Çocukluğumun Nevruzu

.
Haydi, anne karşı mahallenin çocukları harman yerine erkenden nevruz (yeni yıl) ateşini yakmışlar. Biz neyi bekliyoruz. Ne zaman yakacağız. Bizde yakalım. Bizde yakalım
—Hemen şimdi yakarız, oğlum. Biraz bekle. Elimi hamurdan çıkarayım. Şu canlıkları (Köyde kimsesizlere fakirlere verilen, yağda kızartılmış çörek) pişireyim. Onları sen git dağıt yoldan geçen çocuklara da ver. Şuradan biraz çalı çırpı al gel. Şu harmanın ortasına yakalım. Ben hemen kibriti alır, gelirim.
—Evet anne çalı çırpı getirdim. Biraz da kalın odun getir, oğlum. Ateşin üstüne atalım. Yaşasın ateş yandı. Mahalledeki bütün çocuklar haydi! Gelin, gelin nevruz ateşi yandı odun getirin.
Bizim ateşin alevleri karşı mahallede yanan ateşin alevlerinden daha yüksek. Haydi! Üstünden atlayalım. Haydi! Ağrımızı, sızımızı dağlara taşlara gönderelim.
—Ağrımız, sızımız dağlara taşlara gitsin. Ağrımız, sızımız dağlara taşlara gitsin, bende kalamasın. Bahar geldi bahar geldi. Yaşasın bahar geldi. Haydi! İplerimizi bileklerimize bağlayalım. Sarı, kırmızı, mavi, yeşil, pembe ve mor ipler; çiçeklerin simgelerini. Evet evet bileklerimize bağlayalım. Sabah leyleklere gösterelim.
 Göçmen kuşlar;
—Gelin, gelin ülkemize gelin, bahar geldi. Bakın bakın! Çiçeklerin renkleri kadar ip bağladık, bileklerimize. Bakın bakın leylekler!. Müjde, anne, baba, uzaktan iki leylek göründü. Anne baba leylekler gökyüzünde kanatlarını çırpa çırpa camii üzerindeki yuvalarına süzülüyorlar. Biraz sonra konacaklar. Hoş geldiniz leylekler, bileklerimizdeki iplere bakın. Bakın! Bahar geldi, bahar geldi. Sizde hoş geldiniz, leylekler. Hoş geldiniz!
 Erken uyandım bu sabah erken.
— Haydi! Nine yumurtaları soğan kabuklarıyla birlikte kaynat.
 —Tamam oğlum. Bana işimi öğretme, sabırlı ol biraz.
—Nine renkli renkli olsun, yumurtalar. Yumurta tokuşturma yarışı var şimdi. Çilli tavuğun yumurtası çok sağlamdır. Okulda, bak herkesin yumurtalarını Çilli tavuğun yumurtası kıracak. —Nine sana bir soru sora bilir miyim?
—Sor afacan;
—Leylekler nerden geldi?
—Sıcak ülkelerden, gelir oğlum sıcak ülkelerden, kesin onlar Mekke, Medine üzerinden uçmuşlardır. Oraların sıcaklığını, gül kokusunu getirmişlerdir bize.
Yaşasın! Yumurtalar kaynadı. Haydi! Ben okula gidiyorum nine.
Okul yokuşuna toplandık. Camii üzerindeki yuvalarında leylekler tak tak biz hep bir ağızdan; leylek leylek havada/ yumurtası tavada/ leylekleri ne kadarda özlemişiz.
Sınıfa doluyoruz. Haydi arkadaşlar! Çıkarın yumurtları. Yumurta tokuşturalım. Biri kırılır. Yumurtanın diğeri çıkar çantadan. Herkeste soğan kabukları ile nar gibi kırmızı ikişer üçer yumurta var. Bu gün biz çocukların sevincine diyecek yok. Hepimiz çok mutluyuz.
—Yaşasın! Benim Çilli’nin yumurtası üç yumurtayı kırdı. Haydi yiyelim yumurtaları.
Okul çıkışı dernek var. Köyün bütün genç kızları toplanacak. Taş topu oynayacak, ip atlayacak. Büyük büyük kazanlarda küllügöce kaynatılacak. (Meşe külü ile mısırların suda kaynatılması ikinci defa, tekrar temiz suda kaynatılması.) Bol bol küllügöce yiyeceğiz ne kadar tatlı olur, küllügöce. Bu gün kaç kızın nişan töreni var. Nişan takıları takılacak. Nişanlanan kızın hediyeleri verilecek. (Çullama; nişanlı kızların erkek tarafından alınan giysi hediyeleri, altın bilezik takıları ve erkek tarafının akrabalarının hediyelerinin verilmesi) Erkekler burayı katılamaz. Kadınlar, kızlar birde çocuklar. Kadınlar kızlar çocuklar kendi aralarında eğlenecekler. Nişanlı kızların takıları takılacak. Yeni nişan yapılacaksa duyurulacak. Çocuklar eğelenecek çuval yarışları, ip çekme yarışları yapılacak. Yaşasın yaşasın yeni yıl! Eğlence bol çocuklara bu gün. Küllügöce bakraçlarla evlere dağıtılacak evde herkes küllügöce yiyecek. Gel nevruza kadar bu nevruzun öyküleri anlatılacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri