Çocuk Davranışında Rol Model

.

Şu öyküyü okuduktan sonra kendi kendimize sorular sormalıyız. Cevaplarını öykü ile örtüştürüp düşünmeliyiz. Hindistan’daki kurt kız öyküsünü duymuşsunuzdur. Ya da yeni okuyacaksınızdır.

Bir anne mağarada iki çocuk doğurmuş. Ve mağarada bu iki kız çocuğunu bırakmış. Mağarada kurtların eğitiminde kalan, bu iki kız çocuğu; yıllar sonra bulunmuş. Çocuklar bulunduğu zaman sekiz yaşlarındaymış. İkisi de yetimhaneye getirilmiş. Fakat biri kısa sürede ölmüş. Diğeri ise yetimhanede eğitime tabi tutulmuş. Mağarada bulunan kız çocuğuna Kamala ismi verilmiş. Kamala’nın davranışları tamamen vahşi hayvanlar gibiymiş. Kurtların yanında yaşadığı ve onlardan eğitim aldığı için; dört ayakla koşar, ellerini kurtların ön ayakları gibi kullanır. Bakışları sert, gülme ve gülümsemeyi bilmez. Suyu kurtlar gibi içer. Karnını leşle doyurur. Kısacası kurtlar ne yiyorsa onlar gibi beslenir. Suyu kurt gibi içer. Etrafta yiyecek ararken koklanır, burnunu kurtlar gibi kullanır. İnsanlara ait hiçbir davranış özelliği göstermezmiş. Kamala yetimhaneye alındıktan sonra bebeklerin, bir yaşının sonunda öğrendiği, tay tay yapıp ayağa kalkma davranışını ve yürümeyi öğrenmesi uzun süre almış. Kamala üç yılda iki ayağı üzerinde durmayı, beş yılda yürümeyi öğrenebilmiş. Eski davranışlarının sönmesi yeni davranış kazandırmak eğitimde zor olan bir öğrenmedir. Buna eğitimde “geriye ket vurma” denir. Kamala iki ayakla yürümeyi öğrense dahi, ani hareketlerde yine dört ayaküstünde yürümeye başlarmış. Şu örnekteki gibi evde küçük yaşta küfür (kötü söz) eden bir babanın yanında büyüyen çocuk, eğitim ve öğretim görünce babası gibi küfür etmiyor, fakat çok sinirlenip ani durumlarda yine de ağzından küfürlü söz kaçırması gibidir. Kamala kurtlar gibi uluyor. Diğer çocukların yanına gitmiyor. Onları görünce dişlerini gıcırdatıyor. Karanlıkta kalmayı seviyor. Kamala çocukların ilk altı ayda öğrendiği gülümsemeyi üç yılda zor öğreniyor. Bardakla su içmeyi sofrada ellerini kullanmayı beş yılda öğrenir.  Nihayetinde Kamala on yedi yaşında ölüyor, öldüğü zaman öğrendiği kelime sayısı kırk beş olduğu kaydedilmiştir.

Şimdi sorularımızı kendi kendimize soralım. Çocuk öğrenmede rol model olarak çevresinde yaşayan ebeveynleri rol model almaktadır. Çocuk ebeveynden neler öğrendiğini kendi kendimize soralım. Ve bu öğrenmenin yüzde yetmişi aileden olduğunu düşünürsek kendimizin çocuklar üzerindeki etkisini davranışlarımızın ne kadar önemli olduğun düşünelim. Yürümeden, konuşmadan, beslenmeden ve besin seçiminden haram, helal, ahlak, erdem, fazilet, dini eğitimden hatta bunun yanında vicdan,  eğitimine kadar bizden öğrendiğine göre; suç işleyen ve davranış bozukluğu olan çocukların,  suçlusu kimdir. Suçlu kimse kendini şöyle bir sığaya çekmelidir.  Ebeveyn birinci en büyük öğretmendir. İkincisi öğretmenler ve eğitim politikasıdır. Üçüncüsü ülkeyi yönetenlerdir. Çünkü Farabi, üç öğretmenden bahseder, birinci ebeveyn, ikincisi okuldaki öğretmen, üçüncüsü sultan ya da padişahtır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri