Büyüklerinizle Bizleri ne Zaman Onurlandıracaksınız?

.
Seydişehirli Gönül Dostlarımıza Salâ:

Mevlevîlikte “Salâ”, “çağırı, davet, haber verme” gibi anlamlarda kullanılmış bir nida edatıdır. Yazımızın üst başlığında bu amaçla kullandık. Seydişehirli gönül dostlarımıza bu şekilde seslenerek, onlara bir gönül niyazımızı belirtmek istedik.
Seydişehir, “Seyyid-i Şehir”dir. “Seyyid şehir”dir. “Seyyid’in şehri”dir. Veliler otağı, erenler ocağıdır.
Bir vesile ile daha önce de seslenmiştim; Seydişehir, nice mübarek şahsiyetlerin kabirlerini, türbelerini, unutulmaz hatıralarını toprağında barındıran bir yurt köşemizdir. Seyyid Harûn Velî, Seydişehirli Abdullah Efendi, Şeyh Mehmed Emîn, Hacı Yusuf Efendi, Alaiyeli, büyük âlim ve hukukçu Mahmud Esad Efendi, akla ilk geliveren bu ulu kişilerdendir.
Şimdi, görevlerini hakkıyla ifa ederek, ebedî uykularına çekilmiş durumda bulunan bu yüce şahsiyetler hakkında, Seydişehirli gençler ne biliyorlar, biz Konyalılar ne kadar malumat sahibiyiz?. Bizlerin, o yüce insanların hayat ve hatıralarından alacağımız ne gibi ibret ve dersler var..
Seydişehir’in girişindeki Çavuş Nahiyesi’nde, türbesi daha çok, uzaklardan gelenler tarafından ziyaret edildiğini gördüğümüz Memiş Efendi’nin yeni nesillere tanıtılması, kadr u kıymetinin bilinmesi ve bildirilmesi için ne yapıyoruz?
O yüce şahsiyetlerin tanınmaya ihtiyaçları yok; Onları tanımaya ve tanıtmaya bizlerin ihtiyacı var.. Yapılacak anma törenleri, anlama sempozyumları ve yayınlar ile bu mübarek zevatı daha geniş ufuklara taşımalı, öteki alanlara duyurmalıyız. Bunca kolay ve güzel iletişim imkân ve vasıtaları sayesinde meselâ bir Memiş Efendi bilinmez mi, tanınmaz mı, tanıtılmaz mı?
İnanıyoruz ki, Seydişehir’in diri gönüllüleri, daha fazla geç kalmayarak, ulu erenlerine sahip çıkacaklar ve onları sırasıyla bizlere güzelce tanıtacaklardır.
Şu satırlarımıza gözgezdiren gençlere bir fikir vermesi için ve Fatiha’ya vesile olması dileğiyle, yeri gelmişken Memiş Efendi (K.S.)’den kısaca da olsa bahsetmek rahmete ve himmete vesile olacaktır: Memiş Efendi’nin esas adı, Muhammed Kudsî’dir. Aslen “Bozkır’lı” olduğu için, “Bozkırî” diye anılmıştır. Soyu, Sevgili Peygamberimiz Efendimiz (S.A.)’e ulaşır. 1784 – 1852 yılları arasında yaşamıştır. Önce köyünde, sonra da civar ve çeşitli yerlerde öğrenim görür. Tasavvufa temayülü sebebiyle, Şam’a kadar gidip, Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’ne, onun yolu “Nakşıbendî”liğe intisap eder. Bu yolda o kadar yüksek mertebelere ulaşır ki, Efendisi’nin “Bu Anadolu’nun aslanıdır” şeklindeki iltifatlarına mazhar olur. “Yol”da kazandığı yüce makamlar sonunda mürşidi onu, halife olarak Karacahisar’a gönderir. Gördüğü lüzum üzerine buradan, Üçhisar’a hicret eder. Sonra da Seydişehir’e ve Çavuş’a geçer. Ömrünü insanların ihya ve irşadına vakfeder. Kıymetli evlâtlar, değerli müridler yetiştirir. Önemli eserler kaleme alır. Soylu bir nesil bırakır. 1269 / 1852 yılında Hakk’a vâsıl olur. Çavuş’a defnedilir, Üzerine güzel bir türbe inşa edilir.
Muhammed Kudsî (Memiş) Efendi’nin hatıralarının bulunduğu, Konya- Seydişehir yolu üzerinde, Seydişehir’e 23 kilometre mesafedeki Çavuş’daki türbesi, idrak sahibi sevenlerinin büyük bir coşku ile rağbet ettiği mübarek bir ziyaretgâhtır.
İmdi, böylesine ulu erenlerin mübarek emanet ve hatıralarına sahip bulunan gönül ehli kişilerin, daha fazla geç kalmadan, bu ulu şahsiyetleri gündeme getirecek, hayat, eser ve hatıraları ile onları, bilmeyenlere ilk defa, bilenlere bir defa daha olmak üzere anma törenleri düzenlemelerini dört gözle muntazırız. Daha fazla geç kalınmaması, bekletilmememiz temennisiyle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri