Çocuk ve Anne Sütü

.
Organizma kendini geliştirme ve tamlaması için ilahi kuvvet tarafından kan, kemik ve kas içinden billur bir kaynaktan akan anne sütü, yavrunun beslenmesi için verilen nimetlerin en faydalı, en yararlı olan, besin ve besleyicisidir.
Çocuk doğar doğmaz anne karnında başparmağını emme alıştırması yaparak, öğrenmiş ve duyuları dudak ve ağız bu alıştırmaları yapmış olarak dünyaya gelir. Anne sütü ilahi kuvvet tarafından öyle karışımlarla ayarlanmış ki; çocuğa yetecek ve ona hastalıklara karşı bağışıklık kazandıracak şekilde ilk kolostrum içinde ‘‘prebiyotik’’ koruyucular olduğundan bunu emerek beslenmeye başlar. Ve bu ilk kolostrum çocuğa gelecek hastalıklara karşı bağışıklılık kazandırır.
Anne sütünden başka hiçbir madde böyle ölçülü bir şekilde, bileşenlerini bir araya getirecek şekilde ilahi kuvvet dışında kimse hazırlayamaz. Mide, bağırsak kanalının ve kandaki madde salgısının, böbreklerin çalışmalarına uygun biçimde ilahi kuvvet dışında kimse hazırlayamaz. Anne sütü içindeki bileşenler, çocuğu solunum yolu hastalıklarına ve ishale karşı korur. İlk zamanlar anne sütü laktoz bakımından zengin ve yağ bakımından düşüktür. İleriki aylara doğru oranlar değişir. Çocuk doğar doğmaz yorgun bir yolculuk yapmıştır. İlk yarım saat içinde emzirilmeli ve bu emzirme işi ilk altı aya kadar sadece anne sütü ile beslenmelidir. Yapılan deneyler sonucu kovada beslenen buzağılar karnı doyduğu halde buldukları eşyaları emmişlerdir. Çocuk emmeye başlamayla dilini, dudaklarını ve ağzını kullanarak, gıda alma, duygusal haz edinme ve dünyayı keşfetmeye yönelmiştir. Demek ki çocuk ilk önce dünyayı ağzı, dili ve dudaklarıyla keşfetmeye ve tanımaya başlar, çocukların yakalama ve tutmayı öğrendiklerinde buldukları cisimleri ağzına götürmeleri bundandır.
Bazı uzmanlar anne sütü emmeyen ve erken emmeden kesilen çocuklarda ağız doyumu yoksunluğu çocukta açlık yaratmaktadır. Bunun sonucu çocuk doyma hissini tam duymadığı için; kendini sürekli aç hissederek, aç gözlü, saldırgan ve karamsar olacağını söyleyen uzmanlar vardır. Ağız güdüleri tam doyum sağlayan anne sütünü tam ve uzun süre emen çocuklarda; kendine güven ve kendinle barışık çocuklar olduğunu ifade eden uzamanlar da vardır. Annenin emzirme anındaki davranışları çocuğu etkiler. Anne bunalım, endişeli, sinirli ve öfkeli ise çocuk bundan etkilenmektedir. Bu davranışlar çocuğa bulaşıcı hastalık gibi bulaşır. Bu bir duygu ortaklığıdır ve çocukla haberleşmedir. Anne bunalımlı ise çocuk da bunalıma girer. Bunun sonucu olarak; sindirim güçlüğü çeker, iştahı kapanır. Çocuk huysuzlaşır. Anne, çocuğa şefkatle ve merhametle yaklaşmalıdır ki çocuk bunalım yaşamasın, endişe içinde olmasın, kendini güvende hissetsin. Anne sütünün yararları anlatmakla bitmez. Anne sütünün içinde bulunan antikorlar sütle beraber çocuğa geçerek alerjik ve çeşitli hastalıklara olan direnci arttırır. Çünkü çocuğun kendi vücudu 2 ve 3 ay sonra antikor üretmeye başladığı, uzmanlar tarafından ifade edilir. Çocukların su ihtiyacı da anne sütünün içinde yeterli şekilde olduğundan annelerin; çocuk, susuz kalır kaygısına kapılmalarına gerek yoktur. Anne sütü içinde foliktin asit içerdiğinden çocuğun sinir sistemini güçlendirdiğini uzmanlar ifade etmektedir. Ayrıca anne sütünde bulunan‘’ immün -globülin’’ lenfemo kan kanserini ‘ ‘hodgin’’ hastalığını önlediğini uzmanlar ifade etmektedir. Altı aydan sonra anne sütü yetersiz olduğu için diğer besinleri de anne sütünün yanında verilmelidir. Emzirme işi iki yılı geçmemelidir. Kur’an-ı Kerimde Bakara Süresi Ayet 233’ de annelerin çocukları iki yıl emzirmeleri gerektiğini ifade etmektedir.
Anne sütünün içinde omega-3 maddesinin bulunması nedeniyle anne sütü içen çocukların zekâlarının içmeyenlere göre sekiz puanlık artış olduğunu yapılan deneylerle uzmanlar ispatlamıştır.(Omega -3 en fazla somon balığında bulunur)
Anne sütüyle beslenen çocukların anneye karşı sevgi bağıyla bağlandığını annenin emzirme sırasında dokunması çocuğa güven aşıladığını annenin çocuğa şefkat ve merhamet duygusuyla yaklaştığı için; Çocuk, çevreye güvenle bakacak güven içinde olduğunu hissedecektir.
Emzirme aynı zamanda anne vücudunu da korur. Doğum sonrası emziren kadının rahmi ve karnındaki yağ dokusu eski şeklini alır. Erken memeden çocuk kesilirse annenin memeleri sarkar. Emziren annelerin meme kanserine yakalanma riski daha az olduğunu uzmanlar söylemektedir. Emzirme anında ‘‘uterus’’ rahim kasılması sonucu rahim, emziren kadında emzirmeyen kadından daha önce doğum öncesi haline geldiğini uzamanlar söylemektedir.
Emzirme sırasında anne ellerini yıkamalıdır. Emzirme süresi on beş yirmi dakika sürer, ilk beş dakikada bebek doyacağı sütü emer. Emzirme sırasında göğüslerin ikisi de boşalmalıdır. Emzirme öğünleri en az 3 ve 4 saat olmalıdır. Mide aldığı öğünleri dört saatte boşaltır. Emzirmeden sonra bebek dik tutulmalı, gerekirse hafifçe sırtına vurmalı. Emme sırasında yutulan havanın bağırsaklara geçmeden çıkarılmasıdır. Bu sırada çocuk hafif yediğini çıkarır.
Emzirme konusunda gelişmiş ülkeler annelerin iş hayatına girmeleri sonucu çocukları emzirmediğini, hazır mamalarla beslemeye başladığını, yıllar sonra anne sütünün yapılan araştırmalar sonucu önemi anlaşılmış. Bu konuda gelişmiş ülkelerde anne sütünün önemi anlatılmaya ve çocukların emzirilmesi için çeşitli yazılar, yayınlar ve seminerler vermeye başlamışlar. WHO( Dünya Sağlık Örgütü )Anne sütü alamayan bir milyonun üzerinde çocuğun çeşitli solunum yolu ve infeksiyon hastalıkları yüzünden öldüğünü açıklamıştır. UNICEF bu konuda çalışmalar yapmaktadır. Ve en az dört ve altı ay çocukların emzirilmesi gerektiğini önermektedir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri