Çocuk eğitim ve öğreniminin, çoğunu ebeveynden almaktadır. Çocuğun eğitimi ister mükemmel olsun isterse kötü olsun yanlış ve ya doğruda olsa ilk eğitimini istemeyerek veya isteyerek anne ve babadan alır. Çocuklarımızı insan fıtratını dikkate alarak yaratılış fıtratına uygun yetiştirmeliyiz. Çocuk eğitiminde gaye insanı bizzat kendi özellikleri doğrultusunda mükemmelleştirmek, insanı yaratılış gayesine yöneltmektir. Çocuklarımızı büyütürken amacımızın ne kadar önemli olduğunu sürekli zinde tutmalıyız. Çocuğumuzun karşı duramayacağı güçlerin ve etkilerin zararlarını azaltmak için ne zaman önlem almamızı bilmemiz gerekir. Çünkü karşılaştığı ilk öğretmen anne babadır. Çocuk daha sonra çevreye ve okula açılmaktadır. İlk derslerin etkisini ve izlerini ömrünün sonuna kadar taşıyarak, aileden aldığı dersler ve değerler hayatı boyunca onunla gidecek, önemini de yitirmeyecektir. Çevre ve okula bu eğitimle katılacak yeni bilgileri ya kabullenip alacak, ya da almamak için mücadele edecektir. Çocuk okulda verilen eğitimi istek ve merakla alma ya da yeni eğitime direnme ya da reddetmede bulunacaktır. Burada okula çevreye uyum problemi çıkacaktır. Çünkü çocuk yanlışta olsa doğruda olsa değerler silsilesini anne babadan almıştır. Okul ve çevre değerler silsilesinin doğrularını pekiştirecek, zenginleştirecek yanlış değerler silsilesini ya zayıflatacak, ya da yok edecektir. Ama bir gerçek ki çocuğun üzerinde en güçlü izi anne baba bırakacaktır.
Çocuk karakter gelişimini küçük yaşta tamamladığı için televizyonlar endişe vericidir. Küçük çocuk için ekran hayal ürünü olan şeylerde olsa da çocuk için tam bir gerçektir. Çocuğu burada yanlış bir gerçek kavramına götürmektedir. Sinemanın hayal ve oyun olduğunu düşünemez çocuk, gerçek gibi kabul eder. Anne baba televizyon seyrederken küçük çocukların yanında çocuk bundan, ne anlar dememeli, anlamaz ama belleğine kayıt eder. Anne ve baba çocukla çocuğun seviyesine uygun programları çocukla beraber televizyon seyretmeli. Çocuğun anne ve babaya sorduğu soruları cevaplarsa çocuğa faydası olur. Kitle iletişim araçlarının insanları eğitici öğretici düşündürücü ve kişiliklerini geliştiriciliğine fırsat verdiği kadar. Bunun yanında çocuklar genelde oyuncu kahramanları kendilerine model seçe bilirler. Seçtiği karakterin özelliklerini benimseyip, vurucu, kırıcı, dövüş ve öldürücü sahneler çocuğunun saldırganlık devitkenlik duygularını harekete geçirir. TV ekranında yer alan dövüş, öldürme gibi kanlı olayları çocuklar seyrettikçe, şiddetle şaka arasında ilişki düzeyinin arttığını görmekteyiz. Gelecek nesillerinin saldırgan tutum ve davranış sergilememesi için dövüş ve kanlı insan öldürme sahnelerini çocuklara seyrettirmemeliyiz. Uzmanların yaptığı deneyler göstermiştir ki şiddet içerikli film seyreden çocuklarda, seyretmeyen çocuklara göre, sorun çözümünde saldırganlık ve şiddete başvurma daha fazladır. Mesela bu olay büyüklerde tam tersine olduğunu söylüyorlar şiddet filimi seyreden büyüklerle de şiddet duyguları seyretmeyenlere göre daha az saldırganlık gözlenmiş.
Çocuklar hayatlarında kimin ya da neyin uğrunda zaman ve emek harcamaya değeceğini bilerek doğmazlar, ya da dünyaya geliş sebeplerini bilerek dünyaya gelmez. Çocukların dünyaya geliş sebeplerini çocuklara anne ve babaları öğretmekle sorumludur. Anne ve baba bu sorumluluktan kaçamaz ve başka birine devredemez. Ama ebeveyn bu eğitim işini bilmeyerek teknolojinin gelişimiyle dışarıdaki tehlikelere karşı çocuğunu koruyor ama evin içinde dışarıdan daha tehlikeli olan televizyona çocuğunun eğitimini teslim ediyor.
Anne babanın yerini maalesef şimdi evlere giren televizyon yer almaktadır çünkü çocuğu çok küçük yaşlarda yakalamakta. Anne babanın eğitim görevine ortak olmaya adaydır. İşte tehlikeli boyut burada çocuklarımızın eğitimini televizyonlara bırakma ve bırakamama konusunda anne baba ikilem içinde kalmaktadır. Teknolojiye karşı durun demenin bir anlamı yok. Nihayet ebeveyne düşen teknolojiyi nasıl insana ve çocuklara olumlu davranışlar kazandıra bilir düşüncesinde olması isteğinde olmasıdır. Her anne ve baba çocuk eğitiminde ipleri elinde tutmalıdır. Onun eğitimini televizyona bırakmamalıdır. Televizyon nasıl çocuk yetiştireceğimize karar veremez. Ama biz çocukların görüntü ve reklama boyun eğen ona teslim olan bir nesil olarak yetişmesini istemiyorsak. Çocuklarımızın eğitimini sadece reklam gelirlerinden başka kaygısı olmayan para kazmak ve derdi reyting olan televizyonlara da çocuğumuzun eğitimini bırakmamalıyız. Evet, ipleri elimize alacağız çocuğumuzun eğitiminde model olmasını istemediğimiz programlarda televizyonu kapatmalıyız. Çocuk eğitiminde ebeveyn olarak biz kendimiz model olmalıyız. Çocuğumuza zarar verecek ve istemediğimiz modeli örnek alamsını istemiyorsak. Teknolojiye evet, televizyona evet, fakat çocuğumuz eğitimini televizyona bırakmaya hayır. Çünkü biz çocuğumuzun tek dünyasından sorumlu değiliz iki dünyasını da kurtarma görevini üstlenmişizdir. Televizyon ekranında uzun süre kalan çocuklar hayatın diğer alanlarını gözden kaçırırlar. Hayatı dolu dolu yaşayamazlar. İşte yine iş ebeveyne düşüyor. İlk önce biz televizyona esir olmamalıyız, eğer biz televizyona esir olursak ve bağımlı olursak. Bebek yaştan beri çocuğun yanında televizyon sürekli açık olursa, biz bu eğitimi zaten televizyona devretmişizdir.
Çocuk karakter gelişimini küçük yaşta tamamladığı için televizyonlar endişe vericidir. Küçük çocuk için ekran hayal ürünü olan şeylerde olsa da çocuk için tam bir gerçektir. Çocuğu burada yanlış bir gerçek kavramına götürmektedir. Sinemanın hayal ve oyun olduğunu düşünemez çocuk, gerçek gibi kabul eder. Anne baba televizyon seyrederken küçük çocukların yanında çocuk bundan, ne anlar dememeli, anlamaz ama belleğine kayıt eder. Anne ve baba çocukla çocuğun seviyesine uygun programları çocukla beraber televizyon seyretmeli. Çocuğun anne ve babaya sorduğu soruları cevaplarsa çocuğa faydası olur. Kitle iletişim araçlarının insanları eğitici öğretici düşündürücü ve kişiliklerini geliştiriciliğine fırsat verdiği kadar. Bunun yanında çocuklar genelde oyuncu kahramanları kendilerine model seçe bilirler. Seçtiği karakterin özelliklerini benimseyip, vurucu, kırıcı, dövüş ve öldürücü sahneler çocuğunun saldırganlık devitkenlik duygularını harekete geçirir. TV ekranında yer alan dövüş, öldürme gibi kanlı olayları çocuklar seyrettikçe, şiddetle şaka arasında ilişki düzeyinin arttığını görmekteyiz. Gelecek nesillerinin saldırgan tutum ve davranış sergilememesi için dövüş ve kanlı insan öldürme sahnelerini çocuklara seyrettirmemeliyiz. Uzmanların yaptığı deneyler göstermiştir ki şiddet içerikli film seyreden çocuklarda, seyretmeyen çocuklara göre, sorun çözümünde saldırganlık ve şiddete başvurma daha fazladır. Mesela bu olay büyüklerde tam tersine olduğunu söylüyorlar şiddet filimi seyreden büyüklerle de şiddet duyguları seyretmeyenlere göre daha az saldırganlık gözlenmiş.
Çocuklar hayatlarında kimin ya da neyin uğrunda zaman ve emek harcamaya değeceğini bilerek doğmazlar, ya da dünyaya geliş sebeplerini bilerek dünyaya gelmez. Çocukların dünyaya geliş sebeplerini çocuklara anne ve babaları öğretmekle sorumludur. Anne ve baba bu sorumluluktan kaçamaz ve başka birine devredemez. Ama ebeveyn bu eğitim işini bilmeyerek teknolojinin gelişimiyle dışarıdaki tehlikelere karşı çocuğunu koruyor ama evin içinde dışarıdan daha tehlikeli olan televizyona çocuğunun eğitimini teslim ediyor.
Anne babanın yerini maalesef şimdi evlere giren televizyon yer almaktadır çünkü çocuğu çok küçük yaşlarda yakalamakta. Anne babanın eğitim görevine ortak olmaya adaydır. İşte tehlikeli boyut burada çocuklarımızın eğitimini televizyonlara bırakma ve bırakamama konusunda anne baba ikilem içinde kalmaktadır. Teknolojiye karşı durun demenin bir anlamı yok. Nihayet ebeveyne düşen teknolojiyi nasıl insana ve çocuklara olumlu davranışlar kazandıra bilir düşüncesinde olması isteğinde olmasıdır. Her anne ve baba çocuk eğitiminde ipleri elinde tutmalıdır. Onun eğitimini televizyona bırakmamalıdır. Televizyon nasıl çocuk yetiştireceğimize karar veremez. Ama biz çocukların görüntü ve reklama boyun eğen ona teslim olan bir nesil olarak yetişmesini istemiyorsak. Çocuklarımızın eğitimini sadece reklam gelirlerinden başka kaygısı olmayan para kazmak ve derdi reyting olan televizyonlara da çocuğumuzun eğitimini bırakmamalıyız. Evet, ipleri elimize alacağız çocuğumuzun eğitiminde model olmasını istemediğimiz programlarda televizyonu kapatmalıyız. Çocuk eğitiminde ebeveyn olarak biz kendimiz model olmalıyız. Çocuğumuza zarar verecek ve istemediğimiz modeli örnek alamsını istemiyorsak. Teknolojiye evet, televizyona evet, fakat çocuğumuz eğitimini televizyona bırakmaya hayır. Çünkü biz çocuğumuzun tek dünyasından sorumlu değiliz iki dünyasını da kurtarma görevini üstlenmişizdir. Televizyon ekranında uzun süre kalan çocuklar hayatın diğer alanlarını gözden kaçırırlar. Hayatı dolu dolu yaşayamazlar. İşte yine iş ebeveyne düşüyor. İlk önce biz televizyona esir olmamalıyız, eğer biz televizyona esir olursak ve bağımlı olursak. Bebek yaştan beri çocuğun yanında televizyon sürekli açık olursa, biz bu eğitimi zaten televizyona devretmişizdir.