Bizonların gezdiği topraklar

.

POLONYA İZLENİMLERİ -3-

 

İkinci günümüz sabah 7’de Polanskie eyaletine yolculuk ile başladı. 180 kilometrelik yolumuz vardı önümüzde.

İlk program Eyalet Valiliği’nde gerçekleşti. Podlaskie Yerel Yönetimleri, Avrupa Fonları Bürosu, Podlaskie Bölgesel Kalkınma Vakfı ile ortak toplantımızda bölgesel kalkınma programı, insan kaynakları ile köy ve tarımsal kalkınma programı odaklı bir oturum gerçekleştirdik.

Podlaskie 5 Doğu eyaletinde en kuzeyde olanı. Çok kültürlü başkenti ile öne çıkıyor. Müslüman-Hıristiyan ve Yahudiler bu şehirde birlikte yaşıyor.

Eyalet AB fonlarından en çok yararlanan bölge olma özelliğine sahip. Kendi ifadelerine göre, insan kaynakları zengin, girişimci ve çalışkanlar.

Burada sunumu gerçekleştiren Andrzej Kurpiewskie Türkiye’nin kalkınmakta olduğunu düşünüyor ve ‘Türkiye bizim tecrübelerimizden yararlanırsa dünyanın en zengin 20 ülkesi arasına girebilir’ değerlendirmesini yapıyor.

Demokrasinin işleyişine ilişkin merakımızı da gideriyor Kurpiewskie. Eyalet Meclisinde 30 milletvekili bulunuyor. Bu meclis Mareşali (Vali) seçiyor. Vali ve yürütme organı meclise faaliyet raporu ve bütçeyi sunup onay alıyor. 4 yılda bir meclis seçimi yapılıyor. Mahalli idarelerde ilçe düzeyinde ve benzer yapıda kuruluyor. Beldelerde ise belediyeler mevcut ve belediye başkanları ile muhtarlar doğrudan seçimle göreve geliyor ve yetki açısından daha fazla donanıma sahip.

Eyalette en önemli yabancı yatırımı IKEA kuruyor. Turizm gelişmekte. AB ülkelerinden gelen çiftçiler de eyalette iş başında.

AB fonlarının etkin kullanımı için idari reformlar da yapılmış durumda.

Çiftçilerin desteklenmesi konusunda ise ürün desteği öne çıkıyor.

Podlaskie Eyaleti, bizonların yaşadığı, milli parkın devasa alan kapladığı yemyeşil bir eyalet. Bu doğal güzellikler bölgede turizme dönük etkinlikleri de tetikliyor.

Eyalet merkezinden Tıp Fakültesi’ne geçiyoruz. Burada da uzun uzun projeleri ve yapılmak istenenleri dinliyoruz.

Gezimizin üçüncü önemli durağı Polonya Müslümanlar Birliği’ne bağlı Müslüman Kültür Evi’ni ziyaret ediyoruz.

Bu noktada Müslümanların sayılarına ilişkin çelişik ifadeler üzerinde durmak istiyoruz. Polonya genelinde 5 bin Tatar’dan 4 bin Müslüman Tatar yaşıyor. Tatarlar dışında 4 bin kadar daha Müslüman bulunduğu bunlardan 3 bininin Türk olduğu bir bilgi olmakla beraber 10 bin Türk’ün yaşadığı da bir diğer teyit gerektiren bilgi olarak bize veriliyor. Bir diğer ilginç rakam da Polonya’da yaşayan Yahudilere ilişkin. Amerika’dan sonra en fazla Yahudi Polonya’da yaşıyor ve sayıları 3 milyonu buluyor.

Yaygın Türk Basını’nın ilgisinden kaçan Varşova’ya yapılmakta olan cami için geçen ay düzenlenen yaklaşık 100 kişilik protesto grubu siyon yıldızı taşıyor. 20 kadar kişi de onlara karşı protesto düzenliyor. İzinleri alınmış cami inşaatı halen devam ediyor.

Müslüman Kültür Evi bir mescit aslında. Cuma namazları ve bayram namazlarında kullanılabiliyor.

Birliğin bayan Başkanı Tatarlar’ın 1410 Yılı’nda Polonya Devleti’ne asker olarak katıldığını anlatıyor.

Polonya genelinde 8 Müslüman toplum var. Bunlar birleşerek Müslüman Ligi’ni kurmuş. Toplumlar arasında işbirliği mevcut. Beraber namaz kılıp organizasyonlar icra ediyorlar. Her örgütün başında bir kurul, kurulun başında da müftü var. 17. ve 18. Yüzyıldan kalma 2 cami dışında 1991’de Gdansk’ta yeni bir cami yapılmış. Varşova’da bir caminin yapımı halen devam ediyor. Ülke genelinde 5/6 tane mescit mevcut. Mescitler ziyarete açık. Zaman zaman Katolik ve Ortodokslarla buralarda ortaklaşa programlar düzenliyorlar.

‘Barış içinde beraber yaşamak istiyoruz. 600 yıl boyunca bir sorun olmadı. Biz de Polonya’ya hizmet ediyoruz’ diyor bayan birlik başkanı.

Çocuklara din dersleri veriyorlar. İftarlar düzenliyorlar. Çocukların eğitimlerine zaman zaman Hıristiyanlardan da katılanlar oluyormuş. Siyasete girmekten kaçındıklarını da özellikle vurguluyorlar. Bin Tatar’ın zaman içinde Hıristiyan olmasını yadırgıyoruz. Birlik başkanı Hıristiyanlardan da İslam’ı seçenler olduğunu söylüyor. Evlenmeler sonucu başta Hıristiyan olanlar sonra İslam’a dönüyormuş.

‘Biz misyonerlik yapmıyoruz. Ancak onlar İslam’ı görerek seçiyor’ değerlendirmesinde bulunuyor birlik lideri.

Katolik papazların ‘sizi kıskanıyoruz’ dediklerini de anlatan lider başörtüsü konusunda sorun yaşamadıklarını da ifade ediyor.

Mahalle baskısına maruz kalıp kalmadıklarını soruyoruz. Pozisyonuna uygun cevaplar veriyor ve mahallede, binalarda beraber yaşadıklarını söylüyor.

Ziyaret sonrasında sınır kapısına gidiyoruz. Ara bölgeden Beyaz Rusya topraklarını görüyoruz. Sınırda çok ayrıntılı bir şekilde yapılan işlemleri dinliyor, uygulamalı olarak görüyoruz. Yorucu günümüz yorucu bir yolculukla bir önceki gün gibi gece yarısı sona eriyor.

Çarşamba günü programımız biraz daha geç başlıyor.

Saat 10’da Göç Araştırmaları Merkezi’nde Polonya’nın AB’ye tam üyeliği sonrasında Polonyalılar’ın göç davranışları üzerine sunumu takip ediyoruz.

Üyelik öncesinde kıtalar arası yaşanan göç hareketleri üyelik sonrasında AB içine kaymış. Yine üyelik öncesinde çok tercih edilen ülke olan Almanya üyelik sonrası Avusturya ile birlikte uygulanan sınırlamalar nedeni ile İngiltere ve çevre ülkelere yayılmış. Fransa’da gündem olan Polonyalı muslukçular konusu ise propaganda seviyesinin biraz üzerinde gerçekleşmiş ve Fransa Polonyalı muslukçular tarafından işgal edilmemiş. Bir diğer tartışma konusu olan Polonya’dan beyin göçü konusu ise abartıldığı düzeyde gerçekleşmemiş.

Polonya’dan göçen kişilerin girişimcilik düzeylerini merak ediyorum.

Belirli iş kollarında çalıştıkları, kimilerinin aldıkları eğitimin aşağısında işlere girdikleri, Polonya’ya tam dönüşte ise kaybettiklerini anlatıyorlar. Ülke için göçmen işçilerin döviz girdisi sağladığı, mevsimlik göçlerin yaşandığı konuları da izlenen ve tespit edilen veriler.

İşsizlerin ihraç edildiği algısının yanlışlığına da vurgu yapılıyor sunumda.

Kayıtsız istihdam konusunu irdeliyorum. Tarım nüfusuna ilişkin bir örtü olup olamayacağı konusunu açmaya çalışıyorum. Sorum sunum sahibini ürkütürken, aldığım cevap kuşkumu gidermeye yetmiyor.

Göçün illa ki olumsuz olarak algılanmaması gerektiği, medeniyetler için itme ivme noktası olabileceğini hatırlatıyorum. Milletimizin halen devam eden yürüyüşünden, Amerika’nın kuruluş hikayesinden bahsediyorum.

Girişimcilik konusunda komünist geçmiş Polonyalılar için bir dezavantaj olabilir. Üyelik öncesinde aileleri ile birlikte göç eden Polonyalılar üyelik sonrasında bireysel hareket etmeye başlıyor. Göçler Polonya ekonomisine 20 milyar zlotilik bir kaynağın girişini beraberinde getirmiş.

Son programımız Varşova Ayaklanma Müzesi’ni ziyaret oluyor. Burada bir milletin çektiği acılara şehitlik ediyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nda nerede ise taş üstünde taş kalmayan Varşova’da yürütülen direnişin hikayesi anlatılıyor müzede. Bir tarafta Almanlar, diğer tarafta Ruslar’ın işgal ettiği ülke kan ve gözyaşı döküyor. Müze bu acıların canlandırıldığı, unutturulmamaya çalışıldığı bir yer.

Dönüşümüz Perşembe günü THY’nin birlikte uçuş yaptığı ve talip olduğu LOT Havayolları ile oluyor. Kabul etmek gerekir ki THY ikramlarda gıpta edilecek bir fark oluşturmuş durumda. Başka ülkelere yaptığımız seyahatlerde de bunu gözlemledik.

Bendeniz Bosna-Hersek dışında bir başka Avrupa ülkesi görmemiştim. Polonya gezisi bu açıdan ‘iyi bir başlangıç mı’ sorusu ile başladığım geziyi iyi ki ‘Polonya’yı görmüşüm’ cevabı ile karşılık buldu. Kendimizi yabancı hissetmediğimiz, rahat olduğumuz bir ülke oldu Polonya. Hassasiyetlerimiz açısından yeme-içme konusunda çok rahat olduğumu söyleyemem. Bir-kaç kilo kaybı ile dönmüş olmayı da bir avantaj olarak addediyorum. Yorulduk ama değdi. Tarihi bağlarımız olan bir ülkeyi kısa süre için de olsa tanıma fırsatı bulduk. Bu yazı bir gezi yazısı olamadı yazık ki. Takip ettiğiniz üzere gezmekten ziyade bir çalışma programına tabi olduk.

Son cümle, AB’li veya AB’siz biz bu coğrafyada çok iş yaparız. İnsanımızın özgüveni, çalışkanlığı, girişimciliği ve tarihimiz bir arada düşünüldüğünde AB’nin korkmasını yadırgamamak gerek. Nüfusun bir güç olduğunu hem de çok büyük bir güç olduğunu bu gezi vesilesi ile bir defa daha görmüş ve anlamış olduk.

Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri