliştiğini görmekteyiz. Hindistan için veriler henüz yeterli değil.
Şimdi devlet, piyasada kendini göstermekte, otokrasi de demokraside… Buna, serbest piyasanın sonu diyenler de var. Böylece görünmeyen el, yerini görünen ele bırakmış, piyasa da yerini otoriterliğe ve devlet kapitalizmine…
Son yıllarda devlet kapitalizminin yükselişi, dünya ekonomisindeki en büyük değişmelerden birisidir. Ancak bu, başarılı olacak mıdır?
Devlet kapitalizmi geleceğin dalgası mıdır? Ya da devletin desteklediği bu şirketlerde başarısızlık olacak mıdır? Serbest piyasa en iyidir, denilirse de devlet kapitalisti bankalar, milyarderler, bürokratlar ve paralı ideologlar mevcuttur.
Bununla beraber devlet kapitalizminin derin çatlakları da vardır. Devlet yönettiği şirketleri nasıl düzenleyebilir? Parayı ödedikten sonra kötüleşme halinde nasıl sona erdirecektir? Inovasyon özgürlük gerektirirken bu nasıl sağlanacaktır? Devlet kapitalistleri kendi siyasi konumlarını güçlendirmek için toplumun amaçları ile oynamakta, hatta kendi hantal hakim sınıflarına oynamaktadırlar.
Geleceğin devlet kapitalizmini iki şey beklemektedir. Birisi, şirket elitlerinin rant bekleyişleridir. Bunlar kendi çıkarlarına göre yönlendirme yapabileceklerdir. Hem politikacıların hem de kurulların, bu konuda açmazları vardır. Bununla beraber dünyada iyi yönetim örnekleri de bulunmaktadır. Singapur, Brezilya, Çin… İkincisi, ülkelerin problematik durumlarına göre kökleri olan aksaklıklardır. Çin’deki yüksek memurların durumu ve suistimaller, bazı ülkelerdeki nepotism (adam kayırmacılık). Böylece devlet kapitalizmi suistimalleri doğurmaktadır. Devletin elindeki kaynaklar çoğaldıkça bu sorunlar da artacaktır.
Artık sorun kapitalizmle sosyalizm arasında değil, kapitalizmin değişik türleri arasındadır.
The Economist, devlet kapitalizminin yükselişini Lenin’in elinde, dolar işaretli Marlboro sigarası ile özel bir rapor halinde vermektedir.