Geçtiğimiz hafta bu köşede, trafik ışıklarında kucaklarında bebeklerle para dilendirilen kadınları, su veya çiçek sattırılan ve o keşmekeşin içinde kaybolup giden çocuklarımızın halini, "Işıklarda Kaybolan Çocuklarımız" başlığıyla dile getirmiştik.
Ne yazık ki toplumsal vicdanımızı sızlatan o yara devam ederken, şehrin sokaklarında gözümüzün önünde cereyan eden bir başka büyük dramla, çok daha sinsi bir istismar çarkıyla yüzleşmek zorundayız.
Trafik ışıklarında adeta slalom yaparak bir şeyler satmaya çalışan bu çocuklar, ne yazık ki toplumun gözü önünde ama bir o kadar da görünmezleşerek kaybolup giderken hemen yanı başlarında, yine sokaklarda, mahallelerde ve özellikle bazı marketlerin önlerindeki çöp bidonlarında başka hayatlar da kaybolup gidiyor.
Kavşaklarda o çocuklar koca koca araçların aralarında dolaşmaya devam ederken, bir başka trajedinin, "Çöp Bidonlarında Kaybolup Giden Hayatlar" gerçeğinin kapısını çalıyoruz.
ASIL ÖLÇÜ EN ZAYIFI KORUMAK
Bir şehrin modernleşmesi, caddelerinin ışıl ışıl parlamasından, devasa alışveriş merkezlerinin yükselmesinden ya da lüks vitrinlerinden ibaret değildir. Asıl ölçü, o şehrin en zayıfını, en savunmasızını koruyabildiği kadardır.
Son dönemde belirli marketlerin giriş çıkış güzergâhlarında, insan kalabalığının yoğun olduğu saatlerde gözümüze sokulan çok sarsıcı bir manzarayla karşı karşıyayız.
O söz konusu marketlerin kapılarında, tam da bolluğun ve tüketime doymamanın sergilendiği o vitrinlerin hemen önünde çöp bidonlarını karıştıran insanlar...
Daha da vahimi, kucaklarında ya da yanlarında adeta birer aksesuar gibi tutulan küçük çocuklar, köşeye sıkıştırılmış yaşlı bedenler...
İnsan, bu görüntüler karşısında ister istemez derin bir öfke ile büyük bir acının mengenesinde sıkışıp kalıyor. Çünkü ortada masum bir yoksulluktan çok öte, göz göre göre sergilenen organize bir dram, planlı bir ajitasyon var. Belli saatlerde, belli marketlerin önünde sahnelenen bu ibretlik görüntüler, ne yazık ki iyi niyetli vatandaşımızın merhamet duygusunu sömürmek üzere kurgulanmış bir çarkın parçası.
İNSAN ONURU ÇİĞNETİLMEMELİ
Yaşlı insanların o çöp konteynerlerinin başında sanki yemek arıyormuş gibi gösterilmesi, yanlarındaki çocukların geleceğinin o çöplerin arasında karartılması hepimizin gözü önünde yaşanıyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz, bu kadar sıradan olmamalıdır.
Ülkemiz ve şehirlerimiz bu görüntülerle anılmamalıdır.
Bu görüntülerin haberlerde, özellikle sosyal medyada zincirleme paylaşımlarla milyonlarca insanın gözünün önüne getirilmesine müsaade edilmemelidir.
Burada mesele sadece vicdani bir sızlanma değildir; ortada çok net bir başıboşluk, bir denetimsizlik ve en önemlisi toplumsal bir güvenlik açığı vardır.
Vatandaşın merhametini ve suçluluk duygusunu istismar ederek bu işi sektöre dönüştürenler, aslında en büyük kötülüğü o yaşlılara ve o masum çocuklara yapmaktadır.
Sokakları mesken tutan bu organize düzen, hem o insanların insan onurunu yerle bir etmekte hem de merhamet duygumuzu zehirlemektedir.
Artık bu manzaralara alışmak, görmezden gelmek ya da sadece bir miktar para verip vicdan rahatlatmak bu sorunu çözmüyor; aksine büyütüyor.
AÇIK BİR İSTİSMAR
Böyle bir durumun gerçekten ihtiyaca binaen olma ihtimali son derece azdır. Böyle bir görüntü ancak büyük felaket zamanlarında görülebilir.
Kimilerimizin büyük geçim sıkıntısı çektiği bir gerçek. Ancak günlük yiyeceğini çöp bidonlarının içine girerek karşılayacak kadar değil. Bu görüntüler günlük hayatın doğal akışına aykırıdır. Ülkemizde çok şükür ki böyle bir durum söz konusu değil.
Bu anormal durum da diğer birçok sorun gibi normalimiz olmuş. Bunu kabul edemeyiz. Açık bir istismar olduğu her halinden belli olan bu görüntüler artık son bulmalıdır. Böyle bir görüntü ve davranış şekli insanların tercihine bırakılamaz.
Bizim toplum ve sistem olarak gücümüz bunu önlemeye yetmiyor mu?
Bunun önüne geçemiyor muyuz?
BUNA GÖZ YUMULAMAZ
Yetkililerimiz, ilgili kurumlar ve tüm denetim mekanizmaları bu büyük başıboşluğa acilen el atmalıdır.
İnanıyoruz ve biliyoruz ki buna gücümüz var.
Geçen hafta gündeme getirdiğimiz trafik ışıklarında kaybolup giden çocuklarımızı her gün yine çaresizce izlerken bugün de çöp bidonlarının başında harcanan hayatlara göz yumamayız.
O yaşlıların, o çocukların bu istismar çarkının önüne kalkan yapılmasına son verilmelidir.
O çöp bidonlarının başındaki sahneler sadece bir yoksulluğun değil, toplumsal vicdanımızın ve idari denetimin eksik kaldığı yerdir.
O çocukları ve yaşlıları o çarkın dişlilerinden çekip almak, sosyal devletin en temel görevidir. Bizim kültürümüzde, bizim medeniyetimizde, bizim tarihimizde asla olmayan ve bundan sonra da olmaması gereken görüntülerdir.
Bu görüntüler ne toplumumuza ne şehirlerimize ne de ülkemize yakışıyor. Gözümüzün önünde her gün yeniden sahnelenen bu acı tabloya artık son verilmelidir.