Büyük ârif, nûr olup yükseldi Allaha!

.
Enbiya, evliya, suleha, fukaha, ârif kişiler beldesi Konya’mızın mânevîyat önderlerinden Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Efendiyi Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında rahmetle anıyoruz. “Bilenler bilmeyenlere anlatsın” diye bir deyim vardır. Tevhid şuuruna ermiş, ilmi ile âmil, marifet ve irfan sahibi, tevazu örneği, Allah’ın sevgili kulu Hacı Mustafa Efendiyi anlatmak kolay olmasa da tanıyanlar dünyadan el çekinceye kadar övgüyle anlatmaya, halkımız da anmaya devam edecek. Çünkü; rahmetli pederinin kimliği ile “Hacı Veyiszade Mustafa Efendi” olarak tanınan merhum Kurucu gibisi kolay yetişmiyor. Talebeleri bugün düzenlenecek panelde yetiştirdiği talebeleri onu her yönüyle en iyi şekilde anıp, anlatacaklar.
Bugün saat 11’de adını ebediyete kadar yaşatacak Hacı Veyiszade Camii’nde, saat 19.30’da Ticaret Odası salonu’nda İmam Hatip Lisesi’nin ilk mezunları olan talebeleri Prof. Dr. Hayrettin Karaman, hocası ile ilgili hatıralar nakledecek, Dr. Ahmet Baltacı, örnek ahlâkı ve sosyal hizmetlerinden bahsedecek, Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı, torunu Ali Ulvi Kurucu’nun gözüyle Mustafa Kurucu’nun babası Hacı Veyis efendiyi anlatacak, Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu da Mustafa Efendinin hocalarından Ziya Efendi ve Hacı Veyiszadeyi hazırlayan iklimi yorumlayacak. Her yıl olduğu gibi, yine büyük ilgi görmesi beklenen paneli gazetemiz yazarı Avukat. Mehmet Ali Uz yönetecek. Uz, ilk talebelerinden olduğu Mustafa Kurucu’nun hayatı ve şahsiyetini dile getirecek.
Mustafa Efendinin vefat ettiği 5 Şubat 1960 Cuma ve defin edildiği 6 Şubat Cumartesi günleri 50 yıl sonra tevâfuk eseri aynı günlere denk geldi. Yarma bucağına bağlı Şatır köyünden ve devrinin din âlimlerinden Hacı Veyis Efendi’nin büyük oğlu olan Mustafa Kurucu, miladî 1889’da Sedirler mahallesi’nde dünyaya geldi. Bekir Efendi adında bir hocada hıfzını tamamlayan, ilk bilgi ve terbiyesini aldığı babasının müderris olduğu medreseye devam eden Mustafa Efendi, zamanın büyük ilim adamlarından Abidin ve Ahmet Ziya Efendilerden müsbet ilimler, Sultan Selim Camii hatibi Mesnevihan Sıdkı Dede’den Farsça tahsil etmiş, Hacı Fettah Mezarlığı’nda medfun şeyhi Muhammed Bahaeddin Efendi ve Fahri Kulu Efendiden mânevî feyiz alarak, Islah-ı Medaris’te müderris olarak birçok talebe yetiştirmiştir. Medreseler kapatıldıktan sonra yıllarca Piri Mehmet Paşa Camii’nde imamlık yaparak, gizli gizli Kur’an-ı Kerim ve dini bilgiler öğreten Mustafa Efendi; bu dönemde Şükrü Bağrıaçık, İstanbul’da cami imamlığı yapan Mehmet Fatihoğlu, Batmanzade Mustafa Efendi, vaiz Salih Büyükcam, Ali Rıza Işın gibi talebeler yetiştiren, oğlu Mehmet Kurucu, Akcami ve Kapı Camii imamı Cemil Efendi ve Derbentli Mustafa Efendiye Berika okutan Mustafa Efendi, Yağcızade Mustafa Efendi’nin vefat edince Aziziye Camii imam-hatipliğine tayin edildi. İmam Hatip Okullarının açılması üzerine vefatına kadar bu ilim yavasında Arapça, Fıkıh ve Hadis hocalığı yapan Mustafa Kurucu hocaefendinin talebeleri arasında Hayrettin Karaman, Harun Tolasa, Mustafa Uzunpostalcı, Ali Osman Koçkuzu, Orhan Karmış ve torunu Mustafa Fayda gibi profesörler ile birçok doçent, avukat, hakim, müftü, öğretmen de bulunuyor.
Hocaefendinin, ilme ve dinî sohbetlere büyük önem verdiğini, ilim meclisi ve sohbetlerin cennet bahçesi olduğunu belirterek, “Meclisimiz, Meclis-i nurdur” buyurduğunu kaydeden Av. Mehmet Ali Uz, amelsiz ilmin hiçbir manâ ifade etmeyeceğini işaret eden Mustafa Efendinin, bunu “Ümmî kalıp da cazibe-i dine incizab (cezbedilme)/Evlâ değil mi âlim olup çekmeden azab” şeklinde dile getirdiğini söylüyor.
Konya İmam Hatip Okulu ve Şeker Fabrikası’nın temeline ilk harcı koyarak dua eden, Yaradan’ın ismini tek söylemeyip, “Rabbim Allah’ım, Mabud-u Zişanım” demeyi ihmâl etmeyen Mustafa Kurucu’nun selamı yayma gayreti meşhurdu. Camiden çıkıp evine giderken bindiği faytonda sağa sola devamlı olarak selam verirdi. Talebesi M. Ali Uz, bu konuda kendisinden bizzat dinlediği şu hatırasını anlatıyor:
“Hocaefendi köyde harman kaldırırken düven üstünde babasının önüne gelince selâm verir, Veyis efendi selâmı alırmış. Bir defasında selâm vermeyince babası ‘Mustafa, selâmı unuttun’ diye uyarınca hocaefendi hemen ‘Esselâmü aleyküm’ diye selam vermiş”
1960’ın ilk aylarında rahatsızlığı artmıştı. 5 Şubat Cuma günü salâlar verilirken şuuru açık olduğu hâlde son sözü “Çare tükendi, imdadımıza yetiş Ya Resûlallah” olmuş, böylece Rasûl-i zişânını imdadına çağırarak, ruhunu teslim etmiş. Vefatını Kapı Camii’nde Cuma vaazında haber alan Tahir Büyükkörükçü hocaefendi sözlerini şöyle bitirir: “Makar-rı ulema olan Konya’dan çok âlim, müftü, müsevvid ve vâiz gelip geçmiştir, fakat Hacı Veyiszade Hocamız gibisi gelmemiştir. Bundan sonra da gelmeyecektir”
Cenaze namazı ertesi gün Kapı Camii’nde öğle namazından sonra cenaze namazı kılınan Mustafa Kurucu, Hz. Mevlâna’dan sonra çok büyük bir cemaat topluluğu tarafından tabutu taşınarak izdiham yüzünden 500 metre mesafedeki Üçler Mezarlığı’nda ancak ikindi vakti defnedilebildi. Hergün onlarca kişinin ziyaret ettiği kabrinin taşında yeğeni Ali Ulvi Kurucu’nun kaleme aldığı kitabe “Derûnî bir visâl aşkıyle gel, zâir bu dergâha/Büyük ârif, bu yerden nûr olup yükseldi Allah’a” diye başlayıp, “Likaaullâhe ermiş, lûtf-u Rabbanî: (Veyis Zade)/Bütün envâra müstağrak: Kesâfetlerden âzade” diye bitiyor.
Allah, cümlemizi kerâmet ehli bu büyük zât ile cennetinde cem eylesin. Amin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri