Depremi Felâkete Çevirenler

.
Medyadan öğrendiğimize göre; 12 Ocak 2010 Salı günü saat 16.50 de Güney Amerika ülkelerinden Haiti Cumhuriyetinde 7.0 şiddetinde bir deprem oldu. Depremin merkez üssü; ülkenin başkenti Port-au-Prince'dir.
Bir ada ülkesi olan Haiti Cumhuriyeti, bu depremle öylesine sarsıldı ki; taş üzerinde taş, omuz üzerinde baş kalmadı. Rakamlar kesin olmamakla beraber 200 bine yakın insan öldü. Yarım milyona yakın insan yaralandı. Haiti, dağlık bir arazi yapısına sahip olduğundan ölüleri gömmek için çukur, yaralıları taşımak için vasıta ve tedavi etmek için hastane kalmadı. Resmi ve özel binaların tamamına yakını hasar gördü ve yüzde onu yerle bir oldu. Düşünebiliyor musunuz, başkanlık sarayı bile çöktü. İnsanlar çamurdan yapılmış ekmek yiyorlar, ama başkanın çürükte olsa bir sarayı var. Hayatta kalabilenlerden 1.5 milyona yakın insan evsiz kaldı.
Verdiği zarar korkunç boyutlara ulaşan bu felâketin vuku bulduğu ülkeyi, insan ister istemez merak ediyor. Acaba orası nasıl bir ülke?
Haiti Cumhuriyeti, Karayip Denizinde bir ada ülkesidir. 27.750 kilo metre karelik toprağa sahip olan Haiti, dağlık bir ülkedir. Bu küçük kara parçasında yaşayan insanların sayısı, çeşitli katliamlardan arta kalan, 8,5 milyon civarındadır. Konuşma ve yazma dili Fransızcadır. Eğer inançları varsa dinleri; Hıristiyanlık. Gerçi depremden sonra vukû bulan olayların dehşeti, ölülere yapılan korkunç muamele, cesetlerden barikat yapmaları, batılda olsa topluluğun sağlam bir inancının olmadığını göstermektedir. Yerli halktan Müslümanlık inancına sahip olan hemen hemen hiç kimse yok gibi görünüyor.
Haiti, Batı Yarım Küresinin en fakir ülkesidir. Nüfusun yüzde sekseninden fazlası açlık sınırının altında yaşamaktadır. Haiti, doğal kaynaklarının zenginliği sebebiyle Batılı ülkeler tarafından hep sömürülmüş ve yerli halk köle olarak çalıştırılmıştır. Kızıl derililerin büyük ekseriyeti bu topraklarda katledilmiştir. Haiti Cumhuriyeti, BMT’nin üyesidir. Ülke güya BMT’nin gözetiminde ve ABD’leri, Fransa, Kanada, Brezilya'dan gönderilen askerlerin denetimindedir.
Haiti, 1 Ocak 1804’de bağımsızlığını ilân etti. 1915-1934 tarihleri arasında ABD’nin işgalinde kaldı.
İşte Haiti Cumhuriyeti özetle böylesine garip ve çaresiz bir ülke. Deprem, bu ada ülkeyi, deryanın ortasında buldu, görevini yaptı ve tutunacak bir yeri olmadığı için yerle bir etti.
Haiti için yazıyorum: Amerikalı vaizin söylediklerini doğrulayacak belirtiler olmasına rağmen deprem, bir felâket ve bir ceza değildir. Doğal afetlerin habersiz gelenlerinden ve büyüklerindendir. Yer yüzündeki işleri, yatırımları, binaları, insanların yaşayış biçimlerini teftiş edercesine saniyelerle sayılan bir zaman diliminde şöyle bir uğrar ve geçer.
Deprem, bir felâket değil dedim. Aslında doğal afetlerin hiç birisi felâket değil. Onları felâket haline getiren ve zararlarını artıran bizleriz. Kalitesiz inşaatlar, çürük binalar, uyumsuz iş yerleri, dayanıksız asfalt yollar ve köprüler, teknik kontrolü tam yapılmamış alt ve üst geçitler, gece kondular ve ruhsatsız binalar. İşte bunlar depremin işini kolaylaştıran ve depremin acı boyutlarını artırarak felâkete çeviren sebeplerdir. Bütün bunları yapanlar da insanlardır. İnsan, kendi felâketini kendisi hazırlıyor.
Bu felâket anında fırsatçılık, çapulculuk, yağmacılık ve hırsızlık yapan, vicdansız ve ahlâksız davranan, insan kaçırma gibi olaylara tevessül eden, insaf ve merhametsizliklerini ortaya koyan insanlar bulunsa bile deprem, bir ceza değildir. Depremin, bir cezalandırma gibi anlaşılmasına ve kabul edilmesine sebep olan yine bizleriz. Depremler, yangınlar, seller, kasırgalar, lavlar ve dev dalgalar bu dünyada insanlara verilmiş birer ceza değildir. Yer yüzünün sulara gark olmasına sebep olan olayın ismi Nuh Tufanı, Hz. Musa’yı ve kavmini takip eden Firavunun ordusunun Kızıl Denizin azgın sularında boğulması Hakk'ka isyan eden topluluklara verilmiş birer cezadır. Tabii afetleri, ilâhî birer ceza imiş gibi görmek veya göstermeye çalışmak, bu tarz afetlerin zararlarının aza indirilmesi için alınacak tedbirlerin aksamasına ve ihmaline sebep olmak demektir.
Yıllarca Haiti Cumhuriyetini ve halkını sömürenler, şimdi depremin zararlarını azaltmak ve yaralarını sarmak ve ülkenin kısa zamanda imarına ve kalkınmasına yardımcı olmak için başta; ABD, Fransa, Kanada ve Brezilya olmak üzere bir takım ülkeler Haiti’ye yardım konferansı düzenlemeye çalışıyorlar ve kalkınmış ülkeleri yardıma çağırıyorlar. Güzel bir teşebbüs. Keşke bunu depremden önce yapsalardı ve ülkeyi sömüreceklerine ülkenin kalkınmasına ve depreme dayanıklı binaların yapılmasına, halkın çamur ekmek yemekten kurtulmasına önceden yardımcı ve destek olsalardı. Barış gücü olarak gönderdikleri askerleri, yerli kadınları malzeme olarak kullanmasalardı.
Osmanlılar Balkanlarda 600 sene kalmışlar. Batılı ülkelerin, Haiti gibi doğal kaynakları zengin olan ülkelere yaptıklarının tam aksini yapmışlar. İnsanları ve ülkeleri sömürmemişler. Yalan mı? Osmanlının Balkanlarda bırakmış olduğu kültür ve medeniyet, halen Balkanların huzur ve güvenliğinin, özgürce yaşamak azminin temel taşlarıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri