Neredeyse on gündür medyada Gazze katliamını vicdanımız sızlayarak, yüreğimiz titreyerek, içimiz kan ağlayarak ve insanlığımızdan utanarak ekran ekran seyrediyor ve sütun sütun okuyoruz.
Korkunç olayı yalnız biz seyretmiyoruz, bizimle birlikte BM, AB, NATO ve AİHM dahil asker ve sivil bütün dünya seyrediyor. Bir farkla; onların vicdanı sızlamıyor, yürekleri titremiyor ve içleri kan ağlamıyor. Eğer öyle olmasaydı herhalde içlerinden yürekli birisinden; “Bu vahşeti durdurun!” diye tok ve merhametli bir ses çıkardı. Şimdiye kadar çıkmadı. Herhalde bundan sonra da çıkmaz.
Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta daha var: O da insanın, yanında veya yakınında olduğu bir harekete veya bir saldırıya dur demeyeceğidir. Dikkat ediyorum da İsrail'in bir devlet olarak işlediği cinayetleri, Türkiye'den başka kınayan ve lânetleyen de yok. Türkiye, bütün dünyanın dehşetle, ibretle acımadan seyrettiği ve kabul ettiği vahşeti, kınamakla ve lânetlemekle kalmadı, aynı zamanda derhal ateşkes ilân edilmesini ve zulüm haline gelen İsrail ablukasının kaldırılmasını da istedi. ABD, AB, BM, NATO ve AİHM’den bir ses çıkmadığı gibi Arap dünyasından da İsrail'in aklını başına getirecek, varsa toplumsal vicdanının devreye girmesini sağlayacak güçlü bir ses veya karar çıkmadı.
Başta İslâm ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde halk, İsrail'i lânetleyen sloganlarla sokaklara döküldü, meydanları doldurdu ve İsrail katliamını protesto etti. Ne yazık ki bu tepkinin bir faydası görülmedi, vahşet tüm hızıyla devam etti ve ediyor da.
İsrail ordusu, Gazze'de; “Hamas’ı bitireceğim, terörün kökünü kazıyacağım ve üslerini yok edeceğim.” diyor. Hamas’ı bitirmekte o kadar azimli ve kararlı ki katliama çocuklardan başlıyor, kadınlarla devam ediyor. Askeri üsler veya stratejik mevkiler yerine okulları, camileri, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuruyor. Hamas komutanlarının kendilerini veya karargâhlarını değil, ailelerini ve yaşadıkları sivil çevreyi yok ediyor. Bakıyorsunuz bir komutan, sekiz çocuğuyla ve eşiyle birlikte şehit oluyor. Bu nasıl komutansa, Yanında ve çevresinde askerler ve korumaları değil de, çocukları var. Sanki cephede değil de piknik yerinde veya kütüphanede gibi.
Çocukların korku dolu bakışlarına, kanlı acılarına ve annelerin çileli feryatlarına canlar dayanacak gibi değil. Günlerdir cepheden görüntülerde, Gazze'den savaş sahneleri değil, evlerde çocuk, yollarda parçalanmış kadın cesetleri görüyoruz. Bu nasıl bir savaştır ki insanî yardımlara izin verilmediği gibi, elinde şifa dağıtan neşterinden başka bir şeyi bulunmayan doktorlar bile şehit ediliyor. Müslümanlar camide secdeye varırken, yaralılar hastanede tedavi görürken, çocuklar okullarına giderken üzerilerine bomba yağdırılıyor. Ölenler ve öldürülenler arasında bir tane de üniformalı bir asker veya güvenlik görevlisi görsek içimiz yanmayacak.
Şimdiye kadar dünyada yaşanan Kıbrıs ve Bosna-Hersek katliamlarını dikkate almazsak yer yüzünde böyle bir insan kıyımı görülmedi. Yahudiler, Hitler Almanya'sını kötülemek için kitle halinde Siyonistlerin yok edilişini senelerdir medyada, sinemalarda ve tiyatrolarda göstere göstere usanmadılar. Hitler düşmanlığını, çanlı tutmak için durmadan tarihten uydurma haberler ve hayal olaylarla kamu vicdanını beslediler ve körüklediler. Şimdi Yahudiler, bütün bu vahşeti, Hitlerin ne kadar haklı olduğunu göstermek ve ispatlamak için mi yapıyorlar? Geçmişte bu tarz davranışların oluşundan adeta utanç duyduğunu çeşitli vesilelerle ifade eden 20. Asır insanı, Yahudilerin Filistin'de yaptıklarından utanç duymayacaklar mı? Bu vahşeti günahsız ve savunmasız insanlara reva gören Siyonist zihniyet ve karakterinden iğrenmeyecekler mi?
Gazze'de İsrail vahşeti havadan, karadan ve denizden bomba atıyor, kadınların, çocukların, hastaların ve öğrencilerin, fırınların önünde ekmek kuyruğunda bekleyen sivillerin ölmelerine sebep oluyor. Medya tepkili. Yazılıp çizilenlerin yanında, olayları protesto eden insanları meydanlar almıyor. Almıyor ama değişen bir şey yok. Katliam bütün hızıyla ve gücüyle devam ediyor. Üstelik hava harekâtının yanında bir de kara harekâtı başlamış durumda. Gazze şu anda havadan, karadan ve denizden ölüm kusan füzeler tarafından imha ediliyor. Tam bir medeniyet düşmanlığı ve soy kırımı. Yarın Ermenilerin bize yaptıkları gibi Yahudiler de; “Biz, Filistin'de Araplar tarafından soy kırımına uğratıldık.” derlerse hiç şaşmayın, Olur mu olur. Denizi ateş alır mı alır. Dünyada buna inanır mı inanır. Yarın biz de olduğu gibi bir de özür dileyiciler çıkarsa, bu düzenbazlığa dünya haydi haydi inanır.
Demek ki İsrailli Yahudiler veya Musa Aleyhisselâm'ın Kızıl Deniz’de boğulmaktan kurtardığı İsrail oğulları dünyanın gösterdiği medenî ve insanî tepkiden anlamıyorlar. Onların anladıkları dilden konuşmak, karakterlerine uygun usulden cevap vermek gerekiyor. Bakalım onu kim yapacak? İsrail savaştıkça biz büyüyoruz ve güçleniyoruz diyen Hamas mı, yoksa başkası mı?
Korkunç olayı yalnız biz seyretmiyoruz, bizimle birlikte BM, AB, NATO ve AİHM dahil asker ve sivil bütün dünya seyrediyor. Bir farkla; onların vicdanı sızlamıyor, yürekleri titremiyor ve içleri kan ağlamıyor. Eğer öyle olmasaydı herhalde içlerinden yürekli birisinden; “Bu vahşeti durdurun!” diye tok ve merhametli bir ses çıkardı. Şimdiye kadar çıkmadı. Herhalde bundan sonra da çıkmaz.
Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta daha var: O da insanın, yanında veya yakınında olduğu bir harekete veya bir saldırıya dur demeyeceğidir. Dikkat ediyorum da İsrail'in bir devlet olarak işlediği cinayetleri, Türkiye'den başka kınayan ve lânetleyen de yok. Türkiye, bütün dünyanın dehşetle, ibretle acımadan seyrettiği ve kabul ettiği vahşeti, kınamakla ve lânetlemekle kalmadı, aynı zamanda derhal ateşkes ilân edilmesini ve zulüm haline gelen İsrail ablukasının kaldırılmasını da istedi. ABD, AB, BM, NATO ve AİHM’den bir ses çıkmadığı gibi Arap dünyasından da İsrail'in aklını başına getirecek, varsa toplumsal vicdanının devreye girmesini sağlayacak güçlü bir ses veya karar çıkmadı.
Başta İslâm ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yerinde halk, İsrail'i lânetleyen sloganlarla sokaklara döküldü, meydanları doldurdu ve İsrail katliamını protesto etti. Ne yazık ki bu tepkinin bir faydası görülmedi, vahşet tüm hızıyla devam etti ve ediyor da.
İsrail ordusu, Gazze'de; “Hamas’ı bitireceğim, terörün kökünü kazıyacağım ve üslerini yok edeceğim.” diyor. Hamas’ı bitirmekte o kadar azimli ve kararlı ki katliama çocuklardan başlıyor, kadınlarla devam ediyor. Askeri üsler veya stratejik mevkiler yerine okulları, camileri, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuruyor. Hamas komutanlarının kendilerini veya karargâhlarını değil, ailelerini ve yaşadıkları sivil çevreyi yok ediyor. Bakıyorsunuz bir komutan, sekiz çocuğuyla ve eşiyle birlikte şehit oluyor. Bu nasıl komutansa, Yanında ve çevresinde askerler ve korumaları değil de, çocukları var. Sanki cephede değil de piknik yerinde veya kütüphanede gibi.
Çocukların korku dolu bakışlarına, kanlı acılarına ve annelerin çileli feryatlarına canlar dayanacak gibi değil. Günlerdir cepheden görüntülerde, Gazze'den savaş sahneleri değil, evlerde çocuk, yollarda parçalanmış kadın cesetleri görüyoruz. Bu nasıl bir savaştır ki insanî yardımlara izin verilmediği gibi, elinde şifa dağıtan neşterinden başka bir şeyi bulunmayan doktorlar bile şehit ediliyor. Müslümanlar camide secdeye varırken, yaralılar hastanede tedavi görürken, çocuklar okullarına giderken üzerilerine bomba yağdırılıyor. Ölenler ve öldürülenler arasında bir tane de üniformalı bir asker veya güvenlik görevlisi görsek içimiz yanmayacak.
Şimdiye kadar dünyada yaşanan Kıbrıs ve Bosna-Hersek katliamlarını dikkate almazsak yer yüzünde böyle bir insan kıyımı görülmedi. Yahudiler, Hitler Almanya'sını kötülemek için kitle halinde Siyonistlerin yok edilişini senelerdir medyada, sinemalarda ve tiyatrolarda göstere göstere usanmadılar. Hitler düşmanlığını, çanlı tutmak için durmadan tarihten uydurma haberler ve hayal olaylarla kamu vicdanını beslediler ve körüklediler. Şimdi Yahudiler, bütün bu vahşeti, Hitlerin ne kadar haklı olduğunu göstermek ve ispatlamak için mi yapıyorlar? Geçmişte bu tarz davranışların oluşundan adeta utanç duyduğunu çeşitli vesilelerle ifade eden 20. Asır insanı, Yahudilerin Filistin'de yaptıklarından utanç duymayacaklar mı? Bu vahşeti günahsız ve savunmasız insanlara reva gören Siyonist zihniyet ve karakterinden iğrenmeyecekler mi?
Gazze'de İsrail vahşeti havadan, karadan ve denizden bomba atıyor, kadınların, çocukların, hastaların ve öğrencilerin, fırınların önünde ekmek kuyruğunda bekleyen sivillerin ölmelerine sebep oluyor. Medya tepkili. Yazılıp çizilenlerin yanında, olayları protesto eden insanları meydanlar almıyor. Almıyor ama değişen bir şey yok. Katliam bütün hızıyla ve gücüyle devam ediyor. Üstelik hava harekâtının yanında bir de kara harekâtı başlamış durumda. Gazze şu anda havadan, karadan ve denizden ölüm kusan füzeler tarafından imha ediliyor. Tam bir medeniyet düşmanlığı ve soy kırımı. Yarın Ermenilerin bize yaptıkları gibi Yahudiler de; “Biz, Filistin'de Araplar tarafından soy kırımına uğratıldık.” derlerse hiç şaşmayın, Olur mu olur. Denizi ateş alır mı alır. Dünyada buna inanır mı inanır. Yarın biz de olduğu gibi bir de özür dileyiciler çıkarsa, bu düzenbazlığa dünya haydi haydi inanır.
Demek ki İsrailli Yahudiler veya Musa Aleyhisselâm'ın Kızıl Deniz’de boğulmaktan kurtardığı İsrail oğulları dünyanın gösterdiği medenî ve insanî tepkiden anlamıyorlar. Onların anladıkları dilden konuşmak, karakterlerine uygun usulden cevap vermek gerekiyor. Bakalım onu kim yapacak? İsrail savaştıkça biz büyüyoruz ve güçleniyoruz diyen Hamas mı, yoksa başkası mı?