"Çılgın Proje" ve Osmanlı

.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 12 Haziran’da gerçekleşecek olan seçimlere yakalaşırken İstanbul’un Avrupa yakasına yeni bir kanalın açılması projesini gündeme getirdi. İstanbul Boğazı'na bir kardeş kanalın yapılmasına dair bu öngörü veya proje bir çok bakımdan önemlidir. Buna bağlı olarak Mimar ve mühendisler, sabahlara kadar televizyonlarda konuyu konuştular veya konuşmaya devam ediyorlar. Herkes böyle bir projenin boğazın güvenliği ve doğasının korunması ile İstanbul gibi devasa bir kentin yapılanma sorunlarına nefes aldıracağı konusunda hem fikirdir. Ancak projenin rasyonerlik yanı yani kaynak ve fizibilite bakımından yapılabilirliği konusunda kuşkular vardır. Öncelikle bu ve benzeri projeler, seçim yarışlarının beytü’l-maldan hesapsız bir şekilde dağıtılması popülist bir yaklaşımdan kurtarılması ve bunun yerine projeler üzerinden gidilmesi noktasında önemli bir başlangıçtır.
Tarihî sürece bakıldığı zamanda Osmanlı zamanındada bir çok projeye imza atılmıştı. Bunların bir kısmı gerçekleşti, diğerleriyse arşivlerde ve kitaplarda kaldı. Bu ve bezeri projelerin tarihsel arka planlarının ortaya konması gerekmektedir. Siyasi iradenin sürdürülebilirliği, kaynak problemi veya benzer sıkıntıların aşılabilmesi açısından Osmanlı dönemindeki deneyimler son derece önemlidir. Ayrıca ecdadın bu konulardaki uygulamalarına da atıfta bulunulması yeni dönem tarihimiz bakımından kayda değerdir.
Osmanlı döneminde İstanbul ile ilgili projelerden birisi bu büyük kentin su ihtiyacını karşılamak merkezlidir. Bu bağlamda Mimar Sinan, Kanuni'nin emriyle İstanbul'a su getirmek üzere dağları kazdırmış, vadilere su kemerleri yaptırmıştı. Mağlova Kemeri, o dönemde gerçekleşen bu büyük projenin kapsamı ve incelikleri hakkında fikir vermektedir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden bir belgede Sapanca Gölü ile Sakarya nehrinin bir kanalla nasıl birleştirileceği böyle resmedilmiş. (Yedikıta, Şubat 2010).
 İstanbul ve Haremeyn’deki su kanallarından başka Osmanlıların denizleri birleştirmek üzere üç önemli projelerinin olduğunu görüyoruz. Bunlardan ilki, Don ve Volga nehirlerinin birleştirilerek Hazar Denizi'ne kadar kuzeyde bir su duvarı oluşturma projesidir. Buna Sokullu Mehmed Paşa zamanında başlanmış ama Kırım Hanı'nın istememesi üzerine yarım kalmıştır. Ancak bu proje XIX. asırda Ruslar tarafından gerçekleştirilmiştir. İkincisi ise II. Selim döneminde Kızıldeniz ile Akdeniz’i birleştirmeyi amaçlayan Süveyş Kanalı'nın açılmasıdır. Buda kaynak probleminden gerçekleştirilememiş ve XIX asırda İngilizler tarafından yapılmıştır. Sonuncusu ise Marmara ve Karadeniz’in Sapanca gölü üzerinden kanalla birleştirilmesidir. Bu proje şimdikinin tersine, bu defa Anadolu yakasını bir ada haline getirecek olan Marmara Denizi'ni önce Sapanca Gölü'ne, sonra da Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz'e bağlama çabasıdır.
 Bu proje Muhteşem Süleyman Kanuni'den Abdülaziz'e kadar 300 yıl boyunca ısrarla takip edilmesi bakımından bir istisna teşkil eder. Bu proje ile ilgili olarak Kanuni'nin Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi'ni birleştirmeyi düşündüğünü biliyoruz. İ.H. Uzunçarşılı 1940'ta "Belleten"de çıkan yazısında Mimar Sinan ve Kerez Nikola'nın kazı sahasında çalışmalar yaptıklarını, ancak savaş çıkması üzerine projenin durdurulduğunu yazar. Ancak bu fikir, sonradan Sakarya Nehri'nin de devreye sokulmasıyla bir Marmara-Karadeniz kanal projesine dönüşmüş ve bu haliyle Sultan Murad III zamanında (1591) yeniden gündeme gelmişti. Bu proje, bugünkünün tersine, Anadolu yakasını İzmit Körfezi ve Sakarya Nehri'nden itibaren keserek bir ada haline getiriyordu. Bundan sonra IV. Mehmed, I. Mahmud, III. Mustafa, II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde de aynı proje ele alınmış ama "Yaptırmayız" diyen muhalefetin karşı çıkışlarından dolayı sonunda vazgeçilmişti. Son olarak da Abdülaziz döneminde Ali Rıza Bey adlı bir mimar ve mühendis tarafından ciddi çalışmalar yapıldığı, diğer iki mühendis tarafından da Sakarya nehri hakkında genişçe bir rapor hazırlandı.
 Yukarda saydığımız projelerden başka II. Abdülhamid döneminde hazırlanan Konya ovasını sulama projesi ki, 1913'te bitirilmiştir. Yine Abdülhamid döneminde hazırlanan Boğaz'a köprü ve tüp geçit projeleri, keza Bursa ovasında bataklık yapan Nilüfer nehri suyunun İstanbul'a taşınması gibi projeler gündeme gelmişti. Gördüğü gibi, tarih boyunca Marmara'dan Karadeniz'e yeni bir boğaz açma çalışmaları hiç durmamış. Umarız bu sefer başarıya ulaşır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri