Çağdaş Lavrensler

.
Avrupa Birliği macerası ile birlikte, “demokrasi” palavrasıyla, bu Millet yıllardır kandırılıyor. Neymiş? Avrupa demokrasinin beşiği imiş! Avrupa Birliği modasından önce de; demokrasinin beşiği olarak İngiltere anlatılırdı. Hâlâ da Türkiye’nin gündemini belirleyen, büyük gazetenin büyük yazarları bunu iddia etmeye devam ederler.

Bunlar görevlerini yapıyorlar da; sapı bizden olan yazarların ısrarla; “demokrasi için AB” sloganını, koro halinde haykırmaları neyin ifadesidir?

Avrupa Birliği dediğiniz ülkelerde, sadece kendileri için demokrasi vardır. Başkaları için asla! Batılı için başkaları, satılıp para kazanılacak kölelerden ibarettir. Geçmişe bakıp üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu’nun uygulamalarına baktığımızda; kendi dilini (İngilizceyi), sömürgeleştirdiği her ülkeye dayattığını görürüz. Bu İngilizler; bağımsızlık için ayaklanan Hintlileri diri diri yakmışlardır. Kendilerine itaatsizlik yaptı diye, Hinduları üç gün elleri ve ayakları üzerinde hayvan gibi yürütmüşlerdir. Dokumacı Hintli çocukların parmaklarını kesmişlerdir.

Bugün dünya coğrafyasında itilaflı bir bölge varsa, iki ülke birbiri ile savaşmış veya savaşın eşiğine gelmişse, bilinsin ki; bu mutlaka İngiliz eseridir. Keşmir, Kıbrıs, 12 Adalar, Ortadoğu haritası, Batı Trakya, Balkanlar, Kafkaslar, Uzak Doğu ve Afrika’daki itilaflı yerler hep İngilizlerin eseridir. Bu eseri devam ettirmek, daha sonra aynen Amerika’ya geçmiştir. Amerikan politikasında da zaten hep İngilizlerin etkisi vardır. Müslüman coğrafyasının bağrına saplanan bir hançer olan Siyonist de İsrail İngiliz’in eseridir.

Batı’nın girdiği her yerde kan ve gözyaşı vardır. Çekildikleri her yerde de fitne ve kardeş kavgası vardır.

Batı demek; kardeş kavgası demek, açlık demek, sömürgecilik demektir.

Bu Batı’yı bize “demokrasinin beşiği” olarak takdim eden entel-dantel takımına sözümüz yoktur. Çünkü biz entel-dantel takımının yemlendiği kaynakları, kimler adına kalem oynattıklarını çok iyi biliyoruz. Bizim sözümüz; sapı bizden olan yazar-çizerleredir.

Açık yüreklilikle söylüyorum ve haykırıyorum! Avrupa Birliği kara sevdalılığı için, Avrupa Birliği’ni “demokrasinin beşiği” olarak görmek, yazmak, okuyucuya böyle takdim etmek “ahlâksızlık”tır. Bu ahlâksızların yüzünden, Türkiye’de insanlar, uzun zamandır beraber ağlamayı ve birlikte gülmeyi unutmuşlardır. Beraber ağlamak ve gülmek bir yana, karşıt düşünce sahiplerinin acısından zevk duyan ve onu artırmak için gayret gösteren insanların sayısı da inanılmaz bir hızla artmaktadır. Tamamen ahlak dışı olan bu tavır, giderek doğal karşılanır, hatta ahlaki bir durum olarak nitelenir hale gelmiştir.

Sapı bizden olanlar; siyaseti ya da ticareti bir savaş olarak algılamaktadırlar. Hırçınlık, öfke, gerilim, aşağılama üzerinde yürütülen siyaset, toplumu iyice germiştir.

Konu ile ilgi olarak Aristo şöyle der:

“-Adil işler yapa yapa adil insan, ölçülü davrana davrana ölçülü, yiğitçe davrana davrana da yiğit insanlar oluruz.”

Sapı bizden olan yazarlara söylenecek sözümüz şudur: Ahlâk sahibi insan olmak, ahlâki davrana davrana mümkündür.

Ahlâksızlığın bir davranış kalıbı haline getirildiği yerde, ahlâksızlığı yenmek için, yeni nesillere ihtiyaç vardır. Yeni nesillerin yetiştirilmesi için de zamana ihtiyaç vardır. İçimizdeki yanakalar yüzünden, bugün bir ahlâki kriz yaşanmaktadır.

İçimizdeki “çağdaş(!) lavrensleri” deşifre etmek, kirli ilişkilerini açığa çıkarmak, millî düşünen, millî yazan aydınların birinci ödevidir. Değilse bu ülkede yaşanan ahlâki kriz, artarak devam edecek, yeni nesillerin yetiştirilmesi zora girecek, bu yanakalar yüzünden toplum felâkete sürüklenmekten kurtulamayacaktır. 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri