“Osmanlı câmiini kilise yapacaklar” başlıklı bir haber okudum gazetelerden birinde. Her okuyucunun olduğu gibi benim de dikkatimi çekti bu haber. Dikkatimi çekti, ama tuhafıma gitmedi. Çünkü; yıllardır yapılan şey. Alıştık artık, yabancısı değiliz ve yadırgamıyoruz. Yıllardır diyorum, ama asırlardır demiyorum. Çünkü bizim söz ve güç sahibi olduğumuz asırlarda değil câmilere, diğer dinlerin mabetlerine ve kutsal bildikleri yerlere kimse bir şey yapamaz ve amacının dışında kullanamazdı. Osmanlı, fethettiği topraklara, ihtiyaç olduğu için câmiler yapıyor, lâkin diğer dinlerin ibadet yerlerine dokunmuyordu. İsteseydi yer yüzünde caminin dışında mabet bırakmazdı. Mabetler, hangi din mensuplarına ait olursa olsun, devrin inancının, tarihinin, kültürünün, sanatının, aklının, ticaretinin ve çalışkanlıklarının sembolleri idiler. Saygı göstermek ve muhafaza etmek gerekir.
Hıristiyanlığın merkezi ve diyalog meraklısı Vatikan, yüzde yetmiş beşi Müslüman olan Arnavutluk'un İşkodra'daki Türk köyü Driştkalesi’nde bulunan 400 yıllık Osmanlı câmiinin yerine kilise yapmayı plânlamış. Kayı Boyu Türklerinin göçleriyle kurulan köyün tamamı Müslüman ve Türkçe konuşuyorlar. Demek ki Vatikan'ın hedefi; yalnız köye caminin yerine kilise yaptırmak değil, aynı zamanda köylülerin konuştukları Türkçeyi de yok etmek. Vatikan kilise yaptırmak istiyor da Arnavutluk'ta boş yer mi bulamadı? Avrupa'nın tek Müslüman ülkesi olan Arnavutluk halkı, kimseden kilise falan istediği yok. Esasen kiliseye ve benzeri yerlere ihtiyacı da yok. Arnavutluk'un Müslüman halkı, her köye ve mahalleye cami istiyor. Vatikan Müslüman kesimle kurmak istediği diyalogda samimi ise kilise değil de hiç olmazsa cami yapılmasına yardımcı olsun. Vatikan'ın ise derdi başka: Onun derdi, câmi veya kilise yaptırmak değil. Arnavutluk'u ne yapıp yapıp Hıristiyanlaştırmak istiyor. Katolik Hıristiyanlar, İşkodra'yı ikinci Vatikan yapmak için uğraşıyorlar. Papa, zaman zaman bu amaçla İşkodra'yı ziyaret ediyor. Katolik Hıristiyanların Vatikan'dan sonraki merkezleri, İşkodra olsun isteniyor.
Arnavutlukta vaktiyle 1750 cami varmış. Temmuz 1994’de Arnavutluk'a gittiğimiz zaman Meşihat Başkanı Sabri Koçi, Arnavutluk'ta 15-20 câmi ancak kalabildiğini söylemişti. O zamanlar Vatikan'ın câminin yerine kilise yaptırmak istediği İşkodra'da 7 câmi varmış.
Vatikan'ın Osmanlı câmiinin yerine, kilise yaptırmak istemesi çok mânidardır. Çok saçma deyip geçilecek veya hafife alınacak bir husus değildir. Bu icraat bütün Hıristiyanlara dinî bir talimat özelliği ve ne duruyorsunuz harekete geçin emri niteliği taşır. Vatikan'ın esas meselesi kilise yaptırmak değil ki. Şimdiye kadar Vatikan'ın kilise yaptırdığına dair bir bilgimiz ve duygumuz yok. Aynı şekilde Patrikhane de kilise yaptırmaz. Zaten bunların varlıkları kilise ve idarecileri, sorumluları papaz. Eğer Vatikan bir yerde kilise yaptırmaya kalkışmışsa, hem de bunu bir Müslüman ülkenin tarihi câmisinin yerine yaptırıyorsa bu çok tehlikeli bir başlangıçtır. Bundan böyle Hıristiyan ülkelerde câmilere karşı bir hareket başlarsa ve düşmanlık belirirse hiç şaşmayalım. Demek ki Vatikan veya Papalık Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında tesis edilmek istenen dinler arası diyalogda gelinen mesafeyi bile yok saymayı veya yok etmeyi göze almış.
Yine gazetelerde yer alan bir başka haber: Barış ve hoşgörü kenti Hatay'ın Samandağı ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde bir câmi ile kilise iç içe. 1633-1646 yıllarında inşa edilen kilisenin duvarları taştan ve çok sağlam olduğu için üzerine bir de nasıl olsa taşır düşüncesiyle câmi yapmışlar. Câmi ibâdete açık. Kilise de açık ama geleni veya cemaati yok. Demek ki o köyde Hıristiyanlardan kimse kalmamış. Kalmamış ama Müslümanlar nasıl olsa cemaati yok diye kiliseyi de câmiye eklememişler. Kilise de ziyarete ve ibâdete açık. Hattâ caminin imamı: “Bu kilise bir an önce, harap olup gitmeden restore edilmeli.” diyor. İşte Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki fark. Bir tarafta tarihi câminin yerine kilise yapılmasını plânlayan Vatikan, diğer tarafta kilise yıkılıp gitmesin diye bir an önce restore ettirilmesini isteyen imam. Şaşılacak bir şey yok, çünkü tarih boyunca bu hep böyle olmuş. Balkanlardaki eserlerimizin perişan hali, ihanete uğramış manevi varlıkları yürekler acısı. Bu kültür mirasına ne zaman ve nasıl sahip çıkılacak?
Hıristiyanlığın merkezi ve diyalog meraklısı Vatikan, yüzde yetmiş beşi Müslüman olan Arnavutluk'un İşkodra'daki Türk köyü Driştkalesi’nde bulunan 400 yıllık Osmanlı câmiinin yerine kilise yapmayı plânlamış. Kayı Boyu Türklerinin göçleriyle kurulan köyün tamamı Müslüman ve Türkçe konuşuyorlar. Demek ki Vatikan'ın hedefi; yalnız köye caminin yerine kilise yaptırmak değil, aynı zamanda köylülerin konuştukları Türkçeyi de yok etmek. Vatikan kilise yaptırmak istiyor da Arnavutluk'ta boş yer mi bulamadı? Avrupa'nın tek Müslüman ülkesi olan Arnavutluk halkı, kimseden kilise falan istediği yok. Esasen kiliseye ve benzeri yerlere ihtiyacı da yok. Arnavutluk'un Müslüman halkı, her köye ve mahalleye cami istiyor. Vatikan Müslüman kesimle kurmak istediği diyalogda samimi ise kilise değil de hiç olmazsa cami yapılmasına yardımcı olsun. Vatikan'ın ise derdi başka: Onun derdi, câmi veya kilise yaptırmak değil. Arnavutluk'u ne yapıp yapıp Hıristiyanlaştırmak istiyor. Katolik Hıristiyanlar, İşkodra'yı ikinci Vatikan yapmak için uğraşıyorlar. Papa, zaman zaman bu amaçla İşkodra'yı ziyaret ediyor. Katolik Hıristiyanların Vatikan'dan sonraki merkezleri, İşkodra olsun isteniyor.
Arnavutlukta vaktiyle 1750 cami varmış. Temmuz 1994’de Arnavutluk'a gittiğimiz zaman Meşihat Başkanı Sabri Koçi, Arnavutluk'ta 15-20 câmi ancak kalabildiğini söylemişti. O zamanlar Vatikan'ın câminin yerine kilise yaptırmak istediği İşkodra'da 7 câmi varmış.
Vatikan'ın Osmanlı câmiinin yerine, kilise yaptırmak istemesi çok mânidardır. Çok saçma deyip geçilecek veya hafife alınacak bir husus değildir. Bu icraat bütün Hıristiyanlara dinî bir talimat özelliği ve ne duruyorsunuz harekete geçin emri niteliği taşır. Vatikan'ın esas meselesi kilise yaptırmak değil ki. Şimdiye kadar Vatikan'ın kilise yaptırdığına dair bir bilgimiz ve duygumuz yok. Aynı şekilde Patrikhane de kilise yaptırmaz. Zaten bunların varlıkları kilise ve idarecileri, sorumluları papaz. Eğer Vatikan bir yerde kilise yaptırmaya kalkışmışsa, hem de bunu bir Müslüman ülkenin tarihi câmisinin yerine yaptırıyorsa bu çok tehlikeli bir başlangıçtır. Bundan böyle Hıristiyan ülkelerde câmilere karşı bir hareket başlarsa ve düşmanlık belirirse hiç şaşmayalım. Demek ki Vatikan veya Papalık Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında tesis edilmek istenen dinler arası diyalogda gelinen mesafeyi bile yok saymayı veya yok etmeyi göze almış.
Yine gazetelerde yer alan bir başka haber: Barış ve hoşgörü kenti Hatay'ın Samandağı ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde bir câmi ile kilise iç içe. 1633-1646 yıllarında inşa edilen kilisenin duvarları taştan ve çok sağlam olduğu için üzerine bir de nasıl olsa taşır düşüncesiyle câmi yapmışlar. Câmi ibâdete açık. Kilise de açık ama geleni veya cemaati yok. Demek ki o köyde Hıristiyanlardan kimse kalmamış. Kalmamış ama Müslümanlar nasıl olsa cemaati yok diye kiliseyi de câmiye eklememişler. Kilise de ziyarete ve ibâdete açık. Hattâ caminin imamı: “Bu kilise bir an önce, harap olup gitmeden restore edilmeli.” diyor. İşte Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki fark. Bir tarafta tarihi câminin yerine kilise yapılmasını plânlayan Vatikan, diğer tarafta kilise yıkılıp gitmesin diye bir an önce restore ettirilmesini isteyen imam. Şaşılacak bir şey yok, çünkü tarih boyunca bu hep böyle olmuş. Balkanlardaki eserlerimizin perişan hali, ihanete uğramış manevi varlıkları yürekler acısı. Bu kültür mirasına ne zaman ve nasıl sahip çıkılacak?