Allah'ın ve Resulu'nun selam ve bereketi üzerinize olsun ey hane halkı!
Yüce Rabbimiz cennet ve cehennemi yarattığın da, mutlaka her ikisini de dolduracağını sadır sözüyle bildirmiş.
İnsanlık bu yüzden, her daim henüz idrak edemediği, türlü duyumlarla zan üzere hayalini kurduğu Cennetten hep bir yer istedi.
Cehennemi görmeden, Cehennemden kurtulmak için her türlü dilekler de bulundu.
Peki bu istek ve dileklerin gerçek manada kabulü yani, edilen duanın makbul bir hal alması gerekmiyor muydu? Elbet de öyle. Rabbimiz "Dua edin icabet edeyim" demekte.
Kendimden bir örnek vererek bu konuyu hedefinin dışına çıkmadan anlatmaya çalışayım müsaadeniz olursa.
Hayatımın her dönemin de mutlaka hata , kusur ve günahlarım oldu.
Bu suretle, hep bir pişmanlık hissi olur genelde, işte bu süreç girdiğin de "Rabbim ne olur beni cehennemi n de yakma ben dayanamam, ne olursun Rabbim bana cennetin ufacık köşesinden yer ver" diye dua ederdim. Allah o kadar cömert ki azıcık bir yer istemek bizim ahmaklığımız .
Kuran bir hayat rehberi, Peygamberimizin hayatı da bizlere en güzel örnek, bize düşen ise gerçek manada her ikisine uymak. Uymak ve uygulamak kuran da "İşittik itaat ettik ve iman ettik" hitaplarına mashar olmaktı, genelde işittik boyutunu yaşadı nefs sahibi insan.
Bizler elbet de cenneti istemeliyiz, lakin hangi cenneti? İşte burda idrak devreye giriyor.
İdrak edemediğimiz hiçbir şeyi, doğru anlam da isteyemeyiz! Esasta o cenneti yaratanı istemek gerekirken; sulara , evlere, hurilere ki Rabbimiz onları mutlak nurani yani meleklerden yaratacaktır.
İnsan nasıl olurda meleklerle evlenmeyi Allah ın cemalini istemenin önüne geçirir?..
**
Allah'ın resulü sevgili peygamberimiz Muhammed (SAV) "Cennetliklerin çoğu eblehlerdir ( ahmaklar )" demekte. Demek oluyor ki Cennette ahmaklar var . Allah ın güzel Nebileri , Veli ,Salih kulları da cennetler de değil mi ?
İşte bir çelişki görünse de yüce Allah asla adaletsiz değildir.
Bura da şu ortaya çıkıyor ki cennet de mevki mevki! Allah'ın o has kulları “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).” (Kıyamet, 75/22-23) ayet gereği her daim Rabbimizi seyredecektir denmekte.
Has kullar dünyada da zaten cennette değiller midir? Dünyası cennet olanın ahireti de cennet olur dünyası cehennem olanın ahireti de cehennem olur. Herkes nerde yaşıyorsa oraya aittir.
Dünya da türlü haram ve günahları (nefsi yani dünyalık gözleri ve hisleriyle zevk sefa için de yaşayanlar, hiçbir imtihana tabi olmayanlar ki Firavun misali olanlar ,başlarına gelen her imtihan da isyana dalan veyahut, Allah'ın dışındaki yaratılmışlar dan medet bekleyenler ) zaten cehennemi burada yaşarlar.
**
"Dünya hayatın da her geleni Allah'tan bilenler başlarına geleni bir imtihan görenler, verilen sayısız nimete gerçek mana da şükredenler, eşleri ve çocuklarını birer ikram birer emanet gibi görenler ve buna daha nice güzellikleri ekleyebilir" her daim bir güven bir huzur içerisin de yaşarlar, dünya hayatı "Onlara korku yok , onlar mahsun da olmazlar" ayeti üzere yaşarlar. İşte cennet de Rablerinin Cemalini arzu edenler , dünyada da Rablerini her daim görür gibi huşu ve ihlas içerisinde bir hayat sürerler. Bunun sonuncunda da "Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur. ‘’
Allah kulun dan razı olur, ya kullar Allah dan razı mıdır? bu kısım ince çizgilerle bezenmiş , Allah dilemedikçe yaprak kıpırdamaz. İşte perde olan vesileleri aradan çıkarıp, her şeyin Allah'tan olduğuna iman eden kişi gerçek mana da Allah dan razıdır.
İşini, eşini, rızık nasibini, verilen keder, hastalık vb. halleri bir level atlama takva yükseltme sınavı bilenlerdir o razı olanlar. Aksi halde her daim yüzeysel görmeye devam eder, surete bakar.
Suret demişken güzel bir noktaya gelmişken bununla alakalı bikaç örnek vereyim hem de Üveysler den , ben onları ve tüm mümin kardeşlerimi çok seviyorum , sevdiren Allah ımıza hamd olsun.
Bu gün Dünya nın bir çok yerine kadar ulaşan Üveysler ( üveys zikri yapanlar ) arasında tarifi olmayan istem dışı görünse de esas da "Kalpleri birbirine ısındıran yalnızca Allah'tır’’ Ayet gereği birle bir eden yalnızca Allah tır.
Şimdi neden Üveysleri örnek verdim ; dışardan bakıldığı zaman , sıradan halkın içinden insanlar dan olmaları , kadın erkek di ye asla ve asla ayrım gözetmeden Peygamberimizin "Kardeşlerimi çok özledim" sözüne aşık olan ve her an o söze mashar olmak istemeleri ayrıca gece de gündüz de hep Allah ı zikretmeleri , cömertlik de yarışmaları başlıca sebeplerden .
Lakin bunların özünü bilen Hakikat de Allah Cc.
Dünyalık gözle bakıldığı zaman , tamamı ile eleştiriye açık olmaları ki en güzel örneklerdir aslın da her biri.
Fatiha'nın dördüncü ayetine uymaya gayret eden , insanları yalnızca Allah a davet eden hiçbir ücret istemeyen Üveysler birçoğumuz gibi her an eleştiriye maruz kalmak da .
Oysaki; bugün, kendilerince hükümler veren, insanların görüntülerine göre ayrımlar yapan tarikatçılar, her daim Rabbin dışındaki , kendisi de yaratılmış olan o acizlerin gölgelerin de kazanç sağlamaya çalışanlar da kendince bir topluluk oluşturmak da, kendini bilen ve o düzenbazlıktan soyutlananlar hariç ki mutlaka insan özüne döner, işte onlar da mutlaka Allah gerçek kulluğun o kapılarda olmadığına iman edip geri dönenlerdir.
Burada konuştukça farklı bir pencere açılır, her pencere de ayrı bir dünya açar lakin biz çok bunaltmamak adına burada konuyu toparlayalım.
Mesnevide Mevlana Sultanın şu sözleriyle konuyu kapatalım inşallah ,
Bir rahata kavuşurum ümidiyle nereye kaçsan, orada önüne bir afet çıkar. Afetsiz, felaketsiz hiçbir köşe yoktur. Allah'ın halvet yerinden başka hiçbir yerde dinlenmek , rahata kavuşmak mümkün değildir. Kurtulmaya hiçbir çare olmayan bu dünya zindanının , ayakbastı alınmayan, hapishane dayağı atılmayan bir bucağı yoktur. Vallahi fare deliğine girsen , yine bir kedi pençeliye çatarsın . Ademoğlu hayalle gelişir, hayalleri güzelse onunla rahatlaşır...
En güzel kale TEVHİD kalesi, o kalede olan her daim Rabbinden bir korumaya ve her an ayrı bir ikrama mashar olur.
Yeni dünya diyorlara ya, alın size yepyeni bir dünya ; sevgi dünyası, kardeşlik dünyası. Asrı saadeti kuranlar Tevhid üzere kurmadılar mı? Bizde yeni dünyayı Tevhid'le ve en güzel silah olan sevgi ile kuralım, birbirimizin kusurlarını değil güzel halerini görelim, sevelim ki sevilelim.
Yüce Rabbimiz, dualarınızı ve hayallerinizi, her daim en güzelinden eylesin. Her daim kendiyle meşgul olanlardan etsin.