Çağrı

Çağrı

Birazdan okuyacağınız satırları yazmak için seçtiğim kağıt hatta bu kağıdın dönüşümüne vesile olan ağaç; şu an elimde tuttuğum bu kalem de, yazacaklarımdan dolayı oldukça mutlulardır diye düşünüyorum.

Çünkü yazacaklarım insanlığın çehresi. Geleceğin geçmişe uzattığı eli. Yaratılanların önsözü. Aslın, asra direnişi. İnsanlığın en sarsılmaz kalesi. Kutlu gölgeleri, yüzyıllar ötesine yansıtan tecelli aynası. Kalplerin öncüsü, önceliği. Zamanın benzersiz örneği. Değişimlerin değiştirmeye gücünün yetmediği. Yaratılanların içinden, yaratılanlara armağan. Kainatın en derin kökleri. Umudun yuvası. Sabrın hiç gitmediği, gidemediği.

Güç. Güven. Işık. Ses. Nefes. Akıl. Dua.
Asırlar, asıllar, satırlar, hatıralar...
Kaleme aldığım tüm bu satırlar, asırlara hatıra olsun. ‘ Asıllar ‘ gibi zaman üstü mührünü elinde tutsun. Bir varlığı yazacağım çünkü. Bir varlığın varlığına yazacağım.
Varoluşun en nadide, en parlak, en gerçek, en koruyucu haline...

Öyle bir varlık ki bu; adı ayetle onurlandırıldı. Adına devletler, adıyla yurtlar kuruldu. ‘ Emanet ‘ dedi Peygamberimiz (s.a.v) Veda hutbesinde. Cennet, o emanetin ayaklarına serildi. Hakkı korundu Kur’ an ile. En büyük savunucusu Alemlerin Rabbi oldu. ‘ Ziynet’ dedi Yüce Rahman ( c.c) onun için. ‘ Cennetin süsü ‘ dedi. Yeryüzünün dengesi, gökyüzünden en önden işitilen olma nimeti verildi ona. Ruhuyla bütünleşen, ismiyle müsemma rengarenk çiçekler yaratıldı. Toprak ona benzetildi. Su ona. Düzenin, nizamın vücut bulmuş hali oldu o.

Yurdun, yuvanın, ocağın hiç sönmeyen harı. Deniz feneri gibi yol gösteren, güneş gibi ısıtan, ay gibi ışıtan oldu hep. Dinin yarısı, cennetin kapısı...
Kar tanesinin beyaz oluşu, kuşların yalnızca uçmayı bilmesi gibi zorunlu, karanlığı aydınlatan şimşeğin belirginliği gibi varlığı. Kimi zaman savaşçı, kimi zaman şifacı. Kimi zaman Han, kimi zaman Sultan. Sonsuz bir merhametin doğduğu kaynak. Vedûd ( c.c ) isminin muhatabı olmaya en layık olan.

‘Nîsâ ‘
Kadın demek.
Düşünün. Allah kelamı Kur’ an – ı Kerim’ de doğrudan kadınlara yönelik hitapların olduğu, onların haklarını, sorumluluklarını düzenleyen, onların toplumdaki ve dinimizdeki yerini anlatan, onlarla ilgili her konuya atıfta bulunulan tam 176 ayet bulunuyor ‘sadece’ Nisa suresinde.
Anlayacağımız Allah’ ( c.c) ın kıymetlisi bu varlık.
Her biri bir dünya. Her biri dünyaya bedel.

Fakat içlerinde öyleleri de var ki; on yıllar, yüzyıllar geçse de hala hayattalar. Hala varlar. Yüzleri hatırlarda, sözleri – söyledikleri, söyleyemedikleri bile hala hafızalarda. Düşünüş biçimleri zihinlere yön vermekte. Geleceğin öğreteni olmaktalar halen.

Bir duruş onların ki. Kusursuzluğunu hissettiren. İnsana kendini güvende hissettiren. Takdir edilmese de taklit edilemeyen. Allah’ ın merhametinin temsilcisi onlar. Aynı zamanda Allah’ ın en güçlü, dirençli, en yıkılmaz kulları. Yokluğun – yoksulluğun sarsamadığı, hayatın yıldıramadığı, onca mücadeleye rağmen yorulmanın ne demek olduğunu bilmeyen kadınlar onlar. Sıradan şeylerle asla sıradan olmayan, hep kendi olan, kendisi kalmaya çalışan; ‘ benzeme’ ye çalışmayan asil ruhlu kadınlar.

Bütün toplumsal dayatmalara, baskılara, özenti yozlaşmasına, çağın getirdiği manasız popülerliğe karşın kendi değerinin farkında olan, bu yersiz popülerliğe ve ‘ herkesleşme ‘ye ayak uydurmaya çalışarak, kendini küçümsemeyen; tüm bunlara rağmen fıtratını terk etmeyen, fıtratıyla inatlaşmayan kadınlar...
Fikirleri, duruşu eskimeyen; zamanın unutturamadığı, zamanla devleşen kadınlar...
İsimleri kimi zaman Asiye, kimi zaman Amine, Hatice, Meryem, Zeynep, Kamile.
Kimi zaman Tomris, Nene Hatun, Sümeyye, Gülşah, Melike.

Ama ruh hep aynı ruh. Duygular benzer. Ayak izleri birbirinin ardına. Hepsi aynı yoldan yürüyüp, aynı ağacın gölgesinde oturmuşlar sanki.
Savundukları da bir, mücadeleleri de.
Savunduğumuz da bir, mücadelemiz de...
Bir ‘ öze dönüş ‘ çağrısı bu...
Her anlamda kendine dönüş çağrısı.

Kadının değerinin tek bir günle ifade edilemeyeceğini bilerek; aile, toplum ve gelecekteki ‘ asıl ‘ yerine ulaşma çağrısı, ulaştırma çabası.
Muvaffakiyetinden emin olmakla beraber,
bir de 8 Mart gününün gerçek hikayesine bakmanızı tavsiye ederim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri