Tarih boyunca; diğer azınlıklar gibi Ermenilerin de, rahat yaşadıkları büyük ülkemizde aydın geçinen bir grup insan; “Türkiye, Ermenilere yaptıklarından dolayı özür dilemeli” diyorlar ve bunu bütün dünyaya duyurmak için de bir imza kampanyası başlatıyorlar. “Biz, kendi adımıza Ermeni kardeşlerimizden özür diliyoruz” diyorlar ve özür metninin altına parlak imzalarını basıyorlar.
Kim bu özür dileme büyüklüğünü (!) gösterenler ve cesur (!) imza sahipleri. Merak ettim ve internet sitesindeki listeyi baştan sona sabırla ve kızmadan dikkatle okudum. Tanıdık simalara da rastladım. Öteden beri bu tip işlerde öne çıkan, zaman zaman ülkeyi karıştırmaktan zevk duyan belgeli aydınlar. İçlerinde; akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, tiyatro ve sinemadan tanıdık simalar, sanatçılar, diplomatlar, serbest meslek sahipleri ve ulusalcılar...var. Halktan veya sivil toplum kuruluşlarından hemen hemen kimse yok. İçlerinde devlet sanatçıları bile var. Yurt dışında Ermeniler tarafından katledilen diplomatların, paşaların ve gazetecilerin torunları da var. Ermeniler tarafından katledilip topluca gömüldüklerini gösteren toplu mezarlardan çıkarılan kemikleri sırıtarak seyredenler bile var. O zaman vicdanları sızlamamış ki, şimdi yüzleri kızarsın ve yürekleri utansın.
Unutulmaması gereken Ermeni sempatizanı listede yer alan isimlerden bir kısmı bizi, hayrete düşürse de hiç önemli değil. Önemli olan Ermenilerden özür dileyen ve özür dilenmesini tavsiye eden sözde aydınların dışında kalan büyük kitle. Acaba bu ihanet derecesindeki gaflete düşen sözde aydınlara karşı büyük kitlenin, yani milletin tepkisi ve tavrı ne olacak? Türk toplumunu dünya nezdinde güç durumda bırakmayı hedefleyen bu ihanet, cezasız mı kalacak? Belgeli aydınlar, Ermenilerden özür dilemek için kampanya başlatmışlar diye biz üzüleceğiz ve sıkıntıya gireceğiz, onlar güle oynaya yaşayıp gidecekler. Hiç birisi dünyevi bir kayba uğramayacak, işinden gücünden olmayacak. Aslında her şeyin bir bedeli olması gerekir. Bunlar bedel de ödemeyecekler. Ne güzel ve hoş görülü bir memleket.
Bu imza kampanyası bize bir gerçeği daha hatırlattı. Demek ki biz, 1905 de ve diğer zamanlarda Türklerin, Ermenilere kötülük yapmadığı ve haksız davranmadığı konusunda dünyayı bilgilendirelim derken, içimizdeki aydınları ihmal etmişiz. Türk diplomasisi dışarıda elde ettiği başarıyı içeride elde edememiş, onların da aydın sayılmalarına rağmen aydınlanmaya ihtiyaçlarının olabileceği düşünülmemiş. Çok güç meseleleri çözmekte kendilerini yetkili ve uzman sayanlar, bu önemli konuyu ters anlamışlar. Bunlar, aydın oldukları kadar aynı zamanda tutucudurlar da. Devletin gidişatına ve millî politikamıza ayak uydurmakta güçlük çekiyorlar. Ermenilerin yerine bizi suçlu zannetmişler ve hiçbir günahı olmayan milletimizi suçlu koltuğuna oturtmuşlar. Veya birileri meseleyi onlara öyle öğretmiş.
Erzurum da, Kars da ve Sarıkamış’da toplu mezarlardan çıkan Ermeni vahşetinin belgesi kadın ve çocuk kemiklerini, Ermenilere ait zannetmişler. Dış ülkelerde görev yapan devlet adamlarımızın, diplomatlarımızın bir Ermeni terör örgütü olan ASALA tarafından hunharca katledilişlerini, eşlerinin ve çocuklarının gurbet ellerde perişan oluşlarını hiç duymamışlar ve görmemişler. PKK terör örgütünün çete başlarının Ermeni olduklarını cümle âlem biliyor da, bizim fırsatçı aydınlar bilmiyor. Geçmişte, Ermenilerin, Osmanlı Devletini arkadan vurduklarına ve askerlerimizi kalleşçe katlettiklerine dair sayısız bilgi ve belge var. Ayrıca ortaya çıkarılan toplu mezarlar da bu iddiayı doğruluyor.
Biz, Türk ve Ermeni arşivlerinin dünyaya açılmasını ve araştırmacıların tetkiklerine sunulmasını yıllardır istiyoruz. Her ne sebeple ise Ermeniler, bizim bu teklifimize sıcak bakmıyorlar. Türkiye’nin bu konuda hiçbir kuşkusu ve Ermeni iddialarını doğrulayan belgeler ortaya çıkar gibi bir korkusu yok. Sayılı ve yetkili tarihçilerimizden ve bilginlerimizden Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu, Türk Tarih Kurumu Başkanı iken bu gerçeği bütün dünyaya cesaretle haykırdı. Konuya ilgi duyanları arşivlere ve tarihi gerçeklere dâvet etti. Bu konuda o kadar çok yazıp çizen ve konuşan olmasına rağmen maalesef Halacoğlu’nun dâvetine icâbet eden olmadı. Çünkü konunun ilmi verilerle ve tarihi belgelerle çözümlenmesini, asırlık kavganın sona ermesini istemeyenler var da onun için.
Bütün bu gerçekler karşısında Ermenilerden özür dilemeyi gündeme taşıyan aydın çeşidi de galiba yalnız bizim ülkemizde var, bilmiyorum başka ülkelerde de var mı?
Bir de başka açıdan meseleye bakalım:
Farz etki Türkler, Ermenilere zulmetti. Bundan dolayı özür dilemek bize ne kazandırır? Ermeniler; “mademki suçu kabul ediyor ve bizden özür diliyorsunuz, biz de sizi affediyoruz, tazminat ve toprak falan da istemiyoruz” diyerek bizimle sarmaş dolaş mı olurlar? Yoksa Türkiye’yi, ellerine fırsat geçmişken dünya kamu vicdanında mahkûm ettirmek için bu özür belgesini ve ihanet listesini delil olarak mı kullanırlar? Bu sözde aydınlar, düşüncelerinin ve teşebbüslerinin milletimize ne kazandırıp, ne kaybettireceğini hesap etmekten âcizler mi? Kendilerine kazandıracak şöhretten ve Ermeni lobilerindeki itibardan başka bu çıkışın Türk toplumuna bir faydası dokunacak mı? Aydın kafalarına yakışır şekilde; “biz bunları hiç düşünmedik” diyorlarsa bizim de söyleyecek bir şeyimiz yok.
Yarın veya öbür gün bu davranışı örnek alan kimseler çıkıp Da PKK’dan özür dilemeye kalkarsa o zaman ne yapacağız? Belgeli aydınlarımız herhalde bunu da düşünürler veya düşünmüşlerdir.
Kim bu özür dileme büyüklüğünü (!) gösterenler ve cesur (!) imza sahipleri. Merak ettim ve internet sitesindeki listeyi baştan sona sabırla ve kızmadan dikkatle okudum. Tanıdık simalara da rastladım. Öteden beri bu tip işlerde öne çıkan, zaman zaman ülkeyi karıştırmaktan zevk duyan belgeli aydınlar. İçlerinde; akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, tiyatro ve sinemadan tanıdık simalar, sanatçılar, diplomatlar, serbest meslek sahipleri ve ulusalcılar...var. Halktan veya sivil toplum kuruluşlarından hemen hemen kimse yok. İçlerinde devlet sanatçıları bile var. Yurt dışında Ermeniler tarafından katledilen diplomatların, paşaların ve gazetecilerin torunları da var. Ermeniler tarafından katledilip topluca gömüldüklerini gösteren toplu mezarlardan çıkarılan kemikleri sırıtarak seyredenler bile var. O zaman vicdanları sızlamamış ki, şimdi yüzleri kızarsın ve yürekleri utansın.
Unutulmaması gereken Ermeni sempatizanı listede yer alan isimlerden bir kısmı bizi, hayrete düşürse de hiç önemli değil. Önemli olan Ermenilerden özür dileyen ve özür dilenmesini tavsiye eden sözde aydınların dışında kalan büyük kitle. Acaba bu ihanet derecesindeki gaflete düşen sözde aydınlara karşı büyük kitlenin, yani milletin tepkisi ve tavrı ne olacak? Türk toplumunu dünya nezdinde güç durumda bırakmayı hedefleyen bu ihanet, cezasız mı kalacak? Belgeli aydınlar, Ermenilerden özür dilemek için kampanya başlatmışlar diye biz üzüleceğiz ve sıkıntıya gireceğiz, onlar güle oynaya yaşayıp gidecekler. Hiç birisi dünyevi bir kayba uğramayacak, işinden gücünden olmayacak. Aslında her şeyin bir bedeli olması gerekir. Bunlar bedel de ödemeyecekler. Ne güzel ve hoş görülü bir memleket.
