Biraz Kendimden Bahsetmeme Müsaade Eder misiniz? (2)

.
Dünkü yazımda, muhterem ve muazzez hocam Ord. Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER’in, kırk yıl önce bize kazandırdığı güzel alışkanlıklardan birini arzetmiş ve birini de bu gün sizlerle paylaşacağımı ifade etmiştim.

Efendim, hocamızdan yadigâr kalan o alışkanlığım, “Seyahat Klasörü”. Bilirsiniz seyahat, başlı başına bir sanattır. Kendine özge kuralları vardır. Yapacağınız masraftan, sarfedeceğiniz emek ve ömürden azamî derecede sonuç almak, kazançlı çıkmak istiyorsanız, bunun kurallarını yerine getirmeniz gerekir. Bu konuda, yıllar önceki bir yazımda belirttiğim gibi, şayet kurallarına göre hareket etmeyecek olursak, etek dolusu paranız, geriye getirilmesi mümkün olamayan zamanınız boşa gidebilir. Hattâ Allah korusun, bu yolda sağlığınızı kaybedebilir, hayatınızın bile tehlikeye düştüğünü görebilirsiniz. Bundan dolayıdır ki, bizde olduğu gibi, batı ülkelerinde de yolculuk kitapları yazılmıştır. Daha hazırlık döneminde, çıkmadan önce yapılması; Yola çıkarken, yolculuk boyunca yerine getirilmesi gereken kurallar; dönüşte dikkat edilecek hususlar, bu kitaplarda sayfalar boyuca sıralanarak bilgiler verilmiştir. Uyanlar, değer verenler, mutlu, zevkli, faydalı bir yolculuk yaparak, hayatın hazzını yaşamışlardır.

Bu konuda hocamızın tavsiye ettiği ve bizim de alışkanlık haline getirdiğimiz şey, “Seyahat Klasörü” demiştim. Bu orta boy, alfabetik sayfaları olan bir klasör. Dünyanın sizce önemli ve enteresan olan konulara, kültür varlıklarına sahip ülke ve şehirleri; görülecek, gidilecek, ziyaret edilecek yerleri, yapılacak, işleri bu klasördeki alfabetik sayfasına kısaca not etmek.

Bu o kadar güzel, faydalı bir alışkanlıktır ki, sonucuna doyulmaz. Meselâ okumakta olduğunuz bir yayın organında veya dinlemekte olduğunuz (radyo, televizyon, konuşmacı) muhatabınızdan, bir yere dair, sizi de ilgilendiren konu(lar)da bilgi aldınız. Bunu (belki önce bir kâğıda, sonra da) klasördeki sayfasına ana hatlarıyla yazıvermenizdir. Yıllar geçiyor, sayfalar açılıyor,notlar artıyor..ve nihayet gün geliyor siz seyahate çıkmaya karar veriyor ve hazırlanmaya başlıyorsunuz. Yolluklarınızı yaparken, bir taraftan da, seyahat klasörünüzde gideceğiniz yerin sayfasını açarak, orada gezilecek, görülecek yerlere, yapılacak işlere dair bilgileri, bir kâğıda yazarak veya o sayfayı, dönüşte yerine takmak üzere çıkarıp, el çantanızın bir gözüne koyarsınız. oraya varınca da, bunların ışığında güzelce, bilinçli olarak gezersiniz..

Böyle bir alışkanlık, hem insana zaman kazandırır, hem seyahat imkânının en iyi ve faydalı şekilde değerlendirilmesini sağlar, hem de harcayacağınız parayı, ömrü boşa götürmemenizi temin eder. Eskilerin tabiriyle, “Mücerreptir”.

Bir örneği kendimden vereyim; gayet iyi hatırlıyorum; daha öğrencilik yıllarımda, bundan yaklaşık kırk yıl önce bir kitapta, Buhara, Semerkant gibi şehirler hakkında sayfalar okumuştum. Tarihçeleri, gezilip, görülecek yerleri hakkında bilgiler veriyordu. Ben bunları, hocamdan edindiğim alışkanlıkla, seyahat klasörümdeki sayfalarına kısaca not ettim. Lütfen düşünün bir kere; 1960’lı yıllar. Ben mütevazi bir öğrenciyim. Konya nere, Buhara, Semerkant nere?. Haritada bulmakta bile zorlandığımız, hayalimizden bile geçmeyen yerler. Ama not etmişim. Aradan otuz yıl geçti ve hiç umulmadık bir imkânla buraları, hem de bir ay gibi uzunca bir süre gezmek, görmek nasip oldu. Giderken, bu şehirlerin ve uğrama ihtimalimiz olan çevrelerindeki şehirlerin sayfalarını da alarak yola çıktım. Bu sayede çok farklı yerler, yönler gördüm Çoğu kimsenin bilmediği, merak etmediği, ama benim ilgi alanıma giren çok önemli yerleri, konuları tanımak, resimlemek mümkün olmuştu.

1973’deki ilk Umre yolculuğumuzda uğradığımız Şam’da, o zamanlar için pek fazla bilmediğiz ziyaret yerlerinden biri olan müceddid-i elf-i sânî, Şeyhu’l-Ekber “Muhyiddin-i İbn-i Arabî Hazretleri”nin türbesini, bu klasörümün verdiği bilgi ve hatırlatma ile kendim ziyaret etmiştim. Otele gelince durumu öğrenen ve o büyük zâtın Şam’da medfun bulunduğunu bilmeyen arkadaşlarımın arzu ve ricaları üzerinde, onları da yanıma alarak tekrar ziyaret etmiştim. Mekke’de de böyle olmuştu, Medine’de de. Paris’te de böyle olmuştu, Berlin’de de.

Elhasılı, geçenlerde ziyaretime gelen gençlerle yaptığım sıcak sohbette bunları anlattım. Büyük bir dikkatle dinlediler. Ayrılırlarken hepsinin de gözleri ışıl ışıldı, Hepsi de memnun ve mesrur idi. Onlarım şahsında, benim kırk–elli yıl öncemi gördüm, seyrettim.

Emekleri yağlı, bahtları açık olsun.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri