Belki

.

Bu kelimeyi şüpheden sıyırıp umuda katalım. Belki söylediğimiz şeyler kaderimiz olur. Çünkü kader iradeden bağımsız değildir. Acı gelse de bazı şeyler, onun üstüne belki ile başlayan olumlu bir cümle kuralım; belki kalbimiz ferahlar.

Belki içinde ağladığın bütün hikâyelerin neticesi gülmeye varacak. Belki kaybettiğini düşündüğün gün kurtulduğun gündür.

Belki doğduğun gün alnına hala fark edemediğin güzel bir nişan yazılmıştır. Sadece sana özel bir özellik yazılmıştır. Belki bir gün sen fark edemesen de başkaları fark edecektir.

Belki yürümeye başladığın gün ayaklarının çıplak olması ya da ciks ayakkabılar yerine gıslavet olması senin bugününü daha iyi anlaman içindir. Yokluğu anlamakla varlığı düşüncesizce harcamak arasındaki insani farkı fark etmen içindir. Belki de ayaklarının ıtırlı dikenli yollara alışması içindir.

Büyüdüğünü düşündüğün gün hala seni bir yere koymamışlarsa belki ‘ego’ nu kırman içindir. ‘Terbiyenin yetimi haline gelmemen’ içindir. Zira ‘kendini beğenen başkalarını beğenmez, başkaları da onu beğenmez.’

Ve biraz daha büyüdüğünde hala kendinin ve başkalarının gözünde kendine ait bir ‘ben’ arayıp ta bulamıyorsan bu ‘lâşey’ olman gerektiğini bilmen içindir. Gavsi der ki;

“Sen tecelli eylemezsin perdede ben var iken,

Şart-ı izhar-ı vücudundur adîm olmak bana.”

Ben dersen O’nu bulamazsın. Kendi darlığında kalırsın. Tasavvuf ehli; “ya lâşe olursun ya da lâşey…” der. Belki birilerinin seni bir yerlere koyması senin mutlak aczini fark etmene engel olacaktır.

Belki aldandığın gün adandığın gün olacaktır. Aldanmak, neye hangi ölçüde sırtını dayayacağını anlaman içindir. Kâinattaki her varlığın hamurunda bir çamurluk olduğunu bilmen içindir. Dosdoğru olana mutlak hakikate yönelmen içindir…

Belki gönlünü endamına kaptırdığın, dünya hayallerinin her anına koyduğun, görünce kalbinin heyecanla kıpırdanışını hissettiğin, ömrünü gönüllüce bağışlamak paylaşmak istediğin… ve kaybedince yandığın yıkıldığın kişi senin cehennemindir. Belki daldığın deniz seni hiç fark etmeden boğacaktır. Ve sen boğulunca kıyıdakiler de birinin boğulduğunu hiç ama hiç fark etmeyeceklerdir. Belki diriyken öldüğünü düşündüğün yaşanmışlıklar, kadere imana tekrar secde etmen içindir…

Gurbeti hüzünle yaşıyorsan belki garipliğin ince ruhunu kavraman içindir. Belki de gariplik dünyanın anlaşılmayan hakikatidir; bunu anlaman içindir.

Bir hastalığın acısını çekiyorsan, belki bu sonsuz ömrüne sınırsız bir güzellik katılsın diyedir. Belki iniltilerin neticesi sırattan hızlıca geçmektir.

Belki de hayatı ‘her şeye rağmen’ yaşamak gerekir. Her şeye rağmen kulluk. Belki şükür kelimesinden çok hamd kelimesinin içine girmek gerekir. Şükür bollukta, hoşlukta söylenen bir kelime. Hamd ise her şey de. Her şeye rağmen hamd ile yaşamak.

Yeryüzünde gezip dolaştığımız, muhatap olduğumuz her varlıkla yaşadığımız mutlu anılar ve imtihanlar belki her seferinde yeryüzünün bir imtihan olduğunu hatırlamamız içindir.

Belki bir gün garipliğin, hüznün, hastalığın, kırılmışlığın; bizi yıpratan takatsiz koyan bütün kareleri birleştirseler ve mutlak hakikatin gözüyle okuyan birine bunların fotoğrafını çiz deseler belki firdevsi bir fotoğraf tablosu çıkacaktır ortaya.

Yolda yürürken kendine ağlama dedi usta. Sakın kendine ağlama dedi. Sen kendin için ağlamaya gelmedin dünya yolculuğuna. Dertlerine değil, çok gülenlere, çok yiyenlere, başını düşünce iklimine uğramadan tasasız yastığa koyup uzunca uyuyanlara ağla… Bunlara ağlayamıyorsan kendine de ağla… Belki ağlama hikâyesinin son cümlesi, ağlamanın ne tatlı şey olduğunu ifade eden bir cümle olacaktır.

Kimbilir, belki içinde ağladığımız bütün hikâyelerin neticesi firdevsi bir cennettir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri