Benlik, insanın ayrı bir kişi olduğunu tanımlayıp, kendi varlığının bilincinde olmasını sağlayan, fikirleri, davranışları, tutumlarının yanına doğuştan getirdiği özellikleri de katmasıyla oluşan, kendi duyguları, istekleri, düşünceleri olan, vücudunun özelliklerini tanıyan içinde yaşadığı fiziki ve toplumsal çevreden ayrı biri olduğunu kavramsıdır.
Kısacası benlik çocuğun bilen ve düşünebilen bir varlık olduğu bilincine varmasıdır. Çocuk anne karnından dünyaya geldiğinde annesinin bir parçası bilir. Çünkü diğer canlılar gibi kısa bir süre sonra anneden kopamaz uzun süre bakıma ihtiyacı vardır. Ama kendi başına harekete geçen bir varlık olacaktır.
İlk önce duyu benliği gelişir biyolojik ihtiyaçlarını ilk saniyeden itibaren soluk alır, soluğunu tutar, emer ve boşaltım yapar, altını ıslattığı zaman ağlar. Zamanla vücudunun kısımlarını ayrı bölgelerindeki duyuları arasındaki farkı tanır. İsteklerinin giderilmesi için ağlayıp bağırması gerektiğini öğrenerek, başka bir varlık olduğunu öğrenecektir. Ağlayarak başka birilerini çağırması çocuğun ilk başarısıdır. Kendisi istek merkezidir. Beş ve altı aylık olunca biraz büyüyünce eşya üzerinde de etkin olacaktır. Eşyayı yakalama alıp bir yere koyma kendi gücüyle harekete geçen bir varlık olduğunu öğrenir. Çocukta adale uyumu, güçlülük duygusu ve zihni yetenek birleşince çocuk büyük bir atılıma geçer.
Başlangıçta görüş alanından çıkan nesnenin yok anlamına geldiğini ve geliştikçe nesneyi akılda tutan çocuk, daha sonra onu tekrar elde edeceğini öğrenir, zamanla çocuk reddetme ve seçme gücüne sahip olacaktır. Yapılan ayna deneylerinde çocuk aynada ilk önce anneyi tanımakta kendini tanımamakta kendi görüntüsüne ilgilenmemekte hatta soğuk davranmaktadır. 12 ve 18 aylık oldukları zaman aynadaki kendi resimleriyle oynamaya başlamışlar.
Çocuğun kendini tanıması inatçı ve direnişe geçtiği iki yaşarlında kendini gösterir, kendi benliğini iyi tanımaya girişir. Kendini öne sürerek ve kendi güçlerini ispat etmek ister. Akranlarıyla rekabete girer. Ve diğer çocuklarla kendi güçlerini kıyaslamaya koyulur. Diğer çocukların onu değerlendirmesi de bir ölçüdür. Çocuk diğer çocuklardan üstün yetenekleri ve eksik yeteneklerini öğrenmeye başlar. Çocuğun gelişiminde akran gurubun değerlendirmesi de çocuğun gelişiminde çok önemlidir.
Çocuk konuşmaya başlayınca kendini daha iyi tanır dört yaşında dövüşen çocuklarda ‘ o başlattı, ben yapmadım, üstüme toprak attı, üstüme çamur attı,’’ gibi ifadeler çocuğun kendini tanıdığını anlatmaktadır.
Çocuğun gelişim çizgisini etkileyen genetik yapısı ve çevrenin yanında ana ve babanın derin etkisi vardır. Burada ‘yansıyan değer vermeler’ kuramını savunan Sullivan benlik sisteminde ‘önemli kişiler’’ ‘’tarafından değer verilen çocuk kendine değer vermeye başlar. Çocuk için önemli kişiler ebeveyndir. Anne babanın iyi çocuk diye onayladığı çocuğu önemsiz kişilerde onaylamaktadır. Böylece çocuğu kendini iyi diye onaylamaya götürür. Çocuğun kendini değerlendirmeleri ile ana babanın değerlendirmeleri örtüşmektedir. Burada sebep -sonuç ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Ana ve babanın sevgisiyle onaylanan çocuk kendini sevecektir. Ana babanın sevgisi onayını alamayan, kendini onaylamayan bir birey olarak ortaya çıkacaktır. Onay almayıp da buna direnirse ana ve baba ile çatışmaya girecektir.
Ana babanın çocuğu değerlendirmesi fazla baskı uygulamamsı durumunda çocuğun nitelik özellikleri ana ve babanın değerlendirme biçimi onun benlik oluşumunu etkileyecektir.
Çocuk kendini daha iyi tanıdığını başkalarından ayrı biri olduğunu öğrenmiştir. Çünkü çocuk iki yaşına kadar kendisinin annesinin bir parçası olduğunu düşünür. Benlik içinde durum ve tutum yerleşince ben buyum işte ben buyum dediği zaman onu sürdürüp korumak isteyecektir kişi. Çocuk bütün zihni savunma sistemlerini hazırlayacak bütün güçlerini benliğini korumak için harekete geçirecektir. Çocuk ne kadar kendini iyimser görürse görsün iç ve dış baskılarla sürekli değişime zorlanacaktır. Hatta değişime çocuk sürekli bahaneler üretecek. Buda benliğini korumak içindir.
Kısacası benlik çocuğun bilen ve düşünebilen bir varlık olduğu bilincine varmasıdır. Çocuk anne karnından dünyaya geldiğinde annesinin bir parçası bilir. Çünkü diğer canlılar gibi kısa bir süre sonra anneden kopamaz uzun süre bakıma ihtiyacı vardır. Ama kendi başına harekete geçen bir varlık olacaktır.
İlk önce duyu benliği gelişir biyolojik ihtiyaçlarını ilk saniyeden itibaren soluk alır, soluğunu tutar, emer ve boşaltım yapar, altını ıslattığı zaman ağlar. Zamanla vücudunun kısımlarını ayrı bölgelerindeki duyuları arasındaki farkı tanır. İsteklerinin giderilmesi için ağlayıp bağırması gerektiğini öğrenerek, başka bir varlık olduğunu öğrenecektir. Ağlayarak başka birilerini çağırması çocuğun ilk başarısıdır. Kendisi istek merkezidir. Beş ve altı aylık olunca biraz büyüyünce eşya üzerinde de etkin olacaktır. Eşyayı yakalama alıp bir yere koyma kendi gücüyle harekete geçen bir varlık olduğunu öğrenir. Çocukta adale uyumu, güçlülük duygusu ve zihni yetenek birleşince çocuk büyük bir atılıma geçer.
Başlangıçta görüş alanından çıkan nesnenin yok anlamına geldiğini ve geliştikçe nesneyi akılda tutan çocuk, daha sonra onu tekrar elde edeceğini öğrenir, zamanla çocuk reddetme ve seçme gücüne sahip olacaktır. Yapılan ayna deneylerinde çocuk aynada ilk önce anneyi tanımakta kendini tanımamakta kendi görüntüsüne ilgilenmemekte hatta soğuk davranmaktadır. 12 ve 18 aylık oldukları zaman aynadaki kendi resimleriyle oynamaya başlamışlar.
Çocuğun kendini tanıması inatçı ve direnişe geçtiği iki yaşarlında kendini gösterir, kendi benliğini iyi tanımaya girişir. Kendini öne sürerek ve kendi güçlerini ispat etmek ister. Akranlarıyla rekabete girer. Ve diğer çocuklarla kendi güçlerini kıyaslamaya koyulur. Diğer çocukların onu değerlendirmesi de bir ölçüdür. Çocuk diğer çocuklardan üstün yetenekleri ve eksik yeteneklerini öğrenmeye başlar. Çocuğun gelişiminde akran gurubun değerlendirmesi de çocuğun gelişiminde çok önemlidir.
Çocuk konuşmaya başlayınca kendini daha iyi tanır dört yaşında dövüşen çocuklarda ‘ o başlattı, ben yapmadım, üstüme toprak attı, üstüme çamur attı,’’ gibi ifadeler çocuğun kendini tanıdığını anlatmaktadır.
Çocuğun gelişim çizgisini etkileyen genetik yapısı ve çevrenin yanında ana ve babanın derin etkisi vardır. Burada ‘yansıyan değer vermeler’ kuramını savunan Sullivan benlik sisteminde ‘önemli kişiler’’ ‘’tarafından değer verilen çocuk kendine değer vermeye başlar. Çocuk için önemli kişiler ebeveyndir. Anne babanın iyi çocuk diye onayladığı çocuğu önemsiz kişilerde onaylamaktadır. Böylece çocuğu kendini iyi diye onaylamaya götürür. Çocuğun kendini değerlendirmeleri ile ana babanın değerlendirmeleri örtüşmektedir. Burada sebep -sonuç ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Ana ve babanın sevgisiyle onaylanan çocuk kendini sevecektir. Ana babanın sevgisi onayını alamayan, kendini onaylamayan bir birey olarak ortaya çıkacaktır. Onay almayıp da buna direnirse ana ve baba ile çatışmaya girecektir.
Ana babanın çocuğu değerlendirmesi fazla baskı uygulamamsı durumunda çocuğun nitelik özellikleri ana ve babanın değerlendirme biçimi onun benlik oluşumunu etkileyecektir.
Çocuk kendini daha iyi tanıdığını başkalarından ayrı biri olduğunu öğrenmiştir. Çünkü çocuk iki yaşına kadar kendisinin annesinin bir parçası olduğunu düşünür. Benlik içinde durum ve tutum yerleşince ben buyum işte ben buyum dediği zaman onu sürdürüp korumak isteyecektir kişi. Çocuk bütün zihni savunma sistemlerini hazırlayacak bütün güçlerini benliğini korumak için harekete geçirecektir. Çocuk ne kadar kendini iyimser görürse görsün iç ve dış baskılarla sürekli değişime zorlanacaktır. Hatta değişime çocuk sürekli bahaneler üretecek. Buda benliğini korumak içindir.