Bir noktada ayrı, binbir noktada beraberiz…

Adnan Özkafa

Bugünlerde ziyaretler yapıyoruz. Dün yine eski bir dostu ziyarete gittik. Bu dost kamuoyunun yakından tanıdığı eski siyasetçi, şimdi Konya’nın gururu olan bir adreste patronun sağ kolu olan Yusuf İNANÇ Bey.

Lafı eğip büğmeden açıkça söyliyeyim. Beni tanıyan da O’nu tanıyan da her ikimizin hangi siyasi görüşlere sahip olduğunu bilir. Sonuçta biz farklı partilere gönül vermiş insanlarız. Ama ne yalan söyleyeyim. Ben Yusuf Başkan’la olan muhabbet ve dostluğu ezelden dost bildiğim çok kimsede görmedim.

Her ne kadar farklı siyasi görüşte de olsak biz bu toprağın insanlarıyız ve aynı Allah’a, aynı peygambere, aynı vatana, aynı bayrağa gönül vermiş insanlarız. Siyasi parti noktasında, bir noktada ayrılsak bile binbir noktada ortağız!

Kendisi harbi bi adam ve soyadı ile müsemma olan inançlı bir kimse. Şehrin ulemasına, ilim ve fikir adamlarına saygı ve sevgisi olan bir insan.

Dikkatimi çeken bir husus, her ne zaman ziyaretine gitsek mutlaka yanında birileri vardır. Yalnız bu “birileri” sözünü açmam lazım. Öyle abur-cubur ziyaretçiler değil, hep kalburüstü adamlar Yusuf Bey’in ziyaretçileri. Hani ne demişler: “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Şimdiye kadar ne zaman ziyaretine gitsek yanındaki misafirler ya bir Belediye Başkanı, ya bir Üniversite Hocası, ya seçkin bir ilim-kültür adamı, ya saygıdeğer bir işadamı…

Bu ziyarette de öyle oldu. Hiç para-pul, ekonomi konuşmadık. Hem biz, hem de diğer değerli misafirler Kur’an’dan bahsettik, Allah Rasülünü konuştuk, Allah dostu insanları Ali Ulvi Kurucu’yu, Hadimi Hazretlerini konuştuk. Sultan Süleyman’ın onca mal mülk arasında Allah’ı unutmadığını andık. Sonuçta bir holding binasında paradan, puldan daha değerli şeylerin de konuşulabileceğini “hakkalyakin” yaşadık.

Tabi burada “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek” sözünden hareketle Recep Konuk'un hakkını Recep Konuk'a teslim etmek lazım. Adam bu işi biliyor. Kiminle çalışacağını, ekibi nasıl kuracağını biliyor ve arkasından da başarı kendiliğinden geliyor. Ben de bulsam böyle güvenli, samimi bir ekip, Gonya tabiriynen “hiç iki-bir etmem” ertesi gün bir Konya Şeker de ben kurarım!

Evet değerli dostlar, Allah Rasülü “Kim Allah’a ve Rasülüne inanıyorsa misafirine ikram etsin” buyurmuş. Yusuf Bey’in bize özel ikramları da bu inancın gereği olsa gerek, kendisine teşekkür ediyoruz.

Yediğimizi, içtiğimizi bırakın. Ben bu ziyaretten şu dersi çıkarıyorum: İnsanlar birbiriyle kavga etmek için bir-iki sebeb bulabilir. Ama şuna inanın dost olmak için bir-iki-üç… değil, yüzlerce sebeb vardır.

Şu topraklarda partilerin tarihçesi en fazla 80-90 sene. O da kavgayla gürültüyle geçmiş. Ondan önce biz taa Sultan Alparslan’dan, Ertuğrul Gazi’den, Sultan Fatih’ten, Akşemseddin’den, Şeyh Edebali’den… beri tek inanç, tek ideal ile 800-900 sene yaşamışız. Dostça, kardeşçe, omuz omuza hem de dünyayı titretmişiz.

Gördünüz mü bir ziyaretten nerelere geldik? Niyet halis, dostlar halis olunca işte bize de böyle halis bir yazı yazmak nasip oldu.

 

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.