Dersane kargaşası

Adnan Özkafa

Dün 2015’in üniversite sınavı yapıldı ama aynı tarihlerde evlerde, okullarda, dersanelerde 2016 sınavının hazırlıkları da başlamış vaziyette.

Hükümet paralel yapıyla mücadele edeceğim diye dersaneleri kaldırma kararı aldı. Ortaya çıkan boşluğu da okullarda takviye kurslar yaparak gidereceğini söyledi. Ancak her zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Şu an ortaya çıkan manzara allak bullak. Bazı okullarda hafta sonu bu tür kurslar yapılmaya başlamış, bazılarında başlayamamış, öğretmenler verilen ücretten memnun değil. Dışarda saati 50-60 lira olan derse devlet 10 lira verince çoğu öğretmen bu rakamı beğenmeyip kursa gelmiyor.

Öğrenciler; aynı öğretmen, aynı mekandan bıkmış. Okulda kursa gelmek istemiyor. Kimi okullar cazip olsun diye değişik hocalar bulup kurs açmışlar.

Bu arada eski dersaneler bir taraftan özel okula dönüşürken bir taraftan da “eğitim koçluğu” ya da başka adlar altında yine yüksek ücretlerle bir tür dersaneciliği devam ettirmek istiyorlar.

Özel ders ilanları, merdiven altı uygulamalar da başlıyor. 2015-16 dönemi için görüşmeler, pazarlıklar da şimdiden başlamış durumda.

Parası olan özel ders, eğitim koçu, özel okul… derken yine işini çıkıştıracak, parası olmayan ne yaparsa yapsın, okumasın, cahil kalsın.

Nerede kaldı fırsat eşitliği, nerede kaldı anayasa?

Kimin ne yaptığı belirsiz. Ne okul idareleri, ne Milli Eğitim, ne veliler, ne de öğrenciler… hiç kimse ne yaptığını ne yapacağını bilmiyor. Tam bir curcuna, tam bir kargaşa.

Bütün bunları kesinlikle siyasi bir mülahaza ile yazmıyorum.

Tuzu kuru olup, üniversite çağında çocuğu olmayanlar zaten bu yazıyı anlayamaz, burun kıvırır geçerler. Ama ben yukarıdaki cümleleri bizzat bir öğrenci velisi olarak okulla, dersaneyle, öğrenciyle muhatap olan ve olayı “hakkalyakin” yaşayan birisi olarak yazıyorum.

Yılardır nakarat haline gelmiş “Eğitim yaz-boz tahtası” ifadesi ne yazık ki bir gerçeğin ifadesi.

Türkiye’de eskiden koalisyonlar olur, ikide bir hükümet değişir, her hükümetle politika da değişir ve yaz-boz olurdu. Hadi bunu anlıyoruz da, peki şimdi yıllardır tek partinin hem de ezici çoğunluğuyla “istikrarlı(!)” bir hükümet varken bu kargaşa niye yaşanıyor?

Milletten “İstikrarı bozmayalım” diye oy toplayıp ta, ortaya çıkan bu istikrarsızlığın izahını nasıl yapacaksınız?

Paralel, paralel… diye bir terane tutturmuşsunuz. Onunla mücadele edip kendi koltuğunuzu, kendi istikbalinizi garantiye alacağız diye milleti perişan etmeye hakkınız var mı?

Paralelle, dikdörtgenle, yamukla… nasıl mücadele edeceksen et, ama şunu unutma ki filler dövüşürken karıncalar eziliyor!

Sizi Fethullah’ın bedduaları değil ama masum Anadolu çocuklarının ahı batırır, haberiniz olsun!

Zengin çocukları özel okul, özel servis, özel hocalarda, marka kıyafet ve çantalarla 5 yıldızlı otelde tatil yapar gibi ders görürken, yırtık ayakkabıyla yağmurda-karda 3-4 km. yol tepip akşama kadar ıslak çorap ve karın ağrısıyla ders yapan, kantin önünde tıkıştıranlara uzaktan imrenerek bakan o masum çocuklar var ya, vallahi sizi batırır!

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.