Özel Öğretim Derneği (ÖZDER) ile Konya Özel Başak Koleji’nin birlikte organize ettiği 2. Özel Öğretim Kurumları Sempozyumu dün başladı. Bugün de devam edecek olan sempozyumda ‘Değerler Eğitiminde Uygulamalar ve İyi Örnekler’ konusu ele alınıyor. Konya Ticaret Odası Meclis Salonu’nda yapılan sempozyum Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Okka, Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Şen ve Konya genelindeki çeşitli özel eğitim kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
EĞİTİMLİ KİŞİLER EN BÜYÜK SERVETTİR
Sempozyumun açılış bildirisini Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Arif Ersoy sundu. Yeni neslin nasıl yetişmesi gerektiği konusunu tartışmak üzere bir araya geldiklerini dile getiren Prof. Dr. Arif Ersoy, “İlim, teorik bilgiyi edinmemizi; eğitim ise bu teoriyi hayatımıza yansıtmamızı sağlar. Teoriyi pratiğe dökemediğimiz zaman öğrendiğimiz o teorik bilgi bize hiçbir fayda sağlamaz. İrfan ve imar eksenli baktığımız zaman ilim, irfanla birleşmeden barış medeniyeti temin edilemez” dedi. İnsanın en gelişmiş ve en kabiliyetli varlık olduğuna işaret eden Prof. Dr. Aksoy, “İnsan akıl ve muhakeme gücüne sahiptir. Dört yetenekle donatılmıştır. Bunlar hissetme, düşünme, irade ve ünsiyet yetenekleridir. İnsanın akıl, muhakeme ve yetenekleri eğitimle gelişir. Eğitimle insana iş yapma ve sorun çözme becerisi kazandırılır. Eğitilmiş kişiler bir işte istihdam edilirse, bilgi ve becerisi üretime ve faydalı hizmetlere dönüştürülür. Eğitilmiş iş gücü bir toplum için en büyük servettir. Eğitimli insanları işsiz bırakmak ise telafisi mümkün olmayan bir kayıptır” ifadelerini kullandı.
BEŞERİ GELİŞME EĞİTİMLE SAĞLANIR
İnsanın fıtratına uygun eğitimin beşeri gelişmeyle sağlanabileceğini dile getiren Prof. Dr. Arif Ersoy, “Gelişmiş bir beşer, yeryüzünü inşa eder. Bütün peygamberler, insanın yaradılış gayesinin yeryüzünü imar ve ıslah olduğunu getirdikleri ilahi kaynaklı mesajları ile anlatmışlardır. Fıtri eğitim, insanın yaratılış gayesine uygun hareket etmesini sağlayan, yeteneklerini geliştiren, maddi ve manevi değerlerini göz önünde bulunduran eğitimdir. Fıtri eğitim insanı güvenilir kılar. Kimse onun elinden ve dilinden zarar görmez. Bu eğitim kişiye liyakat ve şahsiyet kazandırır” dedi. Prof. Dr. Arif Ersoy, gelişimi sağlamak için önce insanı geliştirmek gerektiğine vurgu yaparak sözlerini tamamladı.
Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Okka da, yapılan bu sempozyumun yıllardır özlenen bir sistemi yeniden hatırlattığına işaret ederek, “Çocuklarımıza üniversite ortamında milli ve manevi değerlerimizi bir türlü anlatamadık, anlatamıyoruz. Bu eksiklikler bir türlü aşılamadı. Beni en çok düşündüren şey budur. Bir dönem dünyaya hakimken, bugün neden dünyanın gerisinde kaldığımızı sorgulamamız gerekir. İşte bu noktada sahip çıkmadığımız milli ve manevi değerlerimiz ortaya çıkmaktadır” dedi.
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur da eğitim sisteminin 1960’lı yıllarda tabulardan ibaret olduğunu dile getirerek, “Bugünkü kılık kıyafet zorunluluğu o dönemde başka bir boyuttaydı. Şapkası olmayan derse alınmazdı. Şapkasız okula gelmişsek, derse girebilmek için okulun arka bahçesine gider, birisinin pencereden şapka atmasını bekledik. Bugünün şartlarında komik diyebileceğimiz şeyler yaşadık. Özel eğitim kurumları bu tabuları yıkmış ve değişime öncülük etmiştir” ifadelerini kullandı.
ÖZDER Genel Başkanı Muzaffer Baydar da gelişmiş ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarının kendi ülkelerine ve tüm insanlığa faydalı çalışmalar yaptığını belirterek, “Biz de ÖZDER olarak hayırlı çalışmalara imza atmak istiyoruz. Değerler eğitimi programı da bu çabanın bir ürünüdür. Değerler eğitimi son yıllarda moda bir kelime olmuştur. Milletin değerlerini ortaya koyduğumuzda gerçekte İslami ve insani değerler olduğunu görebiliriz. Bu kavramı önce batı ülkeleri tartışmaya başladı. Özüne dönmeye çalışıyor batılılar” dedi.
“Esas kaygımız bizi biz yapan değerlerimize sırt çevirmemizdir” diyen Muzaffer Baydar, “Biz milli ve manevi değerlerine sahip çıkan bir millet olarak dünyaya örnektik. Dev bir medeniyetin öncüleriydik. Bu tebliğlerin yegane amacı da bilginin davranışa dönüşmesidir. Bugün Türk milletinin en büyük sorunu öğrendiklerimizi davranışa dönüştüremememizdir. Bu 2 günlük çalışmada bu konulara vurgu yapılacaktır. Şefkat, merhamet, sevgi, saygı, hoşgörü, vefa, kanaat, şükür, tevazu, emaneti koruma, doğru dürüst olma, helal kavramı, vatan ve millet sevgisi, insan haklarına saygı kavramlarını davranışlara kazandırmak için çalışıyoruz. Bunlar kazanıldığında toplumdaki buhranlar da kaybolacaktır” diye konuştu.
Özel Başak Eğitim Kurumları Kurucusu Durmuş Aydoğmuş ise sempozyumun sonunda sonuç bildirgesi yayınlayacaklarını ve ilgili kurumlara bildirgeyi ulaştıracaklarını bildirdi.
RASİM ATALAY