Son yıllarda sosyal medyada hızla yayılan sokak deneyleri, toplumların davranış biçimlerine dair dikkat çekici tartışmalar doğurmaktadır. Bu deneylerden birinde Almanya’da bir kişi çevresindekilerden kendisine su almalarını isterken beklediği karşılığı bulamazken Türkiye’de yapılan benzer bir deneyde bir vatandaşın makarna isteyen kişiye iki paket alması geniş yankı uyandırmıştır. Bu iki sahne, ilk bakışta iki toplum arasında “cömertlik farkı” olduğu izlenimini verse de, mesele bundan daha derindir.
Türkiye toplumumuzda yardımlaşma ve paylaşma, tarihsel ve kültürel olarak güçlü bir yer tutmaktadır. Osmanlı’dan günümüze uzanan vakıf geleneği, komşuluk ilişkileri ve misafirperverlik anlayışı, bireylerin günlük davranışlarına da yansımaktadır.
Tanımadığı birine yardım etmek, çoğu zaman bir erdem olarak görülür. Hatta kimi zaman ihtiyaçtan fazlasını vermek, yani “bir tane de sana alayım” yaklaşımı, sadece yardım değil aynı zamanda gönül alma ve ikram etme kültürünün bir parçasıdır. Bu nedenle Türkiye’deki deneyde gözlemlenen davranış, bireysel bir refleks olmanın ötesinde, toplumsal bir alışkanlığın sonucudur.
Buna karşılık Almanya’da toplumsal yapı daha çok bireysellik ve kişisel sınırlar üzerine kuruludur. Ülkemizde hatta bazen hesap ödeme zamanı geldiğinde “alman usulü” mü olsun yaklaşımı da benimsenmektedir. Almanya’da insanlar başkalarının alanına müdahale etmemeye özen gösterir ve sorumluluk kavramı daha çok bireyin kendisine aittir. Dolayısıyla sokakta tanımadığı birine doğrudan yardım etmemek, çoğu zaman duyarsızlıktan değil, alışılmış sosyal normlardan kaynaklanır.
Bu noktada önemli olan, iki toplumun davranışlarını “iyi” ya da “kötü” şeklinde etiketlemek yerine, onları kendi kültürel bağlamı içinde değerlendirmektir. Türkiye’de sıcak ve paylaşımcı bir yaklaşım öne çıkarken Almanya’da daha mesafeli ama sistemli bir sosyal düzen dikkat çeker. Her iki yaklaşım da kendi içinde tutarlı ve anlamlıdır.
Unutmayalım ki, Türkiye’de yardımlaşma kültürü hâlâ güçlü bir şekilde varlığını sürdürmekte ve gündelik hayatın en küçük anlarında bile kendini göstermektedir. Bu da milletimizin fedakârlık ve cömertlik anlayışının canlılığını koruduğunu ortaya koymaktadır.