Çok şey mi istiyoruz?

Recep Çınar
Ne istedik?
Konya’yı sevenler olarak, bu şehrin vazgeçilmez markası, dünya’ya açılan penceresi Konyaspor’a sahip çıkılmasını istedik, sesimizin çıktığı kadar haykırdık, dilimizin döndüğü kadar da yazdık çizdik…
Konyaspor daha iyi yerlere gelsin istedik…
Kimden?
Siyasetçilerden…
Kimden?
Bürokratlardan…
Yani, Konyaspor üzerinden “ün”lerine “ün” katarak, “Vallaha da billaha da Konyaspor’u uçuracağız kaçıracağız, hak ettiği yere getireceğiz” diyerek, kimi siyasetini, kimi ekonomisini güçlendiren, dahası bu şehrin insanlarının sırtına basa basa tırmanan, sonrasında da “sözünü unutan”lardan…
Özellikle de kulübü yöneten ve kulüpten para kazananlardan…
Çok şey mi istedik acaba?
Sadece “elinizi taşın altına koyun” dedik…
Kime?
Bu şehirde doğan, bu şehirden doyanlara…
Bu şehrin kanaat önderlerine, işadamlarına…
Yani, “İyi günde, kötü günde, her zaman seninle..” diye uzayıp giden “sadakat” yeminini, Konyaspor’un “iyi günleri”nde bir şarkı gibi, dillerinden düşürmeyen, takımın “kötü günleri”nde ise “zayi” olanlara…
Olur mu dersiniz?
Ya da el atarlar mı?
Siyasiler verdikleri sözlerine, işadamları ve kanaat önderleri sahalara dönerler mi? Konya’yı ve Konyaspor’u çıkarsız sevenlerin “sesi” telekulaklara, pardon büyük kulaklara ulaşır mı?
Kimbilir…
Konyaspor’da tıpkı ait olduğu şehri gibi içeriden ve dışarıdan gelen saldırılara daha ne kadar muhatap olacak?  Sahipsiz şehrin sahipsiz takımı, ele güne muhtaç olmadan, kendi yağıyla ne zaman kavrulacak?
Bileniniz var mı?
Hiç “aklım almıyor” ama umarım ki, yanılırım…  Bundan önce “ne yapmış olanların” bundan sonra da “ne yapacakları” gün gibi ortada… Dolayısıyla da şehrin kulübünün iki yakasının bir araya geleceğini söylemek, hayal görmekten öteye gitmeyecek…
xxx
Ali kıran baş kesen değilim…
Konyaspor’un iyi yönetilmediğini, bunun hem oynanan futbola hem de tabelaya olumsuz yansıdığını ifade ediyorum haftalardır… Dahası, toplara “destur”suz girdiğim ve birilerinin ayağına bastığım ya da birileri gibi kendilerine “biat” etmediğim için, abilerin işine gelmiyorum, dolayısıyla da belaltı vuruşlara muhatap oluyorum…
Olsun…
Çokta umurum da değil…
Aslında kendi doğrularımı değil, futbolun doğrularını izah etmeye çalışıyorum “kafası basmayan”lara… Kulübü yönetenler ile takımı çalıştıranların başarısızlığından beslenme yerine, gerçeklerden beslenmeye devam edeceğim…
Anlayacağınız, etten önce kazana atlayanlardan olmayacağım… Elime hıyarı alıp tuza koşanlardan da…
Benim derdim Konyaspor…
İnanın hiç merak etmeyeceğim bundan sonra da ne diyeceklerini, ne söyleyeceklerini… Merakım sadece, başkan ile teknik direktörün bize ikinci yarıda nasıl bir Konyaspor izlettirecekleridir…
İşte bütün mesele bu…
Daha önce  yazdım, şimdi de tekrarlıyorum…
Nereden bakarsanız bakın, Konyaspor’un başkanını, yönetimini ve teknik direktörünü zor günler bekliyor… Bir tarafta sportif başarısızlık, bir tarafta oyuncuların akitleri, bir tarafta yaklaşan ara transfer dönemi...
NOT: Ziya Hoca, sağda solda bir gazeteciyi mahkemeye vereceğini, yasal haklarını kullanacağını söylüyormuş… Bazı yalınayaklar da, gaz veriyorlarmış kendisine…
Eş, dost “adres sensin” diyorlar…
Ben mi?
Çok korktum, ödüm patladı!
Hapse de attırır mı ki?