Çumra Sempozyumu

.
Çumra’da yapılan “Çumra Sempozyumu”nda sunulan bildiriler kitap haline geldi ve kütüphanelerimizdeki yerini aldı. Bu konuda emeği geçenleri, bildiri sunanları ve bu bildirileri bir kitap haline gelmesi için gerekli çalışmayı yapanları kutlarım.
“Söz uçar, yazı kalır” diye bir atasözümüz vardır. O gün sunulan bildiriler bir birinden kıymetli idi fakat kaçımızın şimdi aklında kalmıştı bildirilerden birkaç söz. Sözler uçmasın diye sempozyumu düzenleyenler bu bildirileri iki cilt halinde 1100 sayfayı aşkın bir kitapta toplama başarısı da gösterdiler.
Geçtiğimiz hafta sonunda Çumra’da Sempozyumu değerlendirme toplantısına katıldım. Otobüste Çumra’ya giderken sağımda İmam Hatip Lisesi eski müdürlerinden Şükrü Özüdoğru sağ tarafımda da Prof. Dr. Saim Sakaoğlu vardı. Yol boyunca kültürden ve özellikle de Çumra’nın kültüründen konuştuk. Bir ara Saim Sakaoğlu kulağıma eğildi ve “Bu hafta Çarşamba günü yazacağın yazının başlığını görür gibi oluyorum” dedi. Bende hemen “Çumra Sempozyumu”nu yazacağımı söyledim. Böylece bir gülüşme oldu aramızda.
Çumra Kaymakamı, Belediye Başkanı ve Çumra Şeker Fabrikası yöneticileri ev sahipliği yaptılar. Burada konuşmaları teker teker yazmak istiyorum ana hatlarıyla 1150 sayfa tutarında bir eser olarak karşımıza çıkması bizleri ve ilim camiasını ziyadesiyle memnun ettiğini ifade ettiler.
Otobüsümüz bizi Çumra Şeker Fabrikasının bahçesinde indirdi. Fabrikanın büyüklüğü karşısında bir kez daha gururlandım. Zira bu fabrika yapılmadan önce burası boş bir arazi idi. Fabrikanın temel atılışında, açılışında bulunan bir gazeteci olarak çok kez fabrikayı karış karış gezdim ve iyi bildiğim için de Çumra Şeker Fabrikası’nın yapımında ve bugünlere gelişinde çok büyük emeği olan Recep konuk’u bir kez daha saygı ve sevgiyle andım. Bu toplantıda yoktu ama eseri orada bizleri ağırladı. Çumra Belediyesi Eski Başkanlarından değerli dostum, ağabeyim Zeki Sayıcı tek tek konukların elini sıktı, hatırlarını sordu. Ben de Çum-Paş Yem Fabrikasının ne durumda olduğunu sorduğumda fabrikanın Türkiye’nin en büyük yem fabrikası olduğunu söyleyince mutluluğum bir kat daha arttı ve hemen Mevlana Hazretlerinin şu sözü aklıma geldi: “Toprağa ne ekmedin de bitmedi?”
Çum-Paş Yem Fabrikasının bin 497 ortağının olduğunu bilenlerden birkaç kişi kaldı şunun şurasında. 1970’li yılları, 1980’li yıllar gözümün önünden bir sinema şeridi gibi aktı gitti. Demirel ve bizler Çumra halkının katılımlarıyla açılan Bağ-Kur Çarşısı… 1981-1989 yılları arasında Çumra Belediye Başkanlığını yapan M. Kemal Embel’in Sırçalı Köyü’nde yemekten sonra Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e “Paşam arabanın arkasına Çumra kavunu doldurayım” dediğini, Çum-Pas tesislerinde ki bir törende Milletvekili Haydar Koyuncu’nun Çumra’nın ilçe olduğu tarihi bulup getirmesi hatıralarım arasında canlandı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bir hatırasını sizlerle paylaşarak yazıma noktayı koymak istiyorum.
Mustafa Kemal Atatürk, Konya’dan Adana’ya daha doğrusu Pozantı’ya gitmek için trenle yola çıkmış, tren Çumra’da su alması gerekmiş ve bir zaman durmuşlar. O tarihlerde de Çumra’da birkaç binadan başka hiçbir bina yok. İstasyon binası ve bir de görevlinin bulunduğu bina. Atatürk kompartımanının penceresinden Çumra ovasına bakmış ve bu ovanın sulanması halinde verimini gözlemiştir. Belki de bu bakış sırasında Çumra’nın ilçe olmasına karar vermiş olacak ki, Çumra’yı ilçe yapmışlar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri