Bir çocuk Allah’ı arıyor

Nevzat Laleli

Gençlerle birlikte yazı serisi (1)

Sevgili çocuklar, şu yaşlı dünyamız neler gördü neler? Kendini diğer insanlardan üstün gören ve “ben onların tanrısıyım” diyen nice zalimler dağ gibi devrildi gittiler, ne Allah dostları da aradan binlerce yıl geçtiği halde hâlâ hayırla anılıyorlar.

İşte Hazreti İbrahim de bu Allah dostlarından biridir ve Allah onu insanlara “doğru yolu” göstersin diye peygamber seçmiştir.

Onun yaşadığı devirde ise bazı karanlık devirlerde olduğu gibi kendini ilah olarak ilan eden, halkına zulmeden onların putlara ve kendisine secde etmelerini emreden Nemrut adında bir kral yaşarmış. Nemrut ve onun emrinde çalışanlar azgınlık ve Allah'a isyan içinde halka zulmederlermiş.

İbrahim’in babası Azer adında bir put yapıcısı imiş ve Nemrut’un emrinde çalışırmış. Çeşit çeşit putlar yapar, bunları fakir halka “bunlar sizin tanrınız” diyerek satar, onların paralarını ellerinden alırmış.

Bir gün kral Nemrut bir rüya görmüş. Korkuyla uyandığında kendini “terden sır sıklam olduğunu” ve vücudunun da “tir tir titremekte” olduğunu görmüş.

Rüyasında, gökyüzünde bir nurun parladığını, güneşin, ayın ve yıldızların bu nurun ışığında kaybolduğunu, o zamana kadar görmediği ve tanımadığı bir kimsenin gelip kendini tahtından kaldırıp yere vurduğunu görmüş.

Sabah olur olmaz hemen müneccimleri (rüyayı yorumlayanları) çağırttırmış ve gördüğü rüyayı anlatıp, bu rüyanın tabirini (yorumlamasını) yapmalarını istemiş.

Müneccimler, Nemrut’a; "Yeni bir peygamberin geleceğini ve dinini yayacağını söylemişler ve bu gelecek olan senin saltanatını da temelinden yıkacak” demişler. Ve ilave etmişler; “Ona göre tedbirini (önlemini) almalısın"

İBRAHİM’İN DOĞUMU

Nemrut bu işin tedbiri (önlemi) kolaydır diyerek, hemen bir ferman (emir name) çıkarmış. Fermanın da; " Bundan sonra kimse erkek çocuk sahibi olmayacak. Her erkek hanımından uzak duracak. Doğan çocuklar, erkekse öldürülecek, kızsa bırakılacak" emrini vermiş.

Sevgili Gençler,

O yıl, bu ferman üzerine öldürülen, 100.000 (yüz bin) kadar masum (suçsuz, günahsız) bebeğin olduğu bize kadar ulaşan bilgiler arasındadır*

Bu sırada Hz. İbrahim'in annesi hâmiledir. İbrahim’in babası Azer, Nemrut’un emrini bildiği için, doğum yaklaşınca annesini kendisinden uzaklaştırdı ve gizlice bir mağaraya götürdü. Onların yaşayabilmeleri için ona yiyecek ve içecekler koydu.

 Hz. İbrahim'i annesi onu mağarada dünyaya getirdi. İbrahim doğduktan sonra annesi onu emzirdi ve mağarayı kapatıp geri şehre döndü.

İbrahim’in annesi Azer’e ," Çocuk çok zayıf doğdu ve hemen öldü" diyerek İbrahim’in korunmasında böyle bir yol tutmayı uygun buldu. Zira kocası da olsa putperest Azer’e güvenemiyordu.

Bu arada kendisi zaman zaman mağaraya gizlice gelip İbrahim (aleyhisselamı) emzirip geri eve dönüyordu. Rivayetlere (anlatılanlara) göre, Hz. İbrahim bu mağarada 16 veya 17 yaşına kadar kaldı. Büyüdü, serpildi.

HAZRETİ İBRAHİMİN AKLI

Hazreti İbrahim mağarada meleklerin gözetiminde ve himayesinde (korumasında) büyüyor, bir taraftan da kendisini ve bulunduğu yerleri kimin yarattığını düşünüyordu. Kendi kendine; “Acaba beni kim yarattı. Benim ilahım kimdir?” soru soruyordu.

Kafası bu ve benzeri sorularla dolu olduğu halde bir gece mağaradan dışarıya çıktı. Gözünün alabildiğince geniş gökyüzünü ve içerisinde kendisine göz kırpan binlerce yıldızı gördü. “Hah, buldum. İşte benim Rabbim, bu yıldızlardır” dedi.

Bir müddet sonra ortalık biraz aydınlanınca yıldızları göremez oldu. “Olamaz, dedi. Bunlar yok oldular. Benim Rabbim yok olamaz” dedi.

Bir başka gece yine mağaradan çıktığında gökyüzünde parlayan ayı gördü. “İşte benim rabbim, budur” dedi. Bir müddet sonra onun da battığını görünce bu da benim Rabbim olamaz. Zira benim Rabbin her zaman var olandır” dedi.

Yine bir müddet sonra güneşin parlaklığını ve ışıtıcılığını gördü. “Rabbim işte bu dur” dedi. Fakat onun da battığını görünce güneşin de Rabbi olamayacağına karar verdi.

Ama bunlardan da önemlisi “benim rabbim, beni ve göktekileri ve yerdekileri yaratan hiç yok olmayan, devamlı var olan bir varlıktır” diyerek, aklı ile “tek tanrı inancına” erişti ve tek tanrı inancının sembolü bir Peygamber oldu.

Sevgili Gençler, Hz. İbrahim’in Nemrutla olan mücadelesini bundan sonra yazımda okursunuz. Olmaz mı?

* Asım Köksal – İslam tarihi kitabı

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.