Beşinci Afet

Sadık Küçükhemek
Gaflet. O, kalbe musallat olan, onu kör eden, onun faydalandığı şeyleri tutan ve ona zarar veren şeyleri ihmal eden, göz ardı eden, devre dışı bırakan dalgınlık ve unutkanlıktır. Gaflet, şerlerin ekserisi için asıldır. Bununla beraber muhakkak o gaflet insanlarda yayılan özelliklerin ekserisidir.
Allah Celle ve Âlâ: “ (Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olman için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. İşte insanlardan birçoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler.” (Yunus: 92)
O (gaflet) vallahi tehlikeli bir hastalık, illet ve derttir. (Bundan dolayı ) Allah (c.c.), ondan sakındırdı ve gaflet ehli ile sohbeti yasakladı.
Sübhanehu ve Teâlâ buyurdu: “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an, (sakın ha) gafillerden olma.” (A’raf: 205)
Sübhanehu ve Teâlâ buyurdu: “Sabah akşam Rablerine, Onun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.” (Kehf: 28)
Gaflet, kalbi temizleyen, ona fayda veren, onu besleyen, onu sıhhate kavuşturan onu iyileştiren ve güzelleştiren şeyleri giderir.
Ey kıymetli kardeşim: Bu gaflet, önünde kesinlikle yayılmış olan hastalıkların ve afetlerin asıllarıdır. Bakışının kapısını muhakkak sen çaldın. (Y ani sen gafleti istedin ve bunun yollarına başvurdun, o da gerçekleşti. ) Allah’a yemin ederim ki, gaflete karşı korunan ve ondan selamete çıkma sebeplerine tutunan kimse için Allah (c.c.) güvence ve sığınaktır. Muhakkak kalbin sıhhati ve onun istikameti, ancak sebeplerine yapışmakla mümkündür. Sebeplerin kapılarını çalmak ve onlara nüfuz etmek gerekir.
Sonuç başa bağlıdır. Bu büyük afetlerden kim kurtulmayı ümit ederse sarılır onun yollarına; zira gemi susuz yerde yürümez. Celle ve Âlâ buyurur: “…Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. ” (Talâk: 4)
Allah’ın sınırlarını koru ki, Kitap ve sünnetin gereğini yerine getir ki, Cenab-ı Allah (c.c.) da seni (her türlü tehlikelerden) muhafaza etsin, (koruması altına alsın.) Onun sınırlarını koru (ki böyle yaparsan), O’nu karşında bulursun. (Yani Allah’ın sınırlarını koru ki, Kitap ve sünnete sarıl ki, Onu önünde bulasın, yardımını ve desteğini alasın.)
Buhari Sahihi’nde Enes’ten rivayet ettiği bir hadis-i şerifte - Allah kendisinden razı olsun- Enes şöyle demiştir: “ Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kul bana bir karış yaklaştığı zaman ben ona bir zirağ (arşın)* yaklaşırım, bana bir arşın yaklaştığı zaman ben ona bir kulaç yaklaşırım, bana yürüyerek geldiği zaman ben ona koşarak gelirim.” (Sahih-i Buhari: 7405)
Celle Şa’nuhu(*) şöyle buyurdu: “Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.” (Ankebut: 69)
Bu hastalıklardan ve afetlerden kurtulma talebinde sarıl azme; niyet et, kesin kararlı ol, süratli hareket et, çabuklaştır. Buhari’nin Ebu Hüreyre’den- Allah kendisinden razı olsun- rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Sadıkul- Mesduk* şöyle buyurdu: “Allah indirdiği hastalık için şifasını da indirmiştir.” (Sahih-i Buhari: 5678)
Allah’a yemin ederim ki, muhakkak kim dininin emrine önem verir, gafletten uyanma konusunda dikkat eder ve kıyamet gününde kurtulanlardan olmayı ümit ederse helak ve telef in sebeplerinden korunduktan sonra tedavi yollarını ve kalbinin selametinin sebeplerini bilmeye gayet hırslı olur. Büyük afetlerden ve mühim hastalıklardan kurtulmak için belirlediğin ilaçların bir kısmından sakın.( Yani kendi mantığınca belirlediğin ilaçların bir kısmından sakın; Kitap ve sünnetin belirlediği ilaçları al ve gereğini yerine getir.)
…………
* Zirağ: Bu kelimenin çoğulu ezruun ve zürânun manası, kol; kolun dirsekten orta parmak ucuna kadar olan kısmı; arşın 68 cm mıs. Geniş bilgi için bkz: Arapça Türkçe sözlük. Dağarcık. Serdar Mutçalı.
* Celle Şa’nuhu: (Allah (c.c) anıldığında tazim için kullanılan ifade ) Onun şanı çok yücedir.
* Sadıkul- Mesduk: Hz. Muhammed (s.av.) Efendimizin sıfatı olup, doğru söyleyen ve doğruluğu tasdik edilmiş olan.
-----------
Kaynak:
Salahu’lkulûp, S: 30,31, 32; Halid Bin Abdullah bin Muhammed Elmuslıh, Dâru’l vatan linneşr- Riyad (Söz konusu eser Arapçadır.)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.