Bu imza kampanyası bize bir gerçeği daha hatırlattı. Demek ki biz, 1905 de ve diğer zamanlarda Türklerin, Ermenilere kötülük yapmadığı ve haksız davranmadığı konusunda dünyayı bilgilendirelim derken, içimizdeki aydınları ihmal etmişiz. Türk diplomasisi dışarıda elde ettiği başarıyı içeride elde edememiş, onların da aydın sayılmalarına rağmen aydınlanmaya ihtiyaçlarının olabileceği düşünülmemiş. Çok güç meseleleri çözmekte kendilerini yetkili ve uzman sayanlar, bu önemli konuyu ters anlamışlar. Bunlar, aydın oldukları kadar aynı zamanda tutucudurlar da. Devletin gidişatına ve millî politikamıza ayak uydurmakta güçlük çekiyorlar. Ermenilerin yerine bizi suçlu zannetmişler ve hiçbir günahı olmayan milletimizi suçlu koltuğuna oturtmuşlar. Veya birileri meseleyi onlara öyle öğretmiş.
Erzurum da, Kars da ve Sarıkamış’da toplu mezarlardan çıkan Ermeni vahşetinin belgesi kadın ve çocuk kemiklerini, Ermenilere ait zannetmişler. Dış ülkelerde görev yapan devlet adamlarımızın, diplomatlarımızın bir Ermeni terör örgütü olan ASALA tarafından hunharca katledilişlerini, eşlerinin ve çocuklarının gurbet ellerde perişan oluşlarını hiç duymamışlar ve görmemişler. PKK terör örgütünün çete başlarının Ermeni olduklarını cümle âlem biliyor da, bizim fırsatçı aydınlar bilmiyor. Geçmişte, Ermenilerin, Osmanlı Devletini arkadan vurduklarına ve askerlerimizi kalleşçe katlettiklerine dair sayısız bilgi ve belge var. Ayrıca ortaya çıkarılan toplu mezarlar da bu iddiayı doğruluyor.
Biz, Türk ve Ermeni arşivlerinin dünyaya açılmasını ve araştırmacıların tetkiklerine sunulmasını yıllardır istiyoruz. Her ne sebeple ise Ermeniler, bizim bu teklifimize sıcak bakmıyorlar. Türkiye’nin bu konuda hiçbir kuşkusu ve Ermeni iddialarını doğrulayan belgeler ortaya çıkar gibi bir korkusu yok. Sayılı ve yetkili tarihçilerimizden ve bilginlerimizden Prof. Dr. Yusuf Halacoğlu, Türk Tarih Kurumu Başkanı iken bu gerçeği bütün dünyaya cesaretle haykırdı. Konuya ilgi duyanları arşivlere ve tarihi gerçeklere dâvet etti. Bu konuda o kadar çok yazıp çizen ve konuşan olmasına rağmen maalesef Halacoğlu’nun dâvetine icâbet eden olmadı. Çünkü konunun ilmi verilerle ve tarihi belgelerle çözümlenmesini, asırlık kavganın sona ermesini istemeyenler var da onun için.
Bütün bu gerçekler karşısında Ermenilerden özür dilemeyi gündeme taşıyan aydın çeşidi de galiba yalnız bizim ülkemizde var, bilmiyorum başka ülkelerde de var mı?
Bir de başka açıdan meseleye bakalım:
Farz etki Türkler, Ermenilere zulmetti. Bundan dolayı özür dilemek bize ne kazandırır? Ermeniler; “mademki suçu kabul ediyor ve bizden özür diliyorsunuz, biz de sizi affediyoruz, tazminat ve toprak falan da istemiyoruz” diyerek bizimle sarmaş dolaş mı olurlar? Yoksa Türkiye’yi, ellerine fırsat geçmişken dünya kamu vicdanında mahkûm ettirmek için bu özür belgesini ve ihanet listesini delil olarak mı kullanırlar? Bu sözde aydınlar, düşüncelerinin ve teşebbüslerinin milletimize ne kazandırıp, ne kaybettireceğini hesap etmekten âcizler mi? Kendilerine kazandıracak şöhretten ve Ermeni lobilerindeki itibardan başka bu çıkışın Türk toplumuna bir faydası dokunacak mı? Aydın kafalarına yakışır şekilde; “biz bunları hiç düşünmedik” diyorlarsa bizim de söyleyecek bir şeyimiz yok.
Yarın veya öbür gün bu davranışı örnek alan kimseler çıkıp Da PKK’dan özür dilemeye kalkarsa o zaman ne yapacağız? Belgeli aydınlarımız herhalde bunu da düşünürler veya düşünmüşlerdir.