Bugün İsrâ ve Miraç Gecesi

.
Dinimizdeki mübârek gün ve geceler, zamanın değerini vurgulamak, hatırlatmak ve zihinlerde canlı kalmasını sağlamak içindir. Bir de kutsal gün ve geceler, insan ömründe düzeysel bir hayatın sıkıcı ve bıktırıcı olacağını, ümitleri kıracağını dikkatlere sunmak içindir.
Geçmiş zamanda; tarihî olaylar, inançlar, sevinçler, başarılar, felâketler, savaşlar ve yıkımlar boylu boyunca yer alır. Gelecek zamanda neler olacağını, ne gibi sürprizlerle karşılaşacağımızı bilemediğimiz için, maziden ders ve ibret alarak, güzel ve faydalı şeylere gayret sarf etmeliyiz ve irademizi o istikamette kullanmalıyız.
Mübârek gün ve geceler, insanlığa zamanın iyi yönlerini göstermek, vakti iyi, güzel, faydalı işlerle değerlendirmek ve yüceltmek alışkanlığını kazandırmak içindir.
Şu anda biz, zamandan mübârek bir bölüm olan üç ayların içerisinde akıl ve imanımızla bulunuyoruz. Mübârek gün ve geceleri bünyesinde toplayan  üç ayların amacı; varlığındaki manevî değerlerle diğer zamanda da insanlara iyi ve gaydalı işler yapmayı, güzel ameller işlemeyi empoze etmek ve benimsetmektir.
Bildiğiniz gibi Recep ayının ilk cuma gecesi; Regaip Kandili idi. Regaip kelimesi; bol bahşiş, iyilik, in'am ve ihsan anlamına gelir. Bu ayın 27. gecesi; İsrâ ve Miraç Kandilidir. Sevgili Peygamberimiz, bir gece Mescidi Haram'dan alınarak Mescidi Aksa'ya götürülmüş ve oradan da göklere yükseltilmiştir. Peygamberimizin; benim ayım buyurduğu Şaban'ın 15.gecesi; Berat Kandilidir. Bir yıllık amellerin değerlendirildiği, iyiliklerin ve kötülüklerin hükme bağlandığı gece. Üç ayların sonuncusu; bu zaman diliminin manevi mührü ve Peygamberimizin; ümmetimin ayı buyurduğu Ramazan-ı şerif. Ramazan ayı; üç aylar bahçesinin tomurcuk gülü.
Recep ayının 27. gecesi (8 Temmuzu 9 Temmuza bağlayan gece) İsrâ ve Miraç Mucizesinin vuku bulduğu şanslı gece.
Allah-ü Teâlâ, bir kulunu mükâfatlandırmadan, maddî-manevî bir ikramda bulunmadan önce çetin imtihanlara tâbi tutmuş ve zor günler yaşatmıştır. İmtihana konu olan insanı sınar, dener, ölçer biçer ve tartar. Tâbir uygun düşürse manevî derecesi, görevi, mertebesi ve sosyal seviyesi ne olursa olsun bu hüküm ve ölçü her insan için geçerlidir. Nitekim Peygamber Efendimiz de İsrâ ve Miraç olayından önce  dayanılması güç olan imtihan amaçlı olaylara maruz kalmış ve çetin imtihanlardan geçirilmiştir.  Hz. Muhammed (S.A.S.) bu imtihanları başarı ile atlattığı için  İsrâ ve Miraç Mucizesiyle mükâfatlandırılmıştır.
İmtihanlardan birincisi; Boykot. Peygamberimize karşı uygulanan Müşrik Arap Boykotu, tarihte yer alan en korkunç ve anlamsız uygulamalardan ve kaba güç gösterilerinden birisi.
Mekke'li müşrikler veya putperestler, her türlü tedbire, tehdide ve güce rağmen İslâmın yayılışını ve Müslümanların artışını  önleyemeyince ne yapıp yapıp  Muhammed'i yok etmeye  ve kabilesini boykota, yalnızlaştırmaya karar verirler.  Müşrik liderlerin imzaladıkları  boykot kararını, Kâbe'nin iç kısmına asarlar.  Bu zalimâne boykot, aralıksız üç yıl sürer. Az bir zaman değil.  Beni Haşimîler ve Beni Muttalip kabileleri arasındaki  her türlü idarî ve insanî münâsebet önlenir. Kız alıp vermeden tutunda  ticarî işlere varıncaya kadar. Gözü dönmüş, gönülleri çölleşmiş müşrikler, Boykotu Muhammed'in kellesi kendilerine teslim edilinceye kadar  sürdüreceklerini söylerler.  Kâbe'nin duvarına asılan belge,  üç yıl sonra  karıncalar tarafından yenir ve imzalar geçersiz hale gelir.  Bunun üzerine boykot sone erer. Müslümanlar rahat bir nefes alırlar.
Peygamberimiz, boykot süresince  her türlü baskıya ve zulme göğüs gerdi, korkuya  kapılmadı, yolundan dönmedi ve İslâm'dan tâviz vermedi.  Tarihte eşine pek rastlanmayan bu boykot, yaygın ve acımasız olmasına rağmen  Müslümanlar arasında  panik yaratmadı ve isyan çıkartamadı. Bilakis Müslümanların daha da kenetlenmelerine sebep oldu. Müslümanlar boykottan güçlenmiş olarak çıktılar.
İmtihanlardan ikincisi; Peygamberimiz, bu arada Sevgili eşi ve yoldaşı Hz. Hatice'yi kaybetti.  Peygamberimizin moral kaynaklarından ve önemli dayanaklarından birisi de hanımı Hz. Hatice idi.  Hz. Hatice'nin vefatı Peygamber Efendimizi çok üzdü.
İmtihanlardan üçüncüsü; Peygamberimizin hamisi Ve amcası Ebu Talibin de bu günlerde vefat etmesi, Peygamber Efendimizin üzüntüsünün artmasına sebep oldu.  Peygamber Efendimizi, müşriklere karşı Ebu Talip himaye etmiş ve desteklemişti.  O'nun vefatı Peygamber Efendimizin  himayesiz ve desteksiz kalmasına sebep oldu. Haliyle Peygamber Efendimiz, bu büyük kayba da çok üzüldü.
Bu önemli olaylar ve kayıplar aynı yılda vuku buldu. O sebeple bu yıla hüzün (elem) yılı denildi. Ve İslâm tarihinde de bu yıl, bu isimle yer aldı.
Bu çetin imtihanlardan sonra İsrâ ve Miraç Mucizesi vuku buldu.  Bu mucize, bir ilâhî hüsn-ü kabul  ve insan aklının kabullenmekte zorlanacağı  sür'atli bir yolculuktur. Bu. her insana nasip olmayacak, lâkin Efendimize nasip olan bu büyük yolculuğun Mescidi Haramdan, Mescidi Aksa'ya kadar olan kısmı, Kur'an-ı Kerimin İsrâ suresinde anlatıldı. Müşrikler, Peygamber Efendimizin  bir gecede Mekke'den Kudüs'e gidip geleceğine inanmadılar, olmaz öyle şey dediler. Onun üzerine;  Peygamber Efendimizin anlattıklarını doğrulayan bu sure nazil oldu.
İsrâ ve Miraç Mucizesi, Hicretten 1,5 yıl kadar önce vuku buldu.
İsrâ; yaya veya suvari olarak gece yürüyüşü demektir.
Miraç ise; yükseklik ve yükseğe çıkma aracı demektir. Bir nevi asansör.
Hz. Muhammed (S.A.S.), gecenin bir vakti   Mescidi Haramdan alınarak, Mescidi Aksa'ya götürüldü ve oradan da göklere kabul edildi. Peygamber Efendimiz bu yolculuğun Mekke ve Kudüs arasını Burak isimli bir binitle yaptı. Mescid-i Aksa'dan sonraki kısmını da Miraç isimli ilâhi bir asansörle gerçekleştirdi.
Peygamber Efendimiz İsrâ ve Miraç yolculuğuna başlaman önce amcasının kızı Ümmühani'nin evinde bulunuyordu. O anda Cebrail Aleyhisselâm büyük bir müjdeyle geldi  ve Peygamber Efendimizin göksünü yardı, kalbini çıkardı ve zemzem suyu ile yıkayarak yerine koydu.  Ondan sonra yolculuk Cebrail Aleyhissilâmla birlikte başladı.
Mescidi Haram; Kâbe ve çevresi. Yer yüzünde ilk mâbedimiz Kâbe, Adem Aleyhissilâm tarafından inşa edilmiştir.
Mescidi Aksa;  Kudüs'teki Beytü'l-Makdis'tir.  İkinci mescidimiz; Mescidi Aksa'dır. Süleyman Aleyhisselâm tarafından inşa edilmiştir.
Hz. Muhammed (S.A.S.), Mescidi Aksa'da bütün peygamberlerin ruhlarına imam olmuş ve iki rekat namaz kıldırmıştır.
Peygamber Efendimiz'e Miraç'da Allah tarafından şu müjdeler verildi:
Resulü Ekrem'in ümmetinden şirk koşmayanlara Cennet vâdedilmiştir.
Beş vakit namaz farz kılınmıştır.
Miraç hadisesini anlatan İsrâ suresinde  yerine getirilmesi icâbeden önemli görevler yer almıştır.
İsrâ ve Miraç Mucizesinden çıkarılan en önemli netice; günde beş vakit namaz ın farz kılınmış olmasıdır. İsrâ ve Miraç Mucizesinin nasıl olduğunu düşünmektense dikkatleri namaza çevirmek daha yararlı ve isabetli olur. Sevgili Peygamberimiz; “Namaz, mü(minin miracıdır.” buyurmaktadır. Allah (C.C.), her şeye kâdirdir. Biz, bunun böyle olduğuna içtenlikle inanırız. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa'da  her türlü müjdeye ve nimete fazlasıyla lâyıktır. Bize düşen; Hz. Ebubekir (R. Anh) misali bütün bunlara inanmak  ve üzerimize düşeni de eksiksiz yapmaktır. 
Bu akşam İsrâ ve Miraç Gecesini kutlayacağız. Günahlarımızın affı için Allah'a tövbe ve niyazda bulunacağız.  Cenâbı Hakk, İsrâ ve Miraç Gecemizi mübârek eylesin ve hayırlara vesile kılsın! 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri