Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalara göre psikolojik rahatsızlıklar giderek artıyor. Araştırmalara göre yaşayan her 4 kişiden 1'i ruhsal problemlerin pençesinde. Depesyona giren birçok insan bu durumdan kurtulmak için antidepresan kullanıyor
Küreselleşme ve teknolojinin getirdiği toplumsal dönüşüm bir çok sorunu da beraberinde getiriyor. Son dönemde psikolojik rahatsızlıklarda büyük artış yaşanırken, antidepresan kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Karşılanmayan beklentiler, gelecek kaygısı, ekonomik baskı ve bireyselleşmenin insan psikolojisi üzerinde oluşturduğu baskı giderek daha gergin bir toplumun yapısına neden oluyor. Geleneksel yaşam biçiminin terk eden toplumların bu tür problemlerle karşılaştığını söyleyen Psikolog Fatma Güllüoğlu, “Eskiden kadınlar altın günlerinde birbirlerine ağrı kesici tavsiye ederlerdi. Artık antidepresan tavsiye ediyorlar” dedi.
KÜLTÜR BİRİKTİREMİYORUZ
Toplumda psikolojik rahatsızlıkların artıp artmadığı noktasında iki farklı görüş olduğunu söyleyen Psikolog Fatma Güllüoğlu, “Birinci görüş insanlığın geçirdiği toplumsal değişimlerin etkisi ile psikolojik rahatsızlıklarda büyük artış yaşandığı şeklinde. İkinci görüş ise zaten bu tür vakaların normalde de yaşandığı, ancak son yıllardaki teşhis ve tedavi olanaklarının artması ile birlikte bu tür rahatsızlıkların artıyormuş gibi göründüğü şeklinde. İki görüşte birbirini geçersiz kılmaz. İki bakış açısının da haklı tarafı var. Geleneksel yaşam biçimi terk ediliyor. Bu da insanların alışık olmadığı sorunlarla karşılaşmasına neden oluyor. Günlük hayatta bir negatif enerji hâkim. Bizden önceki nesillerin kolaylıkla baş edebildiği sorunlarla modern insan baş etmekte zorlanıyor. Önceden evinden suratın asık çıksan yolda onlarca kişi hayırdır bir derdin mi var? diye sorardı. Şimdi dairenden çıkıp 20 kat ağlayarak insen kimse sormaz ne oldu diye. Bireyselleşme insanları psikolojik sıkıntılara doğru itiyor. Daha maddeci bir dünyada yaşıyoruz artık. Bu bütün dünyanın sorunu. Ancak biz toplum olarak ek bir sıkıntı daha yaşıyoruz. Yüz yıllardır devam eden bir batılılaşma sürecinin içindeyiz. Ne kendimiz olabiliyoruz ne de tam olarak onlara benziyoruz. Bizler arada kalmışlığın sıkıntılarını yaşıyoruz. Özümüzden kopmanın, bize ait olmayan bir yaşam tarzının sonuçlarına katlanıyoruz. Ayrıca artık kültür biriktiremez olduk. Bizim yaşadığımız zamanların öncesi yok. Önceden bir kişi bir sıkıntı ile karşılaştığında bu konuda kendinden önceki nesiller bu konuda ne yapmış diye bakardı. Bizim böyle bir şansımız yok. Bizim yaşadıklarımızı bizden öncekiler yaşamadı” diye konuştu.
ANTİDEPRESAN KULLANIMI PATLADI
Antidepresanların kullanımının giderek yaygınlaştığını söyleyen Güllüoğlu, “Toplumumuz ilaç kullanmayı seviyor. En çok reçetesiz ilaç kullanan milletlerden birisiyiz. Aynı durum antidepresanlar için de geçerli. Bayanlar altın günlerinde artık birbirlerine ağrı kesici yerine anti-depresan tavsiye ediyor. Bu çok acı bir durum. Psikolojik ilaçlar diğer ilaçlara göre daha ağır ilaçlardır. Bir Aspirin'in bile yan etkileri olurken antdepresanların yan etkisini varın siz düşünün. Bu ilaçlar kesinlikle doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalı” ifadelerini kullandı.
Türk toplumunun psikolojiye biraz mesafeli durduğunu belirten Güllüoğlu, “Batıda herkesin bir psikoloğu vardır örneğin. Ancak bunun bizdeki algısı, batılılar maneviyatız, o nedenle psikoloğa ihtiyaçları var şeklinde. Oysa herkesin bir psikoloğa ihtiyacı var. Onlar önümüzde örnek. Bizden daha önce üstesinden gelmeye çalıştılar bu tür sıkıntıların. Bu geçişi biz yeni yaşıyoruz. Hatta Konya değişimi daha hızlı ve daha sert yaşıyor. Konya'da özellikle ataerkil yapıdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle özellikle kadınların psikolojik desteğe daha fazla ihtiyacı var. Çünkü önünde durulması mümkün görünmeyen bir değişim söz konusu. Konya kapalı toplum yapısına sahip bir şehir. Ancak televizyon, internet popüler kültürü öyle ya da böyle kültürümüze sokacak. İletişim kuruyorsanız değişim zorunlu hale gelir. Ancak bu değişimin daha sancısız olması için toplumun daha fazla psikolojik desteğe ihtiyacı var. Bu değişim illa ki onlara benzemek şeklinde olması gerekmiyor. İslami kurallarla evrensel kuralları aynı potada eritebilirsiniz. Televizyon ve internet sayesinde kültürümüze giren değişimleri tamamen reddetmek veya tamamen kabul etmekte aynı oranda sıkıntılı bir yaklaşımdır. İslam’da değişime ayak uydurmak var. Hem dini değerlerinizi koruyup hem de değişime ayak uydurabilirsiniz. Türk milleti gibi hassas bir milletin psikolojiye karşı olan mesafeli tavrı değişmeli” diye konuştu.
DEVLET DESTEĞİ SAĞLANMALI
Devletin bu konuda attığı bazı adımlar olduğunu aktaran Güllüoğlu, “Aile sağlığı merkezlerinin başlattığı projeler var. İstanbul'da her belediyenin psikolojik destek merkezleri, gençlik merkezleri mevcut. Konya'da da bildiğim kadarıyla Meram Belediyesi bu tür bir uygulama başlattı. Bu tür teşebbüsler artmalı. Kişiler kendilerini tanımak ve hem kendilerine hem de çevreye karşı farkındalık seviyelerini artırmak için emek harcamalılar. Daha çok kitap okuyup daha çok eğitim ve seminere katılmalılar. Sürekli başkalarını eleştirmek yerine kendimize dönüp özeleştiri de yapabilmeliyiz.
Başka çok önemli bir konuda problemlerle baş etme konusunda iki haftadan uzun bir sürede çözüm bulamadılarsa vakit kaybetmeden gerçek bir uzmanla görüşmeliler” dedi.
UYUŞTURUCUDAN BİLE BETER
Antidepresan kullanımının giderek arttığını söyleyen eczacı Kazım Solak, “Bizim müşteri genellememize göre ilaç almaya gelen her 3 kişiden 1'i antidepresan alıyor. Bunların bir bölümü fizik tedavi uygulanan hastalar. Doktorlar fizik tedaviye yardımcı olması amacıyla tavsiye ediyor antidepresanları. Diğer bölümü ise uyuşturucu tedavisi görmüş kırmızı reçete sahibi kişiler, ruhsal bunalımları olan vatandaşlar oluşturuyor. Ayku problemi olandan tutun, uyuşturucu almaya parası olmayan bağımlılara, sınav dönemlerinde öğrencilere kadar bir çok kişi kullanıyor. Reçetesiz satılan antidepresanlar var. En çok satılan haplar bunlar. Bu hapların eczanelerden alınıp uyuşturucu satıcıları tarafından bağımlılara satıldığı yönünde duyumlar bile alıyoruz. Antidepresan piyasası çığırından çıkmak üzere. Bazı eczacıların reçetesiz antidepresan vermedikleri gerekçesi ile bağımlılar tarafından basıldığını duyduk. Bizler genelde tavsiye etmiyoruz. Reçetesiz vermemeye çılışıyoruz. Eğer problemi bitkisel bir ilaçla düzelebilecekse antidepresan yerine o bitkisel ilacı tavsiye ediyoruz” ifadelereni kullandı.
YUNUS ALTINBEYAZ