Prof. Dr. Yasin Aktay başkanlığında Prof. Dr. Mohd Mumtaz Ali ‘Hindistan’da birlikte yaşama’, Prof. Dr. Zeenath Kausar ise ‘Malezya’da birlikte yaşama’ konulu tebliğ sundu.
Hindistan tarihi hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mohd Mumtaz Ali, Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığında, yeni bir Hint devleti yerine, seküler demokratik bir ülke kurulduğunu söyledi. Bu devlet kurulurken liderlerin, ‘Hintlilerin haklarını, azınlıkları bir kenara bırakamayız. Bizim bunlara karşı bir sorumluluğumuz söz konusu’ diyerek herkese kendi kimliğiyle yaşama hakkı tanıyan bir demokratik ülkenin kurulmasına gidildiğini dile getiren Prof. Dr. Mumtaz Ali, hatta devletin, bu ülkedeki bazı azınlıklara karşı pozitif ayrımcılıklara da gittiğini ifade etti. Hint anayasasının azınlıkların haklarını koruyan bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Mumtaz Ali, anayasanın sadece azınlıkları bireysel değil, aynı zamanda mensubu oldukları cemaatlerin de hakkını garanti altına aldığını söyledi. Hindistan’daki azınlıkların her türlü dini faaliyette bulunma serbestliği bulunduğunu, herkesin siyasi faaliyet içinde bulunarak siyasi parti kurma hakkına sahip olduklarını anımsatan Mohd Mumtaz Ali, ancak teoride sunulan bu pratiklere rağmen birlikte yaşama konusunda bazı sorunlarla karşılaşılabildiğini dile getirdi. 2000 yılında hükümete sunulan bir raporda, ülkedeki en geri kesimin Müslümanlar olduğunu hatırlatan Mumtaz Ali, “Anayasanın bu kadar koruyuculuğuna rağmen neden hala Müslümanlar geride. Buğday ve pirinçten çok silah üretiyoruz. Burada yapılması gereken, her şeyi yasalardan beklemeyen, çalışkan, dürüst, müsamahakar bir kişilik yetiştirmemiz gerekiyor. Kelime anlamı barış olan İslam’ı rehber edinerek, öldürmeyi, şiddeti değil İslam’ı seçen yeni bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
İNSANLARIN NASIL YAŞAYABİLECEĞİNİ EN İYİ ONU YARATAN BİLİR
Malezya’da İslam Üniversitesi bulunduğunu ve bu üniversitenin yapımında Türkiye’nin de katkıları olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Zeenath Kausar, bu üniversitenin amacının, bilimi İslamlaştırmak olduğunu ifade etti. Buraya gelen çok sayıda farklı dinlerdeki öğrencinin, İslam hakkında sorular sorarak, İslam’ı öğrendiklerini anlatan Kausar, Malezya İslam Üniversitesi’nin bu anlamda büyük bir boşluğu doldurduğunu dile getirdi. Malezya’nın dini açıdan çok farklı bir yapıda olmasına rağmen buradaki insanların birlikte yaşamaya gayret ettiklerini anlatan Kausar, “İnsanı yaratan, onun nasıl yaşayacağı konusunda en iyi reçeteyi de o sunar. Yüce Allah bize İslam reçetesini sunmuştur. Eğer biz İslam’ı hakkıyla yaşar ve onu takip edersek, birlikte yaşama konusunda yaşanan sorunlarla birlikte bütün sorunların kendiliğinden hallolduğunu görürüz” diyerek sözlerini tamamladı.
Hindistan tarihi hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Mohd Mumtaz Ali, Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığında, yeni bir Hint devleti yerine, seküler demokratik bir ülke kurulduğunu söyledi. Bu devlet kurulurken liderlerin, ‘Hintlilerin haklarını, azınlıkları bir kenara bırakamayız. Bizim bunlara karşı bir sorumluluğumuz söz konusu’ diyerek herkese kendi kimliğiyle yaşama hakkı tanıyan bir demokratik ülkenin kurulmasına gidildiğini dile getiren Prof. Dr. Mumtaz Ali, hatta devletin, bu ülkedeki bazı azınlıklara karşı pozitif ayrımcılıklara da gittiğini ifade etti. Hint anayasasının azınlıkların haklarını koruyan bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Mumtaz Ali, anayasanın sadece azınlıkları bireysel değil, aynı zamanda mensubu oldukları cemaatlerin de hakkını garanti altına aldığını söyledi. Hindistan’daki azınlıkların her türlü dini faaliyette bulunma serbestliği bulunduğunu, herkesin siyasi faaliyet içinde bulunarak siyasi parti kurma hakkına sahip olduklarını anımsatan Mohd Mumtaz Ali, ancak teoride sunulan bu pratiklere rağmen birlikte yaşama konusunda bazı sorunlarla karşılaşılabildiğini dile getirdi. 2000 yılında hükümete sunulan bir raporda, ülkedeki en geri kesimin Müslümanlar olduğunu hatırlatan Mumtaz Ali, “Anayasanın bu kadar koruyuculuğuna rağmen neden hala Müslümanlar geride. Buğday ve pirinçten çok silah üretiyoruz. Burada yapılması gereken, her şeyi yasalardan beklemeyen, çalışkan, dürüst, müsamahakar bir kişilik yetiştirmemiz gerekiyor. Kelime anlamı barış olan İslam’ı rehber edinerek, öldürmeyi, şiddeti değil İslam’ı seçen yeni bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
İNSANLARIN NASIL YAŞAYABİLECEĞİNİ EN İYİ ONU YARATAN BİLİR
Malezya’da İslam Üniversitesi bulunduğunu ve bu üniversitenin yapımında Türkiye’nin de katkıları olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Zeenath Kausar, bu üniversitenin amacının, bilimi İslamlaştırmak olduğunu ifade etti. Buraya gelen çok sayıda farklı dinlerdeki öğrencinin, İslam hakkında sorular sorarak, İslam’ı öğrendiklerini anlatan Kausar, Malezya İslam Üniversitesi’nin bu anlamda büyük bir boşluğu doldurduğunu dile getirdi. Malezya’nın dini açıdan çok farklı bir yapıda olmasına rağmen buradaki insanların birlikte yaşamaya gayret ettiklerini anlatan Kausar, “İnsanı yaratan, onun nasıl yaşayacağı konusunda en iyi reçeteyi de o sunar. Yüce Allah bize İslam reçetesini sunmuştur. Eğer biz İslam’ı hakkıyla yaşar ve onu takip edersek, birlikte yaşama konusunda yaşanan sorunlarla birlikte bütün sorunların kendiliğinden hallolduğunu görürüz” diyerek sözlerini tamamladı.