Câmiler ve Din Görevlileri Haftası

.
Diyanet İşleri Başkanlığı, camilere ilgiyi artırmak, bu ilgiyi devam ettirmek ve canlı tutmak amacıyla 1986 yılında 1-7 Ekim tarihleri arasını, Camiler Ve Din Görevlileri Haftası olarak kabul ve ilân etti. 1986 yılından beri, yani yirmi üç yıldır Ekim ayının ilk yedi günü, Camiler Ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır.

Konya'da Camiler Ve Din Görevlileri Haftası, il müftülüğünce, Alâaddin Düğün Salonunda düzenlenen görkemli bir merasimle bu gün başlamış oldu.

Bu yıl da, ilimizde Camiler Ve Din Görevlileri Haftası canlı geçeceğe benziyor. Kutlamaların müftülük cephesi iyi ve canlı. Camilerimizde de aynı canlılığın görülmesi ve bu günlerin camiler haftası olduğu çevrede hissedilmesi de, din görevlilerinin gayretine, cemaatin ilgisine ve haftaya gösterecekleri ilgiye bağlı.

Camiler Ve Din Görevlileri Haftasının ömrü, fazla uzun sayılmaz, 23 yıl olmuş. Haftanın ömrü bu kadar, ama konu edindiği camiler ve din hizmeti, o kadar genç değil. Camiler, insanlık tarihi kadar eski. Din hizmeti;1400 küsur sene önce Hıra Mağarasından yükselen "Oku" ilâhî emri ile başlamış. Karasıyla deniziyle, dağıyla taşıyla, havasıyla suyuyla mâbed hükmünde olan yer yüzünün ilk camisi; Kâbe'dir. Kâbe'nin temelini, Adem Aleyhisselâmın attığı rivayet edilmektedir. Çeşitli devrelerden ve aşamalardan geçen Kâbe, İbrahim Aleyhisselâm tarafından oğlu İsmal Aleyhisseselâmla birlikte yeniden inşa edilmiştir.

 Yer yüzünün ikinci mâbedi; Mescid-i Aksa, Davut Aleyhisselâmın oğlu Süleyman Aleyhisselâm tarafından yapılmıştır. Sevgili Peygamberimiz, 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret buyurmuştur. Hicret yolu üzerinde Kuba Mescidini ve Medine'nin merkezinde de Mescid-i Nebeviyeyi inşa etmiş ve ettirmiştir. Bu ulu mâbetler, yer yüzünün ilk camileri. Bütün camiler, kudsiyet derecelerini bu ulu mâbetlerden alırlar ve cemaatin ilgisiyle, gayretiyle, tekbir ve secdeleriyle manen yükselirler. Dünyanın neresinde olursa olsun camilere verilecek hizmet, derecelerine göre bu ulu mabetlere verilmiş hizmet mesabesindedir. Camiye gönül vermiş ve hizmet etmiş bir kimse, ister din görevlisi ve ister cemaatten birisi olsun, Kâbeye hizmet etmiş gibi sevap kazanacağını unutmamalıdır..

İşin gerçeği; camilerin korunmasında, temizliğinde, bakımında, giderlerinin karşılanmasında müftülükler veya din görevlileri yeterli olamıyorlar. Ecdat yadigârı tarihî camilerimiz ve müştemilâtı kaderlerine terk edilmiş durumda. Camilerle ilgili fiziki hizmetlere diğer kurumların da ilgisini çekmek ve desteğini sağlamak amacıyla bu hafta takvime alınmıştır. Burada isimlerini teker teker sayıp dökmeyeceğim, ama biraz genişçe düşündüğümüz zaman her hizmet biriminin caminin bir tarafından tutması gerektiği anlaşılır ve buna ihtiyaç vardır. Aslında hayırsever, yardımsever ve bu işleri içtenlikle organize eden fedâkar din görevlilerimiz de olmasa camilerimiz sahipsiz. Burada camiyi dikkat çeker hale getirmek gerekir tâbiri, caminin cemaatini artırmak ve girip çıkanların sayısını çoğaltmak anlamına gelmemektedir Belki, belki değil kesin en azından ilgili kurumların camiye sıcak bakmalarını ve gerekirse teknik imkânlarıyla hizmet kervanına katılmalarını sağlamak içindir. Aksi takdirde tarihî camilerimiz Allah göstermesin ülkemizde de, Balkanlardaki ecdat emaneti eserlere döner.

Aşağıdaki ayet-i kerime ve hadîs-i şerifin meallerini dikkatle okuyup ve düşünecek olursak, camiye hizmet etmek için yarış halinde olmamız ve fırsat kollamamız gerekir:

“Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır.” ( Tövbe suresi, ayet; 18).

“Bir kimse Allah rızası için küçük veya büyük bir mescit inşa etse, Allah da ona Cennette bir köşk ihsan eder.” ( Feth’ül Kebir, Cilt;7, sayfa; 175 )

Tarih ve insanlık şahittir ki; büyük milletimiz camilerimizin dinî, millî ve tarihî birer miras ve ölmez emanet eserler olduğunun farkında ve şuurunda. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde büyük emeklerle inşa edilen medeniyet âbidesi ve sanat harikası camilerimiz, bütün ihtişâmlarıyla dimdik ayakta. Camilerimiz, zamanın eskitemediği, ihmal ve ihanetin yok edemediği îman âbideleri ve sanat şaheserleri.

Bu ölmez eserleri, bu günlere ulaştıran ve geleceğe taşıyacak olan toplumsal dikkat ve özeni canlı tutmak için Camiler Ve Din Görevlileri Haftası ihdas edilmiş olsa gerek.

Tarihî seyri içinde Türk milletinden ve manevî varlığımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz, medeniyet ve kültürümüzden koparıp atamayacağımız değerlerden birisi de; camilerimizdir. Vatan gibi, bayrak ve sancak gibi, istiklâl ve hürriyet gibi, gazilik ve şehitlik gibi, haysiyet, şeref ve namus gibi.

Camiler; dua ve niyazların, iyilik ve güzelliklerin, sevgi ve saygının, tövbe ve istiğfarların Allah’a topluca arz edildiği, gönüllerin yıkandığı, yüreklerin ferahladığı, dillerin zikirle çözüldüğü ve zihinlerin açıldığı mübârek yerlerdir.

Camiler; bilmediklerimizi öğrendiğimiz, unuttuklarımızı hatırladığımız, bilgi ve görgümüzü artırdığımız, irfanımızı yükselttiğimiz ilim ve hikmet yuvalarıdır.

Camiler; dargınların barıştığı, kin ve nefretin unutulduğu, kan davalarının ve intikam duygularının köreldiği,  öksüz ve yetimlerin sevindirildiği, açların doyurulduğu, çıplakların giydirildiği, hastaların tedavi ettirildiği ve yolda kalmışların ağırlandığı yardım ve iyilik merkezleridir.

Camiler; vatanımızın tapu senetleri, milletimizin ümidi ve heyecanı, dinî ve millî bütünlüğümüzün teminatı, kalkınma hamlelerinin başlangıç noktası, hak ve adaletin, güzel ahlâk ve dürüstlüğün kaynağıdır.

Başta büyük insan Mimar Sinan olmak üzere bu ulu mâbetleri bize kazandıranları ve emanet edenleri, mihrapta, minberde, kürsüde ve minârede hizmet görenleri Câmiler Ve Din Görevlileri Haftası münâsebetiyle rahmet ve şükranla anıyoruz. Camiler Ve Din Görevlileri Haftasının amacına ulaşması için başta din görevlileri olmak üzere her kurum ve şahıslar üzerine düşeni yapması, camilerimizin yüzünü güldürecek ve çevresini şeneltecektir.

Camiler Ve Din Görevlileri Haftasında, ecdat yadigârı Balkanlardaki Osmanlı emaneti cami, mescid, medrese ve türbeleri de unutmamak gerekir. Camilerimizin yüzü gülerse bizim de yüzümüz güler, camilerimiz ayağa kalkarsa biz de ayağa kalkarız, camilerimiz kalkınırsa bir de kalkınırız.

Câmiler Haftasını kutladığımız ve yaşadığımız, camilerimiz de görülmeli ve fark edilmeli. Camiler ve Din Görevlileri Haftasının hayırlara vesile olması temennisiyle. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri