Birlikte yaşamak zorundayız

Latif Selvi, Nevşehir-Kozaklıda düzenlenen Ufuk Turu Toplantıları 6nın bu yılki konusunu, yaptıkları anketler sonucunda, birlikte yaşama üzerine temellendirdiklerini söyledi
Sivil Toplum Kuruluşları tarafından, Nevşehir Kozaklı’da düzenlenen Ufuk Turu Toplantıları’nın 6’ıncısı, dün Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen sivil toplum kuruluşları  temsilcilerinin katılımıyla Kozaklı Diva İbis Hotel’de, Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi’nin açılış konuşmasıyla başladı. Sivil Toplum Kuruluşları olarak, bu toplantıda konuşulacak konuları yaptıkları anketlerle belirlediklerini söyleyen Selvi, bu yılın konusunu, birlikte yaşama kültürü olarak belirlediklerini ve bu kondu daha çok yol kat edilmesi gerektiğin ifade etti.
Birlikte yaşamanın önemine vurgu yapan Selvi, “Farklılıklarımız, kavga etmemizi değil, anlaşıp birlikte yaşamayı gerektirir. Bu farklılıkları zenginliklerimiz haline getirebiliriz. Birlikte yaşamaya zorunluyuz, çünkü kavga ve çatışmadan bize geriye kalan kan ve gözyaşından başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı. ABD’nin bir yeri işgal edeceği zaman, bunu bir kılıfa bürüyüp, işgali bütün insanların sorunuymuş gibi sunduğuna dikkat çeken Selvi, uluslararası barışı sağlamak amacıyla kurulan örgütlerin de bunu meşrulaştırdığını kaydetti. Problemlerin bir yerlere havale ederek çözülemeyeceğinin altını çizen Selvi, bu sorunun çözümü için kurulmuş uluslararası kuruluşların, belli bir zümrenin çıkarlarını korumaktan başka bir şey yapmadığını, Birleşmiş Milletler’in (BM) Filistin katliamı konusundaki sessizliğinin bunun için örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Selvi, bu sorunların ancak Sivil Toplum Kuruluşları’nın daha duyarlı olmalarıyla çözülebileceğine değindi. Latif Selvi’nin konuşmasının ardından katılımcılar kendilerini tanıtımıyla programa ara verildi. Verilen aradan sonra birinci oturum ‘Birlikte Yaşamın İlkeleri-Yasal Siyasal ve Sosyal Çerçeve’, Prof. Dr. Alparslan Açıgenç,  başkanlığında, Yard. Doç. Dr. Adnan Küçük, Prof. Dr. Bünyamin Duran ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Eski Başkanı, Dinler Arası Diyalog Hareketi Öncülerinden Harun Tokak’ın da konuşmacı olarak katılımıyla başladı.
ANAYASA, TOPLUMUN HER FERDİNİ KUCAKLAMALI
İnsanların birlikte yaşama aşamalarını sıralayan Prof. Dr. Açıgenç, bunun birincisinin birliktelik, topluluk, ikincisinin ise araya duyguların da girdiği vatan olduğunu, bundan sonraki aşamanın da devlet olduğunu, ancak bunların insanların ihtiyaçlarını karşılamada yeterli olmadığını söyledi. Prof. Dr. Açıgenç, insanların bir de ruhi hayatı olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu ihtiyacın da din tarafından karşılandığını hatırlattı. ‘Yasal Zemin ve Anayasa’ konulu bir konferans veren Yard. Doç. Dr. Adnan Küçük, anayasanın iki yönü olduğunu, bunun birincisinin yapılmasına ilişkin yönü, ikincisinin ise anayasanın yapılış biçimi olduğunu kaydetti. Anayasanın toplumsal zemin üzerinde tutunabilmesi için toplumsal sözleşme hükmünde olması gerektiğini anlatan Küçük, bunun da ancak sivil ve demokratik bir anayasa ile olabileceğine dikkat çekti. Adnan Küçük, ancak Türkiye’de bazı zümrelerin böyle düşünmediğini, anayasa yapmak için ya yeni bir devletin kurulması ya da bir askeri darbenin yapılması gerektiğine inanıldığının altını çizdi. Yeni anayasada din, dil, ırk gibi hiçbir şeyin ön plana çıkarılmaması gerektiğini, bunlardan birinin öne çıkarılmasının toplumun bir diğer ferdine ters geleceğini anlatan Yard. Doç. Dr. Küçük, anayasanın toplumsal kucaklayıcı yönüne vurgu yaptı.
BİRLİKTE YAŞAYABİLEN YENİ BİR İNSAN MODELİ YETİŞİYOR
‘Diyalog Çağrıları ve Sonuçları’ konulu konferans veren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Eski Başkanı, Dinler Arası Diyalog Hareketi Öncülerinden Harun Tokak, bir dönem Anadolu’da insanların birbirini kırdığını dile getirerek, “Geçtiğimiz günlerde karlı dağlarda kaybettiğimiz Anadolu’nun kavruk insanı Muhsin Yazıcıoğlu, ‘koskoca Anadolu’ya sığmayan biz gençler, iki metrelik hücrede 7 yıl geçirdik. Bu hücrede, dışarıda karşılaşsam öldürmekten çekinmeyeceğim insanlarla kaldım ve burada biz birbirimizin yaralarını sardık’ diyor. Bunun nedeni diyalogsuzluktur” ifadelerine yer verdi. Dünyada birlikte yaşamayı becerebilen yeni bir insan modeli yetiştirildiğini anlatan Harun Tokak, “Dünyanın yaklaşık 110 ülkesinde bulunan Türk okulları üç unsurla öne çıkıyor. Bunların birincisi eğitimde kalite, ikincisi her türlü insani ve ahlaki değerlerle donatılması ve üçüncüsü birlikte yaşayabilen yeni bir insan modeli. Bütün dünya insanları bir fikir ve ideoloji etrafında toplanamayacağına göre bu okullar birlikte yaşayabilen yeni bir insan modeli oluşturmaya başladı” dedi.
16-19 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan konferansın ilk oturumu, soru-cevap ve konuşmacılara hediye takdimi ile sona erdi.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri