Bu Korkunç Hitaptan Kurtulmalıyız: "Dayı!"

Bu Korkunç Hitaptan Kurtulmalıyız: "Dayı!"

Sokakta yürürken, alışveriş yaparken, sosyal medyada herhangi bir videonun altına bakarken ya da sadece gündelik hayatın akışına kapılmışken son yıllarda kulaklarımızı tırmalayan, zihnimizi zehirleyen tek bir kelime var: Dayı.

Aslında kelimenin kökeni ne kadar masum, ne kadar sıcak, değil mi? Türk kültüründe "dayı", bir sığınaktır; annenin kardeşidir, candır, dara düşüldüğünde kapısı çalınan güvenli bir limandır. Hürmet barındırır, en yakın aile üyelerinden birisidir. Fakat ne olduysa oldu ve bu güzelim kelime, modern şehir hayatının betonları arasında öğütülerek tanınmaz hale geldi.

Ekranların kiri dilimize yapışıyor

Bugün bu hitap, bir akrabalık bağını ya da hürmeti temsil etmiyor artık. Aksine; düşük bir hitap biçimini, bir yaftalamayı, bir küçümsemeyi, hatta gizli ya da açık bir nefreti simgeliyor.

Son 15-20 yıldır ekranlarımızı ve zihinlerimizi esir alan o mafyatik dizilerin, sokak dili özentisinin bu yozlaşmada payı çok büyük.

Ekranlardan pompalanan o kaba, hoyrat ve buyurgan sözde "dayı" kültürü, ne yazık ki günlük hayatın damarlarına kadar sızdı ve bu çirkin hitabı dilimize yerleştirdi. Sosyal medyanın değirmeninde öğütülen her kavram gibi "dayı" kelimesi de içini boşalta boşalta bugünkü korkunç versiyonuna evrildi. Genç kuşakların dilinde bir "öteki" oluşturma aracına, bir toptancı mahkûmiyet mekanizmasına dönüştü.

Sonuç; Kuşaklar arası kopuş

İşin daha da acı tarafı, bu tabir dildeki nezaketin ve kuşaklar arası diyaloğun köküne dinamit koyuyor. Bu kirlenme o kadar olağanlaştı ki artık dili korumakla yükümlü olması gereken pırıl pırıl gençler bile bu virüsün taşıyıcısı haline geldi. Geçtiğimiz günlerde, bir kandil akşamında yolum üç hafız gençle kesişti. Dili yüzü temiz, iyi aile çocuklarıydı; ancak bana, yeni tanıştıkları birine hiç düşünmeden "dayı" diye hitap etmelerine o kadar bozuldum ki, tarif edemem. Bu durumu onlara aktardım. Bunun bir yanlış olduğunu bilmediklerini söylediler. Umarım tembihimi tutar ve uygularlar.

Peşi sıra günde bir kuruyemişçide alışveriş yaparken tezgâhtaki genç çırağın bir müşteriye "dayı" dediğini duydum. Ve yine henüz iki gün önce kurumsal kimliği olan zincir marketlerden birinde, bir kasiyerin karşısındaki beyefendiye –belli ki hayatını eğitime adamış saygın bir üniversite hocasına– aynı çirkin kelimeyle hitap ettiğini görünce dehşete kapıldım. Kötülük ve kabalık o kadar kanıksandı ki, asıl korkunçluk da tam burada yatıyor.

Eğitim camiamız bu sorunu görmeli

Yeni eğitim-öğretim yılının başladığı bu hassas günlerde, Milli Eğitim Bakanlığımızın ve tüm eğitim camiamızın bu konu üzerinde mutlaka durması gerekiyor. Çocuklarımıza ve gençlerimize karşısındakine yaşına, vasfına ve konumuna göre layıkıyla hitap etmenin inceliklerini öğretmeliyiz. Hitap kültürü ve nezaket, eğitimin vazgeçilmez bir parçası olmalı; gençlerimiz bu tabirin ne denli yanlış bir kalıp olduğunu bilmelidir.

Dil, bir milletin evidir derler. Biz evimizi bu kaba, toptancı ve hırpalayıcı kelimelerle doldurdukça, birbirimizi anlamak için kurduğumuz köprüleri de tek tek yıkıyoruz. Kamusal alandaki kötü davranışlara, sınır bilmezliğe, kibrin her türlüsüne karşı elbette sesimizi çıkaracağız. Eleştiri hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Ama bunu yaparken dili bu kadar yoksullaştırmak, kelimelerin o kadim anlamlarını kirletmek zorunda olmayacağız.

Ağzı mühürleyen kelimeler

Birine sırf yaşı veya kalıbı nedeniyle bu kaba hitabı yapıştırdığımızda aslında kendi hoşgörüsüzlüğümüzü tescillemiş oluyoruz. Yaşlısına saygıyı, büyüğüne hürmeti "eziklik" ya da "gerilik" sanan bir iklimden kimseye fayda çıkmaz.

O yüzden, kelimelerimizi yeniden elden geçirmek zorundayız. Toplumun huzurunu kaçıran davranışlara elbette tepki gösterelim, yanlışı eleştirelim; ama bunu yaparken dilimizi bu pespaye kısırdöngüden kurtaralım. Kendi öz kültürümüzün en güzel hitaplarından birini, sosyal medyanın ve mafyatik dizilerin kurbanı edip harcamayalım.

Bu korkunç tabirden de, bu dili zehirleyen o kaba hitap tarzından da bir an önce kurtulmalıyız. Çünkü insanı insanla barıştıran da, koparan da yine o ağzı mühürleyen kelimelerlerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri