Değişimi Değiştirmek

Değişimi Değiştirmek

Değişim veya değişme sözcükleri insanlar arasında genelde tayin ettikleri belirli bir zaman aralığı içinde içerisinde insanların düşüncelerinde, toplumların hayat tarzlarında ve devletlerin idari ve siyasi yapılarındaki değişikliği, farklılaşmaları hatta başkalaşmaları ifade etmek için kullanılır.

Bunların dışında da insanlar kendilerine göre gözledikleri hatta beğenmedikleri kişi, kurum ve olaylar için de başkalaşım veya değişim ifadelerini kullanabilmektedirler.

Toplumsal anlamda ise değişim değişmeyen tek durum diye ifade edilmesine rağmen toplumların inanış ve değer yargılarına bağlı olarak azınlığın çoğunluğa veya çoğunluğun azınlığa baskı yaparak gerçekleştirdikleri başkalaşıma da değişim demekten geri durmazlar.

İster sosyolojik bir kavram olarak kabul edin, isterse toplumdaki iç ya da dış tesirler sebebiyle oluşan değişim diye tanımlayın, toplumun yapısı ile ilgili olan her şeyi adına sosyal ilişkiler ağı denilen olgu olarak tanımlasanız da sonuçta insanlar kendileri ile ilgili olan değişimi objektif bir şekilde görüp kabul etmemekte eşittir.

Bunu özellikle aşağıdan yukarıya ya da yukarıdan aşağıya yaşanan değişimlerde görüyoruz.

Mesela adına toplumsal gerçeklik denilen en temel kavram olan dini konulardaki farklılaşmalarda gördüğümüz değişimleri fikir birliği içinde bulunduğumuz sosyal veya dini gruplardan farklı tanımlayamıyoruz.

Ya da memleketimizde belli dönemlerde yaşadığımız askeri darbe ve girişimleri kabul edenler veya reddedenlerin aradan bir 20 yıl kadar zaman geçtikten sonra yaptıkları değerlendirmelerinde görüyoruz.

Bu farklılaşmayı cumhuriyetin kuruluşunda tek parti iktidarı tarafından yapılan hukuki girişimlerin aradan geçen 100 yıllık dönem sonunda daha açık bir şekilde görmekteyiz.

Öyle ki tek parti iktidarı döneminde yaşanan toplumsal değişiklikleri, toplum içinde deneme yanılma yoluyla yaşayarak öğrendikten sonra bile hala o dönemin özel şartları diye savunmaya devam edenler görmekteyiz.

Ya da önceki değer yargılarının yanlışlığını bu güne taşımayı sürdürerek yaşanan değişim ve farklılaşmaların tümünü kapsayacak biçimde 50 yıl sonra bile her şeyin yanlış ve hatalı olduğunu ifade ederek objektiflik diye bir kavramın varlığını inkâr etmeye kadar gidenleri görüyoruz.

Toplumsal olduğu kadar kişilerin yaşadıkları değişme olgusu gerçekten çağdaş toplumların kişisel ya da kurumsal bir gerçeği ise, 28 Şubatta kamusal alan zırvası ile toplumdan silinmeye çalışılan dinin aleniyetle yaşanmasının yasaklanması tedbirlerinin toplumsal hayata tekrar döndürülmesi neden değişim olarak kabul edilmemektedir.

Ya da Dinin toplumsal düzenleyiciliği içinde yer alan emir ve yasakların savsaklanmasının toplumda önemli değişmelere sebep oluşu, Dinin toplumsal yapıya yönelik fonksiyonundan kaynaklanmadığını, dinin asıl önemli fonksiyonu olan fertlere de yönelik fonksiyonundan kaynaklandığı iddia edilebilmektedir.

Veya toplumsal yapıdan tamamen silinmeye çalışılan Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı Devletinden tevarüs ettiği ancak toplumuzda normal ve gündelik bir gerçeklik haline gelen örf ve adetlerin tarihsel bir meşruiyete sahip olduğu düşüncesi neden 100 yıllık bir karşı çıkış ve intikam düşüncesi ile ifade edilmektedir.

Siyasi ideolojiler ile dini birbirinin alternatifi hatta düşmanı gibi görmek, aslında değişim kavramının zamanla gelişmesi yerine yozlaşma ve bozulmasından kaynaklanmaktadır diyerek farklı anlamlar yüklemenin, doğru bir değer yargısı olmadığını söyleyebiliriz.

FARKINDA MIYIZ?

Din ile siyasetin kişisel ve toplumsal değişme açısından birbirini kadar etkilediği veya bir toplum açısından ne gibi bir rol üstlendikleri konusunu akademik kadrolar, din sosyolojisi olarak yüzlerce yıldır tartışılıyor olsalar da, değer yargılarını farklı sebeplerle objektif olarak ifade edemedikleri için, bir çözüm üretemeyeceklerdir.

Buna çözüm olarak Kur'an'ı Kerimde anlatılan ve geçmiş toplumlara gönderilen peygamberler aracılığı ile o toplumlarda değişim süreçlerinin nasıl yaşandığını ele almak bir çözüm teklifi olarak ele alınmalıdır.

Çünkü Kur'an'ı Kerimde örnek verilen toplumlara ilişkin yükselme ve yok edilme süreçleri, tarihi bir olayı haber vermekten çok, kıyamete kadar gelip geçecek tüm toplumların, değişim konusunda tabi olacakları ilahi ve insani kuralların unutulmamasını sağlamaya yöneliktir.

Kur'an bütünlüğü içerisinde tarihi sırlama ile verilen örnekleri göz ardı ederek toplumsal değişim süreçlerini yönetemeyenlerin akıbetleri hep hüsran olmuştur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri