Son günlerde medyada yer alan haberler içerisinde o, birinci sırayı aldı. Günlerce yaygın şekilde gazetelerde ve televizyonlarda reklâmı yapıldı. Kendisi aylarca uğraşsaydı ve etek dolusu paralar harcasaydı herhalde böylesine bir reklâm yaptıramazdı. Öyle zannediyoruz ki, bu beklenmedik gelişmeden ve şöhretlerine olan fahri katkıdan onlar da memnundurlar. Bazen yükseklerdeki evinin penceresinden, bazen hastane koridorlarından tıbbî aksesuarla medyaya ulaştırılan görüntüler, fedakârlık kabul edilerek ve acındırarak epey puan topladı. Hasta haliyle verdiği mücadele ve gösterdiği dinamizm bazen tekerlekli sandalyeden ve bazen talebeleri arasından ekranlara yansıdı. Hem acıdık ve hem de ibret aldık, hatta kendimize ders bile çıkarttık. Bazı halleriyle bize de örnek oldu ve mesaj verdi.
Kimden bahsettiğimi herhalde tahmin ettiniz. Tahmin ettiniz değil, mutlaka anladınız. Çünkü şu anda Türkiye'nin atmosferi, o kimseyi tanımamıza yardımcı olacak ve tahmin gücümüzü belli bir noktaya teksif etmemizi sağlayacak belirleyici ve yönlendirici sinyallerle yüklüdür.
Prof. Dr. Türkan Saylan’dan bahsediyorum. En son görevi veya halen devam ettirdiği görevi; Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernek Başkanlığı. Türkan Saylan, İstanbul'da doğup büyümüş, ama Anadolu'yu kurtarma ve kadınlarımızı çağdaşlaştırma davasına gönül vermiş ve bu davadan vazgeçmemiş. Yurt dışında Tıp ilmi alanında ihtisas eğitimi görmüş, yurt içinde resmi ve hayrî çeşitli görevlerde bulunmuş, alanında yüzlerce makaleye imza atmış, YÖK üyeliğinde bile bulunmuş lâkin bu çağdaşlaşma sevdasından bir türlü vazgeçmemiş.
Ergenekon zanlısı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın başkanlığını yürüttüğü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin yaptığı en net iş, üniversite öğrencilerine burs vermekmiş. Çeşitli kurumlarla da iş birliği yapan bu çağdaş dernek, 36 bin öğrenciye burs veriyormuş. Bu sayının içerisinden 20 bini üniversite öğrencisi imiş.
Aslında güzel bir hizmet ve eğitime hasbî ölçülerde büyük bir destek. Yalnız dikkat çeken ve kuşku uyandıran bir husus var: O da ihtiyacı olan öğrenciye değil de istedikleri veya kullanabilecekleri öğrencilere burs vermeleridir. Kendileri, kendi ölçülerinde çağdaş oldukları ve paraları da çağın parası olduğu için çağdaş olanları nasıl tespit ediyorlarsa çağdaş olmayanlara burs vermiyorlar. Çağdaş olmanın mutlaka bir ölçüsü ve şekli vardır. Bunlara göre çağdaş olmanın ölçüsü; baş örtüsüdür. Başı açık olan kadın yaşı, düşüncesi ve sosyal seviyesi ne olursa olsun çağdaştır. Aynı cinsten olan bir kimsenin başı kapalı ise çağdaş değildir. Bu sebeple Türkan Saylan'ın liderliğini yaptığı çağdaş örgüt, başı kapalı olan hiçbir kız öğrenciye burs vermemekte ve yardımcı olmamaktadır.
Bu çağdaş dernek, kiliseler birliğinden yardım gördüğü ve PKK. lıya bile burs verdiği söylendiği halde her nedense başı kapalı olan öğrenciye burs vermiyor. Başı kapalı olana neden burs versinler? Çünkü onlar, sokaklarda ve meydanlarda Türk askerine ve polisine taş atmayacaklar, esnafa zorla kepenk kapattırmayacaklar ve Gazi Mahallesinde devlete ait otobüsleri yakmayacaklar da onun için. Bakıyorsunuz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği eğitim hizmetlerine destek sağlıyor ve binlerce öğrenciye, belki de karşılıksız, burs veriyor. Yalnız dikkat ettikleri ve titiz davrandıkları tek şey var; o da; burs alan öğrencinin başının mutlaka açık olmasıdır. Bir kız öğrenciye başı açık diye burs vermemek ne kadar yanlış ve haksızlık ise, başı kapalı olan kız öğrenciye de burs vermemek o kadar yanlış ve haksızlıktır.
Burs verdikleri öğrencilerle baskı grubu oluşturmayı amaçlıyorlarmış. Cumhuriyet ilkelerinin yılmaz bekçisi oldukları iddiasını taşıdıkları için, bu ilkeleri devam ettirmek konusunda baskı grubu oluşturmak istiyorlarmış. Sanki Cumhuriyet ilkelerinin sahibi ve koruyucusu millet değilmiş gibi.
Türkiye'nin, içeride ve dışarıda millî menfaatlerini korumak, vatanımızı bölmek ve milletimizi parçalamak isteyenlerin karşısında dimdik durmak için baskı grubu oluşturmak gibi bir niyetleri ve çabaları yok. Binlerce öğrenciye burs veriyoruz diye övünüyorlar. Acaba burs verdikleri öğrencileri içerisinde bir tane İmam-Hatip Lisesi mezunu var mı? Gerçekten merak ediyorum, var mı? Onlar da bu vatanın çocukları. Onlar da ilim yolunda ilerlemek isterler ve ihtisaslarını yurt dışında yapmayı düşünürler. İmam-Hatip Lisesi mezunlarına burs vermek onların çağdaşlık ve kardeşlik anlayışlarına ters mi düşer acaba?