BOP'u Kim Kuruyor?

Nevzat Laleli
Nereye gidiyoruz yazı serisi

BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) hızla kurulmaktadır. BOP eş Başkanlığını Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’ın yaptığı bu projeyi acaba kim kuruyor?
Ülkemizle birçok Arap ülkeleri arasında vizeler kalktı. Aramıza ticari çalışmalar hızlandı. Ülkeler arası insan trafiği arttı. Bu benzer halklar arası uygulamalar başlatıldı. Bu güzel şeyleri yapan Türkiye mi? Yoksa…
Ancak ülkeler halklarıyla değil devletleri arasındaki anlaşmalarla güçlü birliktelikler kurarlar. Çünkü ülkelerin güçleri, ordularıyla, yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle, genç ve dinamik nesliyle, teknik ve teknolojide yüksek bir dereceye ulaşmakla sağlanır.
Eğer ülkeler arası ilişkilerin güçlendiğini söyleyecek olursak, o halde;
Nerede, Müslüman ülkeler birleşmiş milletleri? Veya AB’si?
Nerede, Müslüman ülkeleri NATO’su?
Nerede, ortak savunma işbirliği anlaşmaları?
Nerede, Müslüman ülkeler CENTO’su?
Nerede, Müslüman ülkeler ortak para birimi anlaşmaları?
Nerede, AB gibi ortak Müslüman ülkeler bayrağı?
Batının kurmuş olduğu ülkeler arası kurumlar, onların bir araya gelmelerinin sonucu
ihtiyaçtan doğmuş ve onların müstevli arzularını sağlayan kuruluşlarına benzeyen Müslüman ülkeler kuruluşları.
ABD Dış işleri yetkililerini verdikleri açılamalarda; “ABD, Türk dış politikasını desteklemektedir” denilmektedir. Bu beyanatlar, ne anlama gelmektedir?
Bizim Ortadoğu ülkeleriyle almış olduğumuz bütün kararlar iyi birer adım oldukları halde, sömürücü ve katledici Batılı ve özellikle İsrail’in tahrik ettiği saldırılara karşı gayet savunmasız ve cılız birer eylemlerdir.
ABD Başkanı Obama kendisini, “İsrail’in korunmasına ve ilerlemesine adamış bir başkan” olarak nitelendirilmektedir. Bu yüzden bu sözde konferanslar, barış görüşmeleri bundan öncekilerde olduğu gibi dünyanın gözünü boyamaktan başka bir anlam taşıdığına inanmak gerçekten çok güçtür.
Onlar lüks otellerin deniz manzaralı lobilerinde sahte barış nutukları atarlarken, İsrail tankları her gün Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. Onlar yalancı tebessümlerle demokrasi havariliğine soyunurken, Filistinli çocuklar açlıktan ve ilaçsızlıktan hayatını kaybetmeye devam ediyorlar.
TÜY DİKMEK BUDUR
Kendinize gelin! Yüz kere söyledik. Yine söylüyoruz. Amerika’nın ve İsrail’in ipiyle kuyuya inilmez. Avrupa Birliği’ne, Amerika’ya bağımlı olmaktan vazgeçelim. Türkiye’ye Batı’ya kuyruk olmak değil, İslam coğrafyasına lider olmak yaraşır. Bin yıllık tarihimiz bize bu misyonu yüklemiştir.
Niçin Siyonist planların en büyük mimarı İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i ülkemizi ziyaretinde TBMM’de konuşturmuştur. Konuşturmakla kalmayıp niçin milletvekilleri onu ayakta alkışlamışlardır. Papa’nın heykeli önünde Avrupa Birliği Anayasasını imzalamak niçin marifet sayılmış, bu olayı milletten gizlenmiş ve Ankara’da hava-i fişekler atarak bayram havasında kutlanmıştır.
YAHUDİ İDEALLERİ VE ADIMLARI
Sevr arzusundan hiçbir zaman vazgeçmeyen karanlık ellerin sahipleri, hain planlarını her daha ileri hedeflere götürerek uygulamaktadırlar.
Şimdi de 2010 yılının 22/Kasımında Lizbon’da yapılan NATO toplantısı ile ülkemizin bağrına (Giresun, Kayseri ve Adana hattına) bir “Füze kalkanı (Truva atı)” kurma çalışmaları yürütülmektedir. Bu toplantıya Türkiye Cumhurbaşkanı ve başbakan seviyesinde katılınmış ve maalesef oy çokluğu ile alınan kararları, bizimkiler imzalayarak ülkemize dönmüşlerdir. ABD kontrolünde ki NATO’nun Lizbon’da alınan kararların uygulanması için 12. Haziran.2011 de yapılacak seçimler beklenilmektedir. Bu seçimde “Milli değerlerimize bağlı bir partini” iktidara gelmemesi halinde “Füze kalkanı” ülkemize konuşlandırılacaktır.
“Niçin bu füze kalkanı ülkemizde kuruluyor?” olayların sebeplerine bakalım.
1898 yılında Yahudi Teodor Herzel’nin İsviçre Bazel’de toplamış olan Yahudi kongresinde alınan kararların yürütülmesi onlar tarafından adım adım takip edilmektedir.
Yanlış da olsa bir inancın (Yahudi inancının) siyasi arenada yürütülmesi için alınan kararları bir kere daha hatırlayacak olursak;
Dünyanın her yerinde dağınık olarak bulunan Yahudilerin Filistin’de toplanması
Bu toplantıdan en geç elli sene sonra İsrail devletinin Filistin’de kurulması,
Bu devletin sınırlarının “arz-ı mev’ut – vaat edilmiş topraklar” a dayandırılması, Bunun için “Nil ile Fırat arasının topraklarımıza katılması”
100 sene sonra “Büyük İsrail Devletinin kurulması”
Süleyman mescidinin (Mescid-i Aksa’nın yerine) yeniden inşa edilmesi,
Mesih’in inmesi ile Yahudi egemenliğinin sonsuza dek sağlanması.
Avrupa’da ve özellikle Almanya’da ki Yahudilerin yaşadıkları zengin ortamdan ayrılarak Filistin’e göç etmelerini sağlamak üzere “Hitler”i ortaya çıkarıp güya Yahudilere büyük zulümler yaptı (fırınlarda yakılanların kiptiler olduğu gerçeği gizlenerek Yahudilerin fırınlarda yakılması) şayiası üzerine propagandaların yapılması. (Gazeteler, sinema filmleri ve dergiler gibi…)
İsrail’in 1948 yılında (50 yıl sonra) Filistin’de kurulması. Bu devleti ilk tanıyanlardan birinin Türkiye olması.
Arz-ı mev’udun (Nil ile Fırat arası), Mısırda ki Nil’den başlayarak Fırat’ın ilk doğuş kaynağı olan Erzurum bölgesine kadar uzanmış olması. Doğu ve Güney doğumuzda yaşanan PKK terörü ve oynanan siyasi oyunlar.
Batı ülkelerinde Türkiye haritasının ortadan bölünerek, doğusunun Kürdistan olarak gösterilmesi ve bunun alenen dost(!) ülkeler tarafından dile getirilmesi.
Mescid-i Aksa’nın altını oyma çalışmaları, Filistin’in ve özellikle Gazze’nin Yahudi ablukası altında tutulması. (Gazze için resmen toplanan yardım paralarının (2 yıldır) henüz Gazze’ye gönderilmemesi.
Ve şimdi de Ülkemize; “NATO’nun kuracağı Füze kalkanı” oyunu.
Bütün bu olanları alt alta topladığınızda, gelişmelerin bize söylediklerini ayrıca yorumlamaya gerek var mıdır?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